31 Mart 2010

IAMX Davetiye Sorusu!!!

Binboa sponsorluğunda 3 Nisan Cumartesi günü saat 23:30'da Babylon'da gerçekleşecek olan IAMX konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Yapmanız gereken tek şey şu:
"IAMX ile röportaj yapma imkanınız olsaydı hangi soruyu sorardınız?"

Gün bitimine kadar (00:00'a kadar) gelen sorular arasından en güzel soru seçilerek soru sahibi kişi davetiyeyi kapıyor! :)

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

30 Mart 2010

IAMX Davetiye Sorusu!!!

Binboa sponsorluğunda 2 Nisan Cuma günü saat 23:30'da Babylon'da gerçekleşecek olan IAMX konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Yapmanız gereken tek şey şu:
"IAMX ile röportaj yapma imkanınız olsaydı hangi soruyu sorardınız?"

Gün bitimine kadar (00:00'a kadar) gelen sorular arasından en güzel soru seçilerek soru sahibi kişi davetiyeyi kapıyor! :)

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

25 Mart 2010

Richard Dorfmeister Lucca'da

Lounge müziğinin ünlü ismi Richard Dorfmeister, 27 Mart Cumartesi gecesi, Havana Club Rom’un ana sponsorluğunda, Shop&Miles’ın katkılarıyla “Lounge Masters” serisinin ikinci partisi için için dünyaca ünlü DJleri ağırlayan, sıradışı müzisyenleri bir araya getiren Lucca’da müzikseverlerle buluşacak!

Yapımcılık ve DJ performanslarıyla kısa sürede efsaneleşen Kruder & Dorfmeister ikilisi ve Tosca projesiyle tüm dünyada tanınan Richard Dorfmeister, kendine has sound’u ve Viyana’lı köklerinin beslediği duygusallıkla yarattığı parçalar ve mixlediği şarkılardan oluşan DJ setiyle 27 Mart Cumartesi gecesi Havana Club’la hazırlanan mojitolar eşliğinde Lucca’da keyifli bir müzik deneyimi sunacak.

Depeche Mode’dan Madonna’ya, Count Basic’ten Roni Size’a kadar birçok ünlü isimle çalışarak “The K&D Sessions” adlı toplama albümünde sanatçıların remix şarkılarına yer veren Richard Dormeister, aynı zamanda Rupert Huber ile birlikte eleştirmenlerin gözdesi olan Tosca projesini de devam ettiriyor. “Viennese” tarzında yorumladığı downbeat, acid jazz ve dub türlerini; funk, dub, reggea, ambient, fusion ve dope beats öğeleri barındıran eşsiz stili ile birleştiren Dorfmeister, dinleyicilere müzikal çeşitliliğin olduğu bir gece sunmaya hazırlanıyor.

Eğlence, yiyecek – içecek denince ilk akla gelen ve dünyaca ünlü DJleri ağırlayan Lucca, Havana Club’ın ana sponsorluğunda ve Shop&Miles’ın katkılarıyla “Lounge Masters” konseptiyle her ay gerçekleştirdiği partilerin ikincisinde, 27 Mart Cumartesi gecesi Richard Dorfmeister’a ev sahipliği yapacak.

Lucca : Cevdetpaşa Cad. No:51/A Bebek - 0212 - 257 12 55

24 Mart 2010

Fındık Kabuğunda Ceylan Ertem by Sarper Şenol

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Ceylan Ertem'in albüm lansman konserine giden Sarper Şenol'un kaleminden ve cep telefonundan dün geceyi aktarıyoruz sizelere. :)

Ben Amca'nın Peter Parker'a söylediği "Büyük güçle birlikte, büyük sorumluluk da gelir" lafını hayatın pek çok alanına uyarlamak mümkün zannedersem. Örneğin "Büyük şansla birlikte, büyük sorumluluk da gelir". Keza, Ayaklı Etkinlik Takvimi'nin 2 önce post'undaki yarışmanın talihlisi olmanın da getirdiği bir sorumluluk varmış. Sizler şu anda Maral Hanım'ın hiç beklemeden bana yüklediği o sorumluluğu okumaktasınız ve şikayetlerinizi müdüriyete, memnuniyetinizi ise dostlarınıza aktarırsanız sevinirim.

Çok yakından takip etmediğim, sadece Anima'dan tanıdığım bir sesti Ceylan Ertem. Anima'nın dağıldığını ve Ertem'in solo albüm yapacağını da aylar önce tesadüfen Ekşi Sözlük'te okumuş, pek bir tepki vermemiştim. Dün akşamki albüm lansman konserinin bu kadar keyifli geçeceğini öngörebilseydim, verirdim...

Konsere ilgi -ne yazık ki- bir hayli azdı. Hatta, Babylon'da gördüğüm en tenha konserdi desem yeridir. Dinleyicilerin çoğunun Ertem'in ve yanında çalan diğer müzisyenlerin çevresinden olduğunu görünce kendimi biraz misafirliğe gitmiş gibi hissetmedim desem yalan olur. Neyse ki bu hissiyatımın ömrü uzun olmadı, zira Ertem'in sahnedeki samimiyeti, kitlenin küçüklüğünü bir avantaja, hatta bir ayrıcalığa çevirecek cinstendi.

Müzikler üzerine çok bir şey söyleyebilecek yetkinliğe sahip değilim. Kısaca şunu söyleyebilirim ki; onlarca başarılı müzisyenin katkısı, Ertem'in şarkılarındaki samimiyet ve özenle bir araya gelince ortaya sonucu toplamından daha büyük olan bir denklem çıkmış. Gerek kendi şarkıları, gerekse yaptığı cover'lar kulakların pasını silecek cinsten...

Biri konserin başında, diğeri de sonunda olacak şekilde iki adet video klibini izledik. İkisi de fırından yeni çıkmış, henüz televizyonlara internetlere düşmemişler. Albümün kendisi gibi, klipler de hevesle beklemelik. Galiba kliplerin bir tanesi haftaya yüzünü gösterecekmiş.

Konserin belki de tek bir defosu vardı, o da çok kısa sürmesiydi. Sanki Ceylan Ertem'le tanıştık, iki cümle ettik etmedik ve bunu saymayız bir dahakine daha uzun oturalım deyip kalktık gibi oldu biraz. İngilizce'de "In a nutshell" diye bir tabir vardır ya hani, işte aynen öyle tanıdık dün akşam Ceylan Ertem'i, şimdi devamını bekliyoruz...

Bu satırların yazarı Sarper Şenol, müzik alanına Ayaklı Etkinlik Takvimi blogunun sahibi Pelin, ya da kadrolu yazarı Maral kadar hakim olmamakla birlikte tam zamanlı bir müzik dinleyicisi olarak yaşamını sürdürmektedir. Kendisinin düzensiz aralıklarla yazdığı bir blogu da mevcuttur.

23 Mart 2010

Post Dial'dan Yeni EP: You Are Not Alone



Peyote, Dogz Star konserlerinden sonra Rock'n Coke'ta da sahne alan ve daha sonra Zoot Woman konserinin ön grubu olan Post Dial, yeni EP'leri You Are Not Alone'u 21 Mart'ta çıkarttı.

Yiğit ve Sinan'ın uzun uğraşlar, uzun çalışmalar sonucunda ortaya öyle bi' EP çıkmış ki indirdiğim günden beri başka bişi dinleyemiyorum, öyle diyeyim size! Kendi web sitelerinden indirebileceğiniz EP, internete koydukları ilk saat 200'ün üzerinde download edilmiş ve hala da download edilmeye devam ediliyormuş.
EP'yi indirdiğinizde içinden Onur Sönmez'in tasarımını yaptığı cover ve kartonet tadındaki PDF dosyası çıkıyor. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim. PDF'in 5. sayfasında kendi adımı ve Pelin'in adını görünce çok mutlu oldum! :)

Gelelim benim favorilerime... EP'yi ilk dinlediğimde Sway'i çok beğendim zannederken 2. dinleyişimde Will You Let Me Sleep'e hayran oldum. 3. dinleyişimde ise Next Big Thing'e kelimenin tam anlamıyla hasta oldum! Her dinleyişimde bütün şarkıları ayrı ayrı beğendiğimi anlamam çok zamanımı almadı doğrusu ;) Ama iddia ediyorum Will You Let Me Sleep'in aklınızdaki ve kulaklarınızdaki yeri bambaşka olacak!

Nisan ayı itibariyle konserlere başlayacak olan Post Dial, tanıdıklarımız diye söylemiyorum; ama çok çok iyi yerlere doğru ilerliyor. Sözlerime burada son verirken ilk konserlerinden sonra kendileriyle röportaj yapacağımızın haberini verdikten sonra konser tarihlerini tekrar hatırlatmak istiyorum:


3 Nisan @ Dogz Star
16 Nisan @ Roxy
13 Mayıs @ Babylon
29 Mayıs @ Peyote

22 Mart 2010

Ceylan Ertem - Davetiye Sorusu!!!

23 Mart Salı günü saat 21:30'da Babylon'da gerçekleşecek olan Ceylan Ertem'in albüm lansman konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 13. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Ceylan Ertem'in çıkacak olan ilk solo albümünün adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

16 Mart 2010

MFÖ Davetiye Sorusu!!!

Binboa sponsorluğunda 19 Mart Cuma günü saat 22:00'da Jolly Joker Balans'ta gerçekleşecek olan MFÖ konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 15. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"MFÖ 1985 yılında hangi şarkıları ile Eurovision'a katılmıştır?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...
Not: Sadece 1 kere mail atıp katılma hakkınız var. 1'den fazla mail gönderenlerin cevapları dikkate alınmayacaktır.

12 Mart 2010

Post Dial - You Are Not Alone

Post Dial, yeni EP'leri You Are Not Alone ile sahnelere kısa bi' süre içinde geri dönüyor! Tabii Sinan ve Yiğit bunca zaman içinde boş durmayıp bi' de teaser hazırlamışlar bunun için Onur Sönmez ile birlikte. Ellerine sağlık hepsinin... 21 Mart itibari ile You Are Not Alone downloadable hale gelecek, aklınızda bulunsun ;)
Ha bu arada... Ajandalarınıza şimdiden kaydedin derim. Post Dial, yeni EP'lerinden hemen sonra konserlerine kaldıkları yerden devam ediyor. Aşağıda tarih ve mekan bilgilerini bulabilirsiniz. Konserlerinde görüşmek üzere ;)

3 Nisan @ Dogz Star
16 Nisan @ Roxy
13 Mayıs @ Babylon

11 Mart 2010

MFÖ Davetiye Sorusu!!!


Binboa sponsorluğunda 12 Mart Cuma günü saat 23:30'da İzmir Ooze Venue'de gerçekleşecek olan MFÖ konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 11. kişi davetiyenin sahibi olacak.

O halde geçiyorum soruma:
"2009 San Francisco World SpiritsCompetition'da 21 ülkeden 450'nin üzerinde içki markası arasından"Dünyanın en iyi aromalı votkası" seçilen votka hangi Binboa ürünüdür?"
Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

8 Mart 2010

Ufak Bir Duyuru

3 ay gibi bir süre ihmal ettik blogumuzu fakat dönüşümüz muhteşem oluyor.
Daha sık güncellenen, içinde daha çok röportaj bulabileceğiniz Ayaklı Etkinlik Takvimi'ni sıkı sıkıya takip etmeniz için bir başka neden ise elbetteki ki davetiyeler!
Bu hafta itibariyle sadece İstanbul ile sınırlı kalmayıp İzmir, Ankara gibi diğer şehirlerde gerçekleşecek olan konser/etkinlikler için davetiye veriyor olacağız. :)
Ben olsam takip ederdim ;)

6 Mart 2010

LABYRINT



2004 yılından bu yana Amsterdam’ın en önemli mekanlarından kabul edilen Paradiso’da düzenlenen, dünyanın her yanından önemli yapımcı/DJ’leri konuk eden LABYRINT, elektronik müzikteki zengin çeşitliliği ile 12 Mart Cuma akşamı santralistanbul TAMİRANE’de!


Amsterdam’da 5 yıldır düzenlenen LABYRINT, toplam 25 partide 10.000’e yakın izleyiciyi ağırladı. Richard Dorfmeister, Atjazz, Rainer Truby, Charles Webster, Domu, Rodney Hunter, Talvin Singh, DJ Yakuza gibi önemli isimlerin performanslarına ev sahipliği yapan LABYRINT Mart, Nisan, Mayıs aylarında santralistanbul TAMİRANE’de!

Ağırlığını Hollanda’nın kesinlikle kaçırmamanız gereken yeteneklerinin oluşturduğu, unutamayacağınız bir performans gecesine davet ediyoruz. Amsterdam partilerinin vazgeçilmez VJ’lerinden VJ Aineko, etkileyici beat’leri ile Nobody Beats the Drum, geniş arşivleri ile When Harry Met Sally & Tess is More ve Türkiye’nin uluslararası saygınlık kazanmış DJ’lerinden Murat Uncuoğlu unutulmaz bir gece yaşatacaklar.

NOBODY BEATS THE DRUM
Kontrol masasında Sjam, klavyede etkileyici beat’ler yaratan Jori ve görselleri hazırlayan Rogier’den oluşan NBTD, grup için özel olarak tasarlanmış üç perdelik videoları ile bütünlük sağlayan bir performans sergileyecek.

NBTD grubunun breakbeat, hip hop ve house, elektro gibi farklı müzik türlerinden öğeler içeren karışımının seyirciyi kamçılayan ve ritimleriyle coşturan canlı performansları, izleyenleri günlerce konuşturacak.

WHEN HARRY MET SALLY & TESS is MORE
Amsterdam’da kendi düzenledikleri partiler ve Mysteryland, Dance Valey, Solar, Rockit gibi büyük etkinliklerde, kendi sadık hayranlarıyla düzenli olarak buluşan WHMS & TESS is MORE, old-school house müziğine duydukları sevgiyi tech-house, minimal ve electro’dan rock ve disco’ya uzanan geniş arşivleri ile santralistanbul TAMİRANE’de de dile getirecekler.
Hyves - When Harry Met Sally & Tess is More

MURAT UNCUOĞLU
Türkiye’nin en önemli yapımcı/DJ’lerinden biri olan ve defalarca Amsterdam’ın önemli mekanlarında çalan Murat Uncuoğlu, bu defa Hollandalı yapımcı/DJ’ler ile LABYRINT İstanbul’da performans sergileyecek.
MySpace - Murat Uncuoğlu

VJ AINEKO
Amsterdam Paradiso’da düzenlenen meşhur SEEN gecelerinin baş VJ’i olan Kristel nam-ı diğer VJ Aineko hünerlerini, LABYRINT İstanbul için özel olarak hazırladığı görseller ile sergileyecek.

5 Mart 2010

Hayko Cepkin Albüm Tanıtım Konseri

Sandık Açılıyor!




Yapmış olduğu iki albüm, sahneye taşıdığı hikayeler, Türkiye’de hiç görülmemiş sahne performansları, şarkı sözlerindeki derinlik, çekilen video klipler ve son dönemde kendi tarzı dışına çıkarak dahil olduğu farklı projeler ile Hayko Cepkin, geçtiğimiz beş yıl boyunca her zaman kendisinden söz ettirdi... 2010 yılı itibarıyla da yeni albümü Sandık ile tüm Türkiye yine onu konuşacak!

İnsan doğasındaki varoluş ve yok oluşun anlatıldığı yeni albümde, söz-müzik ve düzenlemeler Hayko Cepkin’e ait. Her bir parçanın farklı çizimlerle yansıtıldığı albümden yayımlanacak olan ilk video klip ise Yol Gözümü Dağlıyor olacak. Behnan Shabbir imzalı illüstrasyonlarıyla da dikkat çeken bu albümle her bir parçaya klip çekmek istediğini söyleyen Hayko Cepkin, canlı performansları için de yine oldukça titiz davranıyor ve bu kez en büyük hayali olan sahne dekorunu Sandık'tan çıkarmaya hazırlanıyor. Her yere taşınabilir sahne dekoru ile konser alanlarını kendine has bir şekilde renklendirecek olan sanatçı, yeni albümle gelen daha sert bir sound ile müzikseverleri büyüleyecek.

Tamamen yenilenen sahne performansları, müzikal bütünlük, Hatice Gökçe imzalı yeni kıyafetler ve aklınıza gelmeyecek birçok şey Sandık'tan çıkmayı bekliyor.

Sanatçı, Sandık adlı albümünün ilk konserini 14 Mart 2010 Pazar günü Bostancı Gösteri Merkezi’nde verecek...

4 Mart 2010

HÜ Albüm Tanıtım Konseri

Cem Yıldız’ın proje tasarımını ve yapımcılığını üstlendiği, hepimizin aşina olduğu türkü ve deyişlerden oluşan ve Smadj’ın özgünlüğü bozmadan elektronik altyapılarla zenginleştirdiği albümde Özbek müzisyen Rüstem Mahmudzade de yer alıyor.
"HÜ" albümünün tanıtım konseri 6 Mart Cumartesi akşamı saat 21:30'da, garajistanbul’da...

Farklı kökenden ve inançtan sınır tanımayan müzisyenlerin bir arada HÛ çekerek müzikle vücut bulmalarına tanık olacağımız konserde ayrıca, Geçiciişgalpp dans gösterisi de yer alacak. Aleviler'in geleneksel dansı Semah figürlerinden yola çıkarak Şule Ateş'in tasarladığı danslar, Emre Çelik'in koreografisiyle, çağdaş dansçılar tarafından sergilenecek.

Cem Yıldız, Zülfü Livaneli, Şükriye Tutkun, Yıldız Tilbe’ye sahne performanslarında bağlama sanatçısı olarak eşlik etti. 1999 - 2000 yılları arasında “Halimiz Ahvalimiz” isimli 8 albümden oluşan Türk Halk Müziği koro albüm çalışmasına hem korist hem de bağlama sanatçısı olarak eşlik eden Cem Yıldız, etnik-elektronik müzik yapan “Orient Expressions” adlı grubu ile tanınıyor. 2008 yılının son aylarında çıkan Orient Expressions’ın son albümü “Kırık Kalpler Albümü” ile konser programlarına ve birçok farklı müzik çalışmalarına devam etmektedir.

Jean-Pierre Smadja (Smadj), oryantal ve Brezilya müziği, funk, soul ve folk duyarak büyüdü. Müzik yaşamını Free Jazz çalarak sürdürürken elektronik müziği özellikle de "breakbeat”i keşfetti. Bu tınıların karışımından elde ettiği deneyimlerle 94'te "Tatoom" adlı ilk grubunu kurdu. Drum'n bass Dj’leriyle jam session’lar yapan Smadj, Erik Truffaz, Bobby Few gibi isimlerle çalıştı. 6 yıl önce İstanbul’a yerleşen sanatçı, Duoud'un ikinci albümü için Yemenlilerle farklı bir çalışma gerçekleştirdi. Aynı sene Türkiye’de S.O.S. (Smadj, Buziki Orhan ve klarnet ustası Savaş Zurnacı) adlı nostaljik Türk şarkılarının Smadj’ın elektronik müzikle harmanladığı bir grup kurar. Şu anda Burhan Öcal'ın Strings Project adlı projesinin Doublemoon tarafindan piyasaya çıkartılacak olan albümünün artistik direktörlüğünü üstlenmektedir.

Rüstem Mahmudzade, kendi bestelerinden ve aranjelerinden oluşan toplam yedi albüm çıkardı. Hindistan’da bulunduğu dönem boyunca birçok film müziğine imza attı. Yıldız Osmanova, Azede Nusayidova ve Elver Saneyif’in aranjörlüğünün yanı sıra birçok sanatçı ile ortak çalışmalar yaptı. Tüm bunlara ek olarak sanatçı, Almanya’nın Blue Flame Müzik Şirketine bağlı olarak 2 yıl boyunca aranjör ve besteci olarak çalıştı.

Sakin @ Ghetto



İtiraf ediyorum ben Sakin'i çok geç keşfettim. Daha yeni çıkacakları sırada tanışabilme imkanım varken şanssızlık eseri tanışamadık. Hayko Cepkin'in gitaristi Umut Töre'yi bilenleriniz bilir. Kendisi müzikkariyerinin dışında bi' fotoğrafçı...
Sakin'in albümü çıktı çıkacak zamanlarında Umut, Sakin'infotoğraflarını çekecekti stüdyosunda ve beni de çağırmıştı o çekime; fakat şu an hatırlayamadığım bi' nedenden dolayı gidememiştim.Velhasıl kelam Sakin'i taa o zamanlar dinlemiş ve Sakin'in bağımlısı olmuş olabilirdim. Varsın olsun, geç olsun da güç olmasın... Ardından şans bu ya, Rock'n Dark'ın basın toplantısının olduğu gün Rakun Müzik tayfasının birçoğu orada olduğu gibi Sakin'in davulcusu Soner Özışık da oradaydı ve nihayet o dünya tatlısı, neşeli adamla tanıştık!

Hani kimi albüm vardır insan dinleye dinleye alışır... Sakin daha ilk dinlememde direkt tavlamıştı beni. Rakun Müzik'ten zaten kötü bir grup çıkmayacağı için gönülrahatlığıyla Sakin'i dinleyebilirsiniz.
Bu zamana kadar geceli gündüzlü Sakin'i dinliyor olmama rağmen onları canlı izleme şansını 24 Şubat'taki Ghetto konserinde yakaladım. Friendfeed'in tanınan isimlerinden ve Gren'in büyük hayranlarından Oğuzcan Şahin'le birlikte gittik konsere. Biraz geç kalmamdan ötürü ilk 2 şarkıyı kaçırmanın acısıyla attım kendimi içeri. Bu arada ilkdefa bi' grubun sahneye tam vaktinde çıktığını gördük! Hayranlık uyandırıcıydı gerçekten!!!

Hafta içi olmasına rağmen insanlar Sakin için bildiğiniz akın etmişti Ghetto'ya! İş çıkışı takım elbisesiyle gelenler mi ararsın, en önde sahneye yapışarak hayranlıkla izleyenler mi dersin, orta bölgede zıplaya zıplaya şarkılara eşlik edenler mi... Bunları gözlemlediğim an anladım ki Sakin'in gerçekten belli bi' kitlesi var. Hani "Bu akşam evde oturmasak da ne yapsak? Hah, konsere gidelim!" diye yola hasbelkader çıkmış insanlar değillerdi. Belli ki Sakin'i adım adım takip eden insanlardı işte...
Sakin'in vokali olan Onur Özdemir'in üzerine giydiği "şey" güzel ve acayipti! (Unutma ki acayip olan şeyler de güzel olur okuyucu!) Deriyi andıran şeritlerle parça parça bedenini sarmış bir "şey"di. Kıyafetlerinin tasarımcısının kim olduğunu merak etmiyor değilim; çünkü ara verdikten sonra giydiği gömleksiz bembeyaz frak fikri de bi'acayipti! Röportaj yapma imkanımız olursa (ki olacak inşallah, içimedoğdu hehe) muhakkak soracağım sorulardan bi' tanesi de bu olacak! Bu arada konserleri yaklaşık 1.5 saat sürüyor ve ara veriyorlar(sanırım Onur'un kostüm değiştirmesi için).

Her ne kadar Oğuzcan ses sistemini beğenmemiş olsa da Oğuzcan kadar idealist davranmadım ve benim için gayet iyi geçen bi' konser oldu. İlk albümlerinin yanı sıra üzerinde çalıştıkları yeni albümden de bol bol çaldılar. Hatta o kadar çok çaldılar ki bi' an albüm lansmanına gelmiş olduğumuzu bile düşündüm! Şaka bi' yana, yeni şarkılar da en az ilk albümdekiler kadar başarılı! Ve ufak bi' not... Katılmadan duramıyorum Oğuzcan'ın yorumuna: "Sakin artık çok fazla sakin değil!" Hemen yanlış anlaşılmasın, kafalar karışmasın. Agresif müzik yapmaya başlamamışlar elbette. Sadece bi'tutam daha... Daha... Hmm, bu kısmı 2. albüm çıktığında dinlediğiniz zaman anlayacaksınız ne demek istediğimi ;)

Tamamen Sakin'den bağımsız olarak Ghetto ile ilgili diyeceklerim var:
  • Konser arasında çıktığınızda kapısında sigara içmenize kapıdaki bodyguard arkadaş laf ediyor kapı önünde kalabalığa neden olacaksın diye! Görenler üşüşürlermiş mantığı herhalde... Bunun için Ghetto'nun terasını kullanabilirmişiz nikotin seven insanlar olarak.
  • Konser sırasında sahnenin arkasında duran dev perdeye sahnedekilerin görüntülerini yansıtma fikri şahane! Konser sırasında siyah-beyaz çokgüzel görünüyor. Unutmadan geçmeyelim, yan duvarlara da açılı verenkli bi' şekilde sahnedekileri yansıtmaları da ayrı güzel bi'düşünce...
  • Sahne çevresini kollayan bodyguard'ımsı arkadaşlardan bi' tanesi ile tam giderayak takışıyorduk. Rakun'dan fotoğraf çekme konusunda iznim olmasına rağmen anlamadan, açıklamamı dinlemeden aşırı ukala tavırlarla fotoğraf çekmemi engellemek üzere "Siz biraz şu tarafa geçer misiniz!" diyerek kışkışlaması çok saygısızcaydı! "Zaten son kareyi çekip gidiyorum" demem üzerine de sahne önünde fotoğraf çekenleri gösterip "Ama onlar buranın fotoğrafçısı!" demesi ile beni hangi uzvuyla dinlediğini gösterdi...

Toparlayacak olursam... Sakin'i sıkı sıkı takip edin derim. Bi' dahaki konseleri kaçırmamak için Facebook ve MySpace'ten takip edin.

Geceden birkaç kare için buyrun: Sakin - Ghetto konseri
Sakin - Facebook
Sakin - MySpace
P.s: Sakin'in official sitesi expire durumlarında. Umarım bi' an önce hallederler ;)

28 Şubat 2010

Beatles Remasters Party


Bir süredir ortalarda yoktum, yoktuk. Hem vakitsizlikten hem de sağa sola koşturmaktan dolayı bir türlü vakit ayıramadık güzelim blog'a; fakat bugün itibariyle geçmiş zamanın telafisini yapma yolunda bir adım atmış bulunuyorum.
Daha gönlümde taptaze olan bir etkinlikten bahsetmek istiyorum. Geçenlerde Açık Radyo 15. yaşını düzenlenen Beatles Remasters Party ile kutladı. Beatles'ı 15 yaşında dinlemeye başlamış insanlar da vardı, 15 yaşında olup şu an Beatles dinleyenler de... Her partide nasip olmaz bu kadar geniş bir yaş aralığı görmek. Her partide bu kadar uzak nesiller birleşmez. "Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo" bütün jenerasyonlara da açık olduğunu göstermiş oldu.
Bir ara DJ'imiz Ömer Madra'ydı. Beatles şarkıları çalarken ne kadar keyif aldığını görseniz, inanın benim kadar mutlu olurdunuz. Aynı keyfi yaşamak için biraz Beatles dinlemeniz yeterli.
Mutlu yıllar Açık Radyo ve yine görüşmek üzere Beatles!
NOT: Beatles şarkılarından alıntı yapılmadan yazılmış ilk Beatles içeren yazı olarak kayıtlara geçsin lütfen bu post ;))

8 Kasım 2009

Gren @ Babylon & Balans Jolly Joker

Gren konusunda Maral -haklı olarak- objektif olamayacağını belirterek bu postu bana gazladı. :)
Farkındayız, epey geç kaldık bu 2 konseri de yazmak için... 13 Ekim'de Babylon'da, 29 Ekim'de ise Balans Jolly Joker'da konser verdi Gren... Babylon konserine her ne kadar ben biraz geç kaldıysam da en güzel kısmına yetiştiğme inanıyorum. Mor ve Ötesi'nin çok sevdiğim şarkılarından birisi olan Bazen'i coverladılar, mest oldum! Konserden birkaç gün sonra da YouTube'a koymuş çekenlerden birisi. Onu da sizle paylaşmak istiyorum. Orjinalinden daha güzel cover derler ya, işte tam da öyle bir şey... Bu arada unutmadan linkini vereyim: Gren - Babylon fotoğrafları

29 Ekim'de ise Kül ile birlikte Balans Jolly Joker'dalardı. Doğruyu söylemek gerekirse Kül'ü daha önce birkaç kez duymuş olduğum halde hiç dinlememiştim. Bu sefer kısmet oldu. Tavsiye ediyor muyum? Kesinlikle! Arın'ın sesinin çok güzel olduğunu söyleyebilirim... Kül'den sonra sahneye çıkan Gren için bu sefer ilgi daha büyüktü gibi geldi bana. Normalden biraz daha fazla insan kalabalığı vardı. Şarkılara eşlik eden insan sayısı daha fazlaydı. Hatta bu kez izleyiciler arasında Mor ve Ötesi'nden Harun da vardı. Kendi şarkıları olan Bazen cover'ını çok beğendiği kulağıma gelenler arasında :)) Gren - BJJ fotoğraflarına yönlendirirken sizlere üzücü bir haber veriyorum. Gren'in 2009 içinde bir sonraki konserinin ne zaman olacağı belli değil...

21 Ekim 2009

Post Dial @ Otto Santral


Post Dial'ın Rock'n Coke'tan sonraki ilk performansı Otto Santral'daki Zoot Woman öncesindeydi. Her ne kadar kısa bir performans olduysa da Post Dial özlemimi biraz giderdiler. mp3'lerini dinlemekle canlı canlı ve bangır bangır dinlemek arasında dağlar kadar fark olduğu için hala canlı dinlememiş ve izlememiş olanlarınız varsa, -düşünmek bile istemiyorum ama- hala Post Dial'ın varlığından haberdar değilseniz çok şey kaçırıyorsunuz demektir!
Otto Santral'ın tıklım tıklım olduğunu söyleyemem; ama insanların ilgiyle izleyip kendilerini dansa verdiklerini rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta öyle ki 2 genç kız kendilerini daha fazla tutamayıp sahneye atladı ve Yiğit ile Sinan'ın yanında dans etmeye başladı. (Gerçi sonradan öğrendim, sahneye çıkıp dans eden kızlar Yiğit ve Sinan'ın arkadaşlarıymış; ama olsun öyle bi' görüntü gerçekten hoş oldu)
Bu arada, Post Dial bu aralar yeni bi' EP yapıyormuş. EP biter bitmez röportaj sözü aldık kendilerinden :)
Bi' dahaki konserleri ne zaman bilmiyorum. MySpace'lerinde de yazmıyor herhangi bir şey; ama bana kalırsa artık kış sezonuna girdiğimizden ve mekanlar da teker teker açılmaya başladığından dolayı Post Dial'ı gene Peyote, Dogzstar vb. mekanlarda görebiliriz diyerek sözlerime burada son verirken konser fotoğraflarına yönlendiriyorum sizleri: Post Dial - Otto Santral

13 Ekim 2009

Gren - Sen

Röportajı yaptık, onlar da nihayet klibi yayınladılar... Aranızda hala izlememiş birileri varsa buyursunlar...
Ufak bir hatırlatma: Gren bu akşam 21:30'da Babylon'da, konser kritiği de yarın veya öbür gün burada :)

6 Ekim 2009

Akbank 19. Caz Festivali'nden Davetiye Şansı


Caz dünyasından birbirinden başarılı isimleri şehrimize getiren Akbank 19. Caz Festivali, cazseverlere bu yıl programında yer alan konserlere toplam 10 çift davetiye kazanma şansı sunuyor. Şehrin caz haline büründüğü Akbank 19. Caz Festivali kapsamındaki konserlerden birine çift kişilik davetiye kazanmak için tek yapmanız gereken festival programına ilişkin hazırlanan sorulara doğru yanıt vermek. Bol şanslar! Sorular için buyrun sayfasına: Akbank Sanat

24 Eylül 2009

Jehan Barbur

Çok değil, bundan birkaç ay önce tesadüfen keşfettim Jehan Barbur'u ve "Nasıl olur da böyle bi' sesi kaçırdım!" diyerek utandım... Tam albümünü yalayıp yutmuşken yaz dönemi nedeniyle konserlerine bi' süre ara vereceğini öğrendim.

Nihayet 14 Eylül'de Nardis Jazz Club'da kendisini canlı izleme, dinleme imkanım oldu. Kırmızı saçlı, minik ve son derece zarif bi' kadın... O kadar yakışıyor ki sahneye! Şarkı aralarında rakısından bi' yudum alıyor, seyircisiyle biraz sohbet ediyor ve sürekli ne kadar heyecanlı olduğundan bahsediyor. İlk Nardis konseriymiş meğerse. Şarkılarını bilip onlara eşlik edenlerin sayısıda hatırı sayılır bi' çoğunluktu hani...
O geceye dair tek bi' şeyi eleştirebilirim. Tam yan masamızda oturan yaşları 25-28 arasında olan seyirci (ağır olacak belki; ama fazlasıyla hakettiler!) müsveddeleri... Konser başından sonuna kadar vıdı vıdı konuşmalarıyla, kahkahalarıyla Jehan Barbur'un sesini bile bastırıyorlardı. Bi' ara kendilerinden rahatsız olan ve bunu belirten birisiyle ufak çapta tartıştılar bile ve Nardis'ten ayrılırlarken "Bu ortamın bize tahammülü kalmadı, biz gidelim en iyisi" diyerek gene o çirkin kahkahalarıyla ortamdan ayrıldılar. İzlemeyi, dinlemeyi bilmeyenlerin "nezih" diye nitelendirilecek ortamlara neden girdiklerini ve neden çoğu insanın rahatsız olmalarına rağmen içeride tutulduklarını anlayamıyorum! Kaldı ki tüm masaların üzerinde "Performans sırasında sessiz olduğunuz için teşekkür ederiz." uyarısı da var...
Her neyse, bunları da bi' güzel içimden atmamdan sonra sizi Jehan Barbur'la başbaşa bırakıyorum...



14 Eylül 2009

10 Eylül 2009

Gren Röportajı

Ayaklı Etkinlik Takvimi, albüm için ayrı, konser için ayrı, klip için ayrı beklediğimiz; ama bekletmelerine değen Gren ile konuştu :)







9 Eylül 2009

Digital Age - Twitter'da Takip Etmeniz Gereken 50 Kişi

Digital Age'in bu ayki kapak konusu Twitter'da takip etmeniz gereken 50 kişi...
Kimler var bu listede hızlıca aklımda kalanları sayayım: Selçuk Erdem, Oray Eğin, Serdar Turgut, Murat Bardakçı, Mehmet Turgut, Erdil Yaşaroğlu...
50 kişiden birisi olmaya layık gördüğü için Murat Kaya'ya teşekkürü bir borç bilirim :)
O halde takip edin bakalım: Twitter - Pelin Ekmekçi

3 Eylül 2009

Rebecca Ward

Milk, 3 Eylül'de Amerikalı enstelasyon sanatçısı Rebecca Ward'u ağırlıyor.
1984 doğumlu sanatçının enstelasyonları özünde mimarı yapıya sahip. Renkli bantlar kullanarak 3 boyutlu çizgisel hareketler yaratan sanatçı, sadece o mekana özgü, tekrar edilemez yerleştirmeler yaratıyor. Varolan ışıkları ve açıları kullanarak perspektifte buluşturduğu bantlarla mekan ve çizgiler arasında dengeli bir diyalog oluşturuyor.
Sanatçının enstelasyonları Eylül ayı boyunca Milk'te görülebilir.

Adres: Milk Gallery & Design Store / Şahkulu Mahallesi Galip Dede Caddesi Balkon Çıkmazı 8/A Tünel - Beyoğlu

1 Eylül 2009

Berklee İstanbul’a Geliyor


Genç müzisyen Emir Çerman’ın girişimleriyle Türkiye’ye gelme kararı alan Berklee Müzik Akademisi, seçmeleri Modern Müzik Akademisi’nin (MMA) ev sahipliğinde gerçekleştirecek. Berklee, bu dönemde herkesin katılımına açık ücretsiz seminerler, atölye çalışmaları, tanıtım toplantıları da yapacak. Programa göre 23 ve 24 Kasım tarihlerinde sınavlar hakkında ön bilgi verilip alıştırmalar yapılırken 25 ve 26 Kasım’da ise performans ve mülakattan oluşan sınavlar gerçekleştirilecek.Kendisi de Berklee öğrencisi olan Çerman, eğitimine başladıktan bir ay sonra, okulun İstanbul’a gelmesi için görüşmelere başlamış. Çerman, yetkililere birçok yetenekli Türk gencinin yol, konaklama masrafları ve vize sorunları nedeniyle ülke dışına çıkmakta zorlandıklarını ama bu okulda rahatça ders alabilecek durumda olduklarını anlatmış. Hemen ikna olmasalar da Çerman’ın İstanbul’un 2010’da Avrupa Kültür Başkenti olacağından yola çıkarak hazırladığı sunum, Berklee yetkilisi Jason Camelio’yu 4 günlüğüne İstanbul’a getirmiş.Emir Çerman, İstanbul ziyaretinde öncelikle devlet ve özel üniversitelerle görüşen ve gezen Camelio’nun, çalışmanın MMA İstanbul ile yürütülmesine karar verdiğini anlatıyor.
Başvuru formu için: Berklee Admissions Application

31 Ağustos 2009

Estelle Zolotoff: "Inner Landscapes in Russia"

Rusya: İç Manzaralar:
2007 yılında Estelle Zolotoff Rusya'ya, kendi soyağacının peşinden çıktığı yolculuğun sonunda, dedesinin doğduğu kentin tam tersi istikamette bir taşra kasabasına vardı: Kostromaaynı kentte bir dans okulunda başladığı röportaj esnasında kendi iç manzaraları kentin izleğine karışarak, gösteri öncesi dans öğrencilerinin yaşadığı heyecan ve gerilime ayna oldu. Sahne arkasındaki tansiyonu görselleyen fotoğrafçı kendiyle modelleri arasındaki duygu ortaklığını kısa bir tanışma anında kaydetti. Kolektif bir eserin hayata geliş sürecinde uyanan kolektif hafızayı görünür kılan "Rusya: İç manzaralar" serisi Zolotoff'un çalışma disiplini üzerine ipucu veriyor."Tanışma'nın röportajı fikriyle taşranın beşeri-coğrafi duyarlılığı üzerine gerçekleştirdiği serilerde peyzaj ve portre, kent ve sakinleri birbirine dönüşüyor. Temaşa anında kişiler, konuşmaksızın sanatçının zaman mekansal deneyimini anlatıyorlar.

Adres: HUSH Hostel & Cafe / Caferağa Mahallesi Miralay Nazim Sk. 20 Kadıköy

25 Ağustos 2009

İstanbul Fashion Days



İstanbul; Türk moda tasarımcıları ve hazır giyim markalarını ilk kez aynı çatı altında toplayacak olan ISTANBUL FASHION DAYS (IFD) ile tüm şehrin yaşayacağı bir moda şölenine hazırlanıyor.

İTKİB ve Moda Tasarımcıları Derneği (MTD) işbirliği ile Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek olan Istanbul Fashion Days; düzenlenen basın toplantısı aracılığı ile tanıtıldı.

Toplantıda konuşma yapan İHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Tanrıverdi; “Sektör adına Türkiye’de yeni bir dönem başlattıklarını ve ISTANBUL FASHION DAYS (IFD)‘in moda sektörüne bir ivme kazandırırken, Türk ekonomisine de katkıda bulunacağını“ belirtti.

Tanrıverdi’nin ardından söz alan MTD Başkanı Bahar Korçan ise konuşmasında; “24 yıldır sektörün gelişimi adına gönüllü olarak çalıştıklarını ancak, artık ülkemizin kültürel zenginliğinden beslenen Türk moda sektörünün birliğine ihtiyaç duyulduğunu” açıkladı.

26-29 Ağustos 2009 tarihleri arasında tarihi İTÜ Taşkışla binasında gerçekleşecek olan ISTANBUL FASHION DAYS (IFD) ana çatısı altında, üç alt etkinlik bulunuyor:

Önde gelen moda tasarımcılarımızın defile ve butik fuar organizasyonu olan ISTANBUL FASHION LAB, IFD çatısı altında Türk tasarımcılarının çizgilerini dünyaya yansıtırken hazır giyim firmalarımıza odaklanan BRANDIST ise markaların defile ve fuar platformu olacak. Genç moda tasarımcılarına önemli bir platform sunarak, sektöre adım atmalarını sağlayan, İTKİB Genç Moda Tasarımcıları Yarışması ise bu yıl ilk kez KOZA adıyla IFD bünyesinde devam edecek.

Moda tasarımı alanında ülkemizden dünyaya bilgi akışını sağlamak ve dünyanın önde gelen moda basını ve alıcılarının dikkatini İstanbul’a çekmek üzere kurgulananISTANBUL FASHION DAYS (IFD) ile Türkiye; artık, dünya moda takviminde yerini almaya başlayacak.

20 Ağustos 2009

BienalArtı

19 Ağustos 2009

Rock Tatili Foça

Binbir zorlukla ikna edilip gittiğim Rock Tatili Foça hadisesini anlatmaya başlıyorum efem... Araba ile yola çıkmanın keyifli yanları olduğu kadar eziyet yanları da var tabii. 2. günü akşam 7'de başlayacak olan Gren konserine yetişme telaşındayız. Foça il sınırı göründüğü an zil takıp oynayacak kıvama gelmişiz. Bi' tepeyi aşmamızın ardından görünüen deniz ve çat diye karşımıza silme çadırdan oluşan festival alanı... Kalabalığı tahmin dahi edemezsiniz! Foça'nın nüfusu kaç bilmiyorum; ama üzerine 15.000 insan koyun...
Gren'in konser alanına can hıraş bi' şekilde ulaşmasından hemen sonra başladı konserleri. İlk 2 şarkıda bana göre önemsiz, onlara göre fena önemli olan 1-2 aksaklıktan sonra gayet süper toparlanıp harika bi' konser verdiler. Bu arada, benimle birlikte sahne önünde fotoğraf çekenlerden bi' hanımkızımızın davulcuları Can Karamustafaoğlu'nu (nam-ı diğer Caramus) fotoğraflarını çekeyim derken yere kapaklanması ve ardından ilkyardım yakarışları bayağı unutulmaz anlardandı benim için :) Gren'i ilk kez canlı izlediğim için elimden geldiğince objektif olarak değerlendirmeye çalışıyorum ve diyorum ki "varsa konserleri gidin!" Gren'in sahne fotoğrafları için sizi Flickr'a yönlendiriyorum...
Gren'den 1 veya 2 sıra sonra MySpace sahnesinde MySpace'in sürpriz sanatçısı olacaktı. Her ne kadar MySpace, Twitter'ından "Rock dünyasının sevilen bi' ismi Rock Tatili Foça'da olacak" diye postlar yapsa da daha gitmeden biliniyordu sürpriz ismin Hayko Cepkin olacağı, en azından ben biliyordum... Hayko Cepkin'in ana sahne yerine neden MySpace sahnesinde çıktığını da anlamış değilim. Başka bi' kulağımıza gelenler ise Alice in Chains'e bu festival için teklif götürüldüğü, hatta kabul ettikleri; fakat sonradan katılımcıları görünce "Bunlar da kim ya?! Yok, kalsın..." diyerek vazgeçtikleri yönünde... Sanatçı/grup kulislerinin tekneler olduğunu da belirtmek isterim. Konserleri bittikten sonra grup/kişiler motorla alınıp teknelere götürülüyor ve orada çeşitli ikramlar yapıldıktan sonra Foça sahilleri gezdiriliyor ve sonra da kaldıkları otele veya tekrar alana bırakılıyorlardı. Güzel, ince düşünülmüş bi' nokta...

Fakaaaat... Gel gelelim bu kadar ince düşüncelilik festival seyircisine ve özellikle de kampçılara yapılmamış. Kampta kalanların çadırları gece çıkan fırtınada yamulmuş (tamam, bu konuda pek yapılacak bişi yok), tuvalet ve duş konusunda insanlar hijyensizlik komasına girmiş. Duşlar ip gibi aktığından kimse doğru düzgün duş alamamış, tuvaletler ultra kirli olduğundan tuvalete girmek için 1o kere düşünülmüş. Yemek ve içki konusunda ise herkese yakın bi' çoğunluk memnun kalmış hem fiyatlardan hem de doyurucu olmalarından. Hijyen konusunda sınıfta kalınmışken, yeme/içme konusunda epey puan toplamış organizasyon. Benim saçma bulduğum bi' mevzu ise 2 sahnenin birbirine olan yakınlığıydı. Alan dar, minik, ana sahnede konser varken MySpace sahnesinde konser olmuyor, dönüşümlü konserler veriliyor olabilir de gene de fikren yanlış gibi geldi bana...

Cumartesi günü Kurban'ın ortasında gittiğim için daha öncesi hakkında bi' bilgi veremiyorum. Cumartesi gecesi çıkan dehşet fırtınanın azizliğine uğrayan Kurban'ın ne söylediği hiçbir şekilde anlaşılmıyordu; ama gene de coşkululardı. Yasemin Mori'nin de seyirci konusunda azizliğe uğradığı, pek bilgi görmediği söylenenler arasındaydı. Mor ve Ötesi sahneye çeşitli sebeplerden dolayı biraz geç çıkmış olduğu için seyircilerden tepki görse de (Ben de bunu anlamıyorum... Geç çıkıyorlar diye ortalığı ayağa kaldırıp yuhlayan insanlar, grubun sahneye çıkmasıyla birlikte aşklarından ölüyor. Sanki az önce ölümüne yuhlayan onlar değilmiş gibi...) anında seyircilere unutturdular. Epey uzun bi' setliste sahiplerdi ve çok çok çok doyurucuydu! Ben, şahsen, Kış Geliyor'da koptum gittim...
Harun Tekin, konserin sonlarına doğru da Kenan Evren'e laf atarak şunları dedi: "Marmaris'teki ressama selamlar. Kenan Paşa'dan tek ricamız yargılanmadan önce ölmemesi. Daha onunla işimiz var. Daha önce Türkçe müzik yapan bir grup Kenan Evren'e sallasa inanmazdım. Bunun altında sizin imzanız var. Teşekkür ederiz. Darbe marbe yok. Darbe isteyenler başka kapıya." 01:10'a kadar şarkılarını söyledikten sonra Mor ve Ötesi sahneden indiği an daha fazla fırtınaya dayanamadığımızdan bizim için Rock Tatili Foça bitmiş oldu. Unutmadan, Mor ve Ötesi fotoğrafları için gene Flickr'a yönlendiriyorum sizi.
Seneye umarım daha iyi şartlar altında, daha iyi düşünülmüş bi' şekilde festival organize edilmiş olur...

18 Ağustos 2009

Faith No More

Sırf Faith No More konseri için taa Berlin'e giden ve oradan tshirtlerini satın alan arkadaştan öğrendik Faith No More'un İstanbul'a geleceğini (evet, tshirt'ün arkasındaki tur tarihlerinde yazıyormuş). Ne zaman ki Biletix'te gördük biletlerin satışa çıktığını o zaman inandık gerçekleşeceğine. Bilet konusundaki tek sıkıntının Yapı Kredi'nin -yamulmuyorsam- son dönemlerde çıkarttığı World Play Kart sahiplerine %50 indirimle satılması olduğunu söyleyebilirim. Daha yaygın olan bir kart tercih edilebilirdi. Gerçi "ticari kaygılar bunlar" da denebilir... Az bilet satılıp, çokça davetili girişinin olduğu bi' konseri başka türlü nasıl kurtarabilirler ki?
Her neyse... Nekropsi'ye yetişemedik; fakat Kurban'da giriş yaptık. Bu arada ufak bi' dedikodu size... Kurban yerine Gren çıkacakken Faith No More öncesi sahne alan şanslı grup Kurban olmuş. Genel olarak Kurban'ın performansından memnuniyetsiz kalan izleyici kitlesi vardı. Mike Patton, Billy Gould, Roddy Bottum, Mike Bordin ve Jon Hudson... Mükemmel görüntü, mükemmel dakikalar, mükemmel diyalog, mükemmel konser... Konsere gidenlerin (ki yaş ortalaması sanırım 30 civarıydı) kafasında şu gün hala bile yankılanan cümle şu olmalı: "You motherfuckers! I see you!" Hiç kimsenin görmesinin bile mümkün olmadığı çalılıklar içinde 2 elemanın ağaçtan konser izlediğini farkeden Mike Patton, bu şekilde onlara bağırdı ve ardından "Are you mating?" diyiverdi! Süzer Plaza'da camdaki silüetleri de farkedip onlara da laf attı. Sonra bi' anda eline geçirdiği Türk Bayrak'lı tshirtün üzerinde bayrak olduğunu farkedemediğinden midir yoksa bayrak olduğunu bilmediğinden midir bilinmez, havluymuşcasına elini, yüzünü, terini sildi. Sonradan koruma tarafından uyarılınca memleketin bayrağı olduğunu idrak ettiği an üzerine geçiriverdi tshirtü.
"We want more!" diye seyircileri gaza getirmeye çalışırken yanlış anlaşılıp "Faith No More!" şeklinde tezahürata dönüştürüldü lafımız, o üzücü oldu tabii :)
Netice itibariyle Faith No More geldi ve etkisi hala geçemedi bi' türlü... Bundan sonra buraya bi' daha ne zaman gelirler, gelirler mi hatta bilmiyoruz da herkesin hemfikir olduğu cümle şu: "Gördüğüm en iyi 3 konser içindeydi"
Ve karşınızda ağaçtaki creature'ları gördüğü ve diyaloğun başladığı video:


12 Ağustos 2009

Senfonik MFÖ

Pazar günü daha güzel değerlendirilemezdi herhalde... MFÖ zaten başlı başına müziğin başına gelen en güzel şeylerden birisiyken Senfonik MFÖ'nün nasıl olacağı konusunda çok meraklanıyorduk doğrusu...
Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nun kapısındaki otopark keşmekeşine hala bir çözüm getiremedikleri gibi küçücük toprağa tonlarca araba sokup üstüne para almayı bilmeleri ayrı sinir bozucuydu. Kapıdan girer girmez sponsorların eşantüyonlarına boğulduk ve ardından yerlerimize kurulduk. Kaçıncı MFÖ konserine gidişim bu bilmiyorum; ama en çok Kültür Üniversitesi'nde parmak uçlarına dokunacak mesafeden fotoğraf çekmem için görevlendirildiğim konserde heyecanlanmıştım, bir de bunda...
Şef Turhan Yükseler eşliğindeki orkestrada tanıdık bir yüz (Ulaş Kurugüllü) görmek ayrıca sevindirdi beni. MFÖ şarkıları başkalaşmış gibi değildi elbette; ama epey farklı bi' tattaydı. Resmen sahneden inmek bile istemediler. Konser bitti, bis için geri geldiklerinde üstüne 4-5 şarkı daha söylediler. "Seneye ölmez sağ kalırsak, yine burada buluşuruz!" diyerek sahneyi terkediyor MFÖ...
Her zamanki hizmetimi yaparak gitmeyenlerin kulaklarının ve gözlerinin pasını alması için (her ne kadar görüntü kalitesi kötü de olsa) kaydettiğim videoları paylaşıyorum:




11 Ağustos 2009

Gevende Röportajı

Ayaklı Etkinlik Takvimi, Türkiye'nin en iyi ve en sevilen gruplarından biri olan ve askerden yeni dönmüş çiçeği burnunda sivillerden oluşan Gevende ile konuştu :)






Ve askerlikten sonra İstanbul'daki ilk konserleri:

7 Ağustos 2009

MFÖ Davetiye Sorusu!!!

MFÖ Senfonik konseri için 2. davetiye sahibini arıyor...
Soracağım soruya mail atan 3. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"11 yıllık aradan sonra yeni şarkıların bulunduğu AGU albümlerinin isim babası kimdir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

MFÖ Davetiye Sorusu!!!

MFÖ Senfonik konseri için ilk davetiye sahibini arıyor...
Soracağım soruya mail atan 4. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Mazhar Alanson ve Fuat Güner'in birlikte çıkarttıkları ilk albümün adı nedir ve hangi yılda çıkarılmıştır?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

İstanbul Modern'in Anketinde Son 5 Gün

İstanbul Modern'in newsletter'ına üye olup mailine gelen anketi dolduranlar İstanbul Modern'i ücretsiz gezme hakkına sahip oluyor...
Anket, 10 Ağustos Pazartesi günü saat 18:00'a kadar doldurulabilir.

6 Ağustos 2009

SPIN Earth'te Rock'n Coke Esintileri

Bunu post etmeden geçemezdim... Anlı şanlı festivalimiz Rock'n Coke için Alex gelmiş ve gördüklerini görüntülemiş. Buyursunlar...

See full report...

2. gün dikkatini en çok Post Dial çekmiş olacak ki tüm video boyunca sadece onların MySpace adreslerini verip konseri uzun uzun tutmuş:

See full report...

31 Temmuz 2009

Tarkan

Avea Açıkhava Konserleri'nin ilki 1 Ağustos'ta saat 21:00'da Tarkan ila başlıyor. Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda gerçekleşecek olan konserden hemen sonraki gün Fahir Atakoğlu ve Zara aynı sahneyi paylaşacakmış. Yalnız az önce baktım da Biletix'e, konsere gitmek isteyenler için durum şu saatten sonra pek iç açıcı görünmüyor. Neden mi? Buyrun:




29 Temmuz 2009

George Benson

Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nde en çok beklediğim isimlerden biri SMV ve George Bensondı. Her ne kadar çeşitli sebeplerden SMV'ye gidememiş olsam da dün George Benson davetiyesini havada kapmamla SMV'nin acısını kısmen çıkartmış oldum.
Rüya gibi bir konserdi, rahatlıkla söyleyebilirim. George Benson simsiyah, şık bir takım içindeyken mükemmel gitarı ve orkestrası eşliğinde harikalar yarattı. Konserin ilk kısmı Nat King Cole şarkılarından, 2. kısmı ise George Benson tabiriyle "parti" tadındaki hem kendi şarkılarından hem de cover'lardan oluşuyordu. Smile mı desem Breezin' mi desem, Gimme The Night mı desem, Weekend in LA mi desem... Neler çalmadı ki! Ha bi' de konserin 2. bölümünden itibaren inanılmaz bi' basçı eşlik etti. O nasıl kıpır kıpırlıktır, nasıl kendi kendine eğlenmedir! Eve alıp götürmek istedik kendisini (hayır, yanlış anlaşılacak bişi yok bunda :))
Konser sonunda şu ara herkesin yaptığı gibi Michael Jackson anıldı bi' parçasını çalınarak...
"Gidememiş olanlar adına gerçekten üzüldüğümü belirtmekten başka bir şey gelmiyor elimden" demiyorum; çünkü kıytırıktan da olsa 1-2 video çektim. Hiç değilse kulağınızın pası silinsin efem, afiyetle dinleyiniz :))


27 Temmuz 2009

Rock'n Coke 2009

Bu yıl 6. sı düzenlenen Rock'n Coke 2009 için bir kez daha İstanbul Park'taydım. Formula 1'e göre -padok alanında yapılmasına rağmen- çok daha farklı bir deneyimdi. Hatta ,Formula tırlarının alanı doldurmasından ötürü, o kadar kişiyi nasıl sığdıracaklar diye düşünmeden edemedim.
Konser alanıyla ilgili olarak biraz bilgi vermek gerekirsek... Festivalin düzenlendiği alan, Formula yarışları sırasında bulunduğum padok alanındaydı. Son derece geniş ve zemini son derece düz bir alan. İnsan dağılımı bu alanın tamamına yayıldığı için bir noktada yığılmış bir kalabalık yoktu. Bu da gerçekten festival havasını hissetmenizi sağlıyordu; ancak alanın bu kadar güzel olması alana giderken karşılaştığımız saçma durumlara engel olamadı...
Otopark'tan bilet gişesine olan mesafeden tutun, bu mesafe sırasında kendinizi fare gibi hissettiğiniz labirent'in olduğu alan:
Bilet kesimini yapıldıktan sonra otobüs ile festival alanına taşınmak hele! Ama bunların biraz kötü göründüğünü anlamış olacaklar ki eziyetin sonunda soğuk birer Coca Cola ikram ettiler saolsunlar :) Bir de Cumartesi günü VIP bilekliklerin takıldığı alanda gözlerine kestirdiklerine verdikleri `sahne önü bileti`ni almamız, nazarımda, bu negatiflikleri bir anda pozitifliğe çevirdi :) Hemen Nine Inch Nails'i kaptık tabii ki!

Festivalin olumlu yönlerinden de bahsedecek olursam. İstanbul sıcağında amele gibi yanmak istemeyen bünyeler için gölgelik alanların bulunması ve bu alanlarda bulunan soğuk su ve hava püskürten fıskiyeler tam anlamıyla bunaltıcı sıcaktan kurtaran şeyler oldu. Tabi uzun kuyruklar sonunda aldığınız buz gibi bir biranın da kurtardığı gerçeğini unutmamak gerekir. Her yerin beton oluşuyla ilgili söylenen olumsuzlukları, kalıplar halinde kesilip montajı yapılan çim alanlar ile kapatıp üstlerine minder sermeleri, her ne kadar sert de olsa, yayılma isteğiyle festivale gelmiş bünyelerin rahatlamasına neden oldu. "Hiç yeşillik yok!" feryatlarını bastırdı diyebiliriz :)Festival sırasında ayakta beklemekten yorulan ve acıkan bünyeyi rahatlatan ve açlığı bastıran restorantlar da vardı tabi. Rock'n Coke'ta ilk defa karşılaştığım ancak daha önce miniaturk'te yeme deneyiminde bulunanların demesiyle chipstix lezzetini gördük. Her ne kadar yememiş de olsam eminimki çok lezzetli bir şey. Bildiğin şişin üzerine patates kızartmasını geçirmişler abiler :)

Konserlerden biraz bahsedecek olursam. İlk gün Maral'ın ısrarı üstüne Gren'i dinledik. Henüz yayınlamamış olsak da biliyorsunuz onlarla da röportaj yaptık ki 2-3 hafta içinde yayınlayacağız onu da... Gren gayet güzeldi, başarılıydı. Seyirciyi de topladı. Twitter'dan takip ettiğimiz kadarıyla da insanlar memnun kalmışlardı. Gren'den sonra yer yer kulağımı Duman, Sakin ve Badem'e çevirdim. Daha sonra Cumartesi gecesinin assolisti Nine İnch Nails ile The Prodigy dinlendi. -Performans olarak zaten bu grupların kötü bir performansına rastlamadığınız için ehh fena değildi demek saygısızlık gibi gelir- Cumartesi günü biraz erken gitmemizin(festival alanına), güneşte kavrulmamızın ve tüm gün ayakta olmamızın etkisiyle The Prodigy'i bitirmeden eve dönmek zorunda kaldık.


İlk gün dersimizi aldıktan sonra ikinci gün bira daha geç gitmeye karar verdik. En azından güneş altında daha az pişeriz daha az ayakta oluruz düşüncesiyle saat 6 gibi festival alanındaydık. Açılışı Hayko Cepkin ile yaptık. Hayko her zaman olduğu gibi en büyük ilgiyi topladı, hak etti de doğrusu! Geçen Rock'n Coke gibi kostümlü, dekorlu bir şov hazırlamamış olsa da tek başına o kadar yetti ki! Razorlight ve Kaiser Chief'i - aypıtır söylemesi- VIP'den izledik. Belki alan içindeki gibi coşkulu olmadı; ama görüş açısı olarak o kadar netti ki...


Gecenin en sonunda ise "gelse de gitsek" diye yıllardır beklediğimiz ancak bu yıllar geçtikce -benim onların müziğine azalan ilgimi de göz önünde bulundurursak- yeni albümünden bir kaç şarkı bildiğim ve eski albümlerini hemen hemen ezbere bildiğim Linkin Park sahne aldı. İşte o zaman gerçekten performans sözcüğünün tanımını bir kere daha gözden geçirdim. Ayrıca sahnede açtıkları Türk bayrağı ile her daim gaza gelen Türk halkını bir kez daha gaza getirip kitleyi coşturmayı başardılar.

Sonuç itibariyle bizim memlekete kim gelirse müzik aşkından dolayı bağrımıza basıyoruz, basmalıyız da... Kazasız belasız atlatıldığını düşündüğünüz (ama halbuki ne kulis dedikoduları var elimde bir bilseniz; fakat off record olduğu için açıklayamıyorum maalesef, içimde kaldı) bir Rock'n Coke'u atlatmış bulunurken gelecek sene düzenlenecek Rock'n Coke'u iple çekiyoruz...

Profesyonel elden çıkma fotoğraf için buyursunlar: Rock'n Coke 2009

 
.fc-sectitle { color:#FFFFFF!important; }