sakin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sakin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2010

Sakin Konseri @ Bronx Pi Sahne - Kaan Temizkan

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Sakin konserine giden Kaan Temizkan'ın kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere. :)

Bronx Pi Sahne'ye gitmeden önce bir şeyler içelim dedik ama demez olaydık. Cuma akşamı kalabalığını unutmuşuz. Kalabalıklar yarıldı, Küçük Beyoğlu'nda konsere gidilecek arkadaşlarla buluşuldu, boş masalar ayarlandı, biralar tokuşturuldu, alelacele içildi ve Sakin'e doğru yol alındı. 5-10 dakika gecikmeyle mekana girildi.

Vestiyer ücretinin olmadığını öğrenmemizle, mekana girerken ki enerjimiz daha da katlandı. Nedense vestiyer ücreti beni hep rahatsız etmiştir. Üstelik pek güven de duymam, bunu da belirtmeden edemeyeceğim efenim.

Bronx Pi Sahne'nin doluluk oranı gayet iyiydi, fakat geç kalmış olmamız bize doğru düzgün bir yer bulma konusunda sıkıntı yarattı. Sahneye yakındık, ama yol ağzında bulunmamız, insanların ve bira pazarlayan arkadaşlarımızın müdahalelerine sık sık maruz kalmamıza sebebiyet verdi.
Sahneye doğru gözlerimizi diker dikmez pembe ışığın abartılığından rahatsız olduğumu farkettim. Peki ya sahnenin önünde duran güvenlik görevlisine ne demeliydi? Ne denilebilirdi ki?
Sakin'i daha önce birçok kez canlı izlemiş ve dinlemiş biri olarak söyleyebilirim ki, dinleyici kitlesinde gözle görülür bir biçimde değişim var. Popülerliğin Sakin'e yaramadığını düşünenlerdenim, antiparantez ifade etmek isterim.

Konserin geneli itibariyle ses sistemiyle ilgili sorunlar yaşandığı barizdi. (Babylon dışında, ses sisteminde sorun yaşanmadan bitirilmiş bir konser daha izleyemedik İstanbul'da efenim.)
Ortada ya Sakin'den ya da mekandan kaynaklı bir problem vardı. Özellikle Özdemir Dereli'nin gitarının tonu konser boyunca kulakları tırmaladı. Ben daha önce bir Telecaster'dan böyle bir ses çıkdığını duymamıştım. (Fazla tizdi, kusura bakmasın.)


Konserin ilerleyen kısımlarında basın sesinin yükseldiğini ve bütün sorunları telafi etmeye çalıştığı hissine kapılmadım değil. Davulda Soner Özışık'ın tekniğini başarılı bulan biriyim ama açıkcası onun da çok tok gelen tonları yer yer beni rahatsız etmedi desem yalan olur. Yeni albümden çaldıkları bir şarkıda kullandığı ilginç tekniği her ne kadar arkadaşlarla çözemesek de (Güvenlik görevlisinden dolayı Soner'i göremediğimizden olabilir), kulak kabartmayı ihmal etmedik. Davuldan adeta elektronik bir ritim geliyordu, şarkıya çok yakışmıştı.

Vokal performansı yine mükemmele yakın olan Onur'a da teşekkürleri bir borç biliyorum. Sahne duruşu, enerjisi ve güler yüzüyle tek başına bile, sakin için olumlu şeyler söylememizi gerektiren performanslarından birine imza attı. Eski şarkılardan eski tadı alamadık ama yeni şarkılardan güzel yeni tadlar aldık. Son birkaç yıldır konserlerinde çalmayı ihmal etmedikleri "Amazing" cover'ı elbetteki gecenin en eğlenceli anlarını yaşattı.

Daha iyi tonlarla, daha iyi ses sistemleriyle ve daha profesyonel ışıklarla başka konserlerde görüşmek üzere...

17 Aralık 2010

Sakin @ Bronx Pi Sahne, 17.12.2010 Davetiye Sorusu

17 Aralık Cuma akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Sakin konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!


Sakin'in şarkılarından birinde geçen "birden susarsa bütün yenilgiler..." cümlesinden sonra gelen ilk cümleyi plnekmekci@gmail.com 'a gönderen ilk 3 kişi davetiyenin sahibi olacak.

Maillerinizi bekliyorum!

1 Kasım 2010

Sakin Konseri by Arif Emrah Orak

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Sakin konserine giden Arif Emrah Orak'ın kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere.

Kız kardeşimi aradım.

-Naber?
-İyilik.

Bir sessizlik oldu.

-Yarın günlerden ne?

Elinde, bastırınca viyuk viyuk öten oyuncak ördeklerden varmış (nedenini sormayın asla bilemezsiniz.) onu öttürdü bir kaç kez. Hiç şaşırmamış gibi devam ettim.

-Haklısın, Cuma. Yarın ne var?

Yine ördek öttü. (ördek üç kere ötmeden sen beni inkar edeceksin.)

-Sakin’in konseri var.(diye yanıtladım kendimi)
-Ya evet yaaa. (birden normale döndü.)
-Gidecek misin? Diye sordum sinsice. Bir kaç kez gitmişti belli olmazdı.
-Yok nasıl gideyim. Para yok.
-Peki davetiyem var desem?
-Aggghhhhhhh gerçekten miii?
-Hı hı.

29 Ekim 22:20

Bronx’un önündeki kuyruktayız. Girişte kusmuğunun üstünde uyuklayan sarhoş bir çocuk var. Herkes ona bakıyor. Artık neyin gerçek neyin sanat olduğu bilinemez. Belki bir performanstır. Fakat gerçek kusmuk kullandıkları kesin. Önümüzdeki kızlardan biri diğerine “abi işte Kadıköy’de olsa böyle olmaz. Biri gelip kaldırır. Herkes bakıyor inanamıyorum.”diyor. Gerçeğin çölüne hoşgeldiniz. Arkamızda iki hobbit var. Bir tanesi bir anda önümüze geçiyor. Fakat arkamızda kalan yüzük kardeşiyle konuşmaya devam ediyor arada. Öfkeli Gandalf bakışlarımla en azından arkamızdakini sindiriyorum. Bunlar gecenin habercisi. Öndeki hobbit önündeki kızları da geçiyor. Bence Kadıköy’de buna da izin vermezler. Hobbit bir öndekini de geçiyor vs.

Adımı kontrol ediyorlar ve üstünü çiziyorlar. “Belki eşyalarınızı vestiyere bırakmak isteyebilirsiniz” İstemem. Vestiyer ücretsiz. Mor ötesi damgalarımız bileklerimize vuruluyor, çantalarımız aranıyor ve içerdeyiz. Bir anda “The Big Bang Theory” setindeyiz. Sonuna kadar iliklenmiş yakalı t-shirtler, ince gri hırkalar, tabii ki kemik gözlükler. Berbat bir dejavu. Duvar lobundaki nöronlar vücudun dışındaki alanın zihinsel bir modelini çıkarır. Sürekli sürtünen, çarpan, belimde dans eden insanlar ciddi kafatası travması yaşamış olmalı. Bir süre sonra nefretimle vücudumun etrafında bir miktar güç kalkanı oluşturabiliyorum. Tabii ki siz huysuzlandıkça delilerin mıknatısı haline geliyorsunuz. Sakin olmalıyım. Zaman geçiyor, sahneye çıkmıyorlar. Kardeşim “Oha 11 olmuş” diyor. 5-10 dakika sonra sahnedeler. Alkış, kıyamet. Artık diğer şeyleri unutabilirim.

Sabahtan beri kafamda çalan şarkıyla başlıyorlar. “Eksik Şarkı” –bezdirmedi hayat beni oysa yarı iletkenim biraz içim dışımda. Ardından “Laleler Beyaz”çalıyorlar. Canlı performansları gerçekten çok iyi. “Edepsiz Komedya”yı söylerlerken Onur Özdemir’in haykırışı harikaydı:”Bugün senin günün onu da mahvettin -allah cezanı versiiin- seni sorana her yanım derim...”

“Denek Hayatım”la bitiriyorlarken üstüne 2 şarkı daha eklediler ve yine “Eksik Şarkı”yla bitirdiler. Şarkılar her şeyi unuturmuştu. Sürekli böğüren, sürekli şarkı isteyen, sağa sola savrularak dans eden grubu (Tamam, en çok siz seviyorsunuz Sakin’i) bile fazla takmadım. Kardeşim “Gerçekten yaşlanıyorsun” dedi. Haklı olabilir. Bittikten sonra çıkış çilesi başladı. Çıkış için birkaç kez farklı kapılara yollandık. Daha sonra çıkış kuyruğuna dahil olduk. “Kusura bakmayın vestiyerde bir yoğunluk yaşanıyor. 5-6 dakika bekleteceğim sizi.” Flashback: "Belki eşyalarınızı vestiyere bırakmak isteyeceksinizdir.” Tekinsiz bir kız, kardeşime yaklaşıp bir şeyler sordu ve uzaklaştı. Yanında tamponu var mıymış? (yokmuş) Peki olan birini tanıyor muymuş? (Tanımıyormuş)

Dışarı çıktığımızda şarkı mırıldanıyordum. “Son kez kalktım geç yatağımdan”demek ki her şey yolundaydı.

-“İlk Yara”yı çalmadılar di mi?
-Yok, ama “Eksik Şarkı”yı 2 kere çaldılar o yeter.

Ayaklı Etkinlik Takvimi’ne çok teşekkür ederiz.

28 Ekim 2010

Sakin Konseri Davetiye Sorusu!!!

29 Ekim Cuma günü Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Sakin konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahiplerini arıyor!

Sorulan soruya mail atarak doğru cevabı veren ilk 3 kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:

"Sakin’in Hayat albümünün 4. klibi hangi parçaya çekildi?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

4 Mart 2010

Sakin @ Ghetto



İtiraf ediyorum ben Sakin'i çok geç keşfettim. Daha yeni çıkacakları sırada tanışabilme imkanım varken şanssızlık eseri tanışamadık. Hayko Cepkin'in gitaristi Umut Töre'yi bilenleriniz bilir. Kendisi müzikkariyerinin dışında bi' fotoğrafçı...
Sakin'in albümü çıktı çıkacak zamanlarında Umut, Sakin'infotoğraflarını çekecekti stüdyosunda ve beni de çağırmıştı o çekime; fakat şu an hatırlayamadığım bi' nedenden dolayı gidememiştim.Velhasıl kelam Sakin'i taa o zamanlar dinlemiş ve Sakin'in bağımlısı olmuş olabilirdim. Varsın olsun, geç olsun da güç olmasın... Ardından şans bu ya, Rock'n Dark'ın basın toplantısının olduğu gün Rakun Müzik tayfasının birçoğu orada olduğu gibi Sakin'in davulcusu Soner Özışık da oradaydı ve nihayet o dünya tatlısı, neşeli adamla tanıştık!

Hani kimi albüm vardır insan dinleye dinleye alışır... Sakin daha ilk dinlememde direkt tavlamıştı beni. Rakun Müzik'ten zaten kötü bir grup çıkmayacağı için gönülrahatlığıyla Sakin'i dinleyebilirsiniz.
Bu zamana kadar geceli gündüzlü Sakin'i dinliyor olmama rağmen onları canlı izleme şansını 24 Şubat'taki Ghetto konserinde yakaladım. Friendfeed'in tanınan isimlerinden ve Gren'in büyük hayranlarından Oğuzcan Şahin'le birlikte gittik konsere. Biraz geç kalmamdan ötürü ilk 2 şarkıyı kaçırmanın acısıyla attım kendimi içeri. Bu arada ilkdefa bi' grubun sahneye tam vaktinde çıktığını gördük! Hayranlık uyandırıcıydı gerçekten!!!

Hafta içi olmasına rağmen insanlar Sakin için bildiğiniz akın etmişti Ghetto'ya! İş çıkışı takım elbisesiyle gelenler mi ararsın, en önde sahneye yapışarak hayranlıkla izleyenler mi dersin, orta bölgede zıplaya zıplaya şarkılara eşlik edenler mi... Bunları gözlemlediğim an anladım ki Sakin'in gerçekten belli bi' kitlesi var. Hani "Bu akşam evde oturmasak da ne yapsak? Hah, konsere gidelim!" diye yola hasbelkader çıkmış insanlar değillerdi. Belli ki Sakin'i adım adım takip eden insanlardı işte...
Sakin'in vokali olan Onur Özdemir'in üzerine giydiği "şey" güzel ve acayipti! (Unutma ki acayip olan şeyler de güzel olur okuyucu!) Deriyi andıran şeritlerle parça parça bedenini sarmış bir "şey"di. Kıyafetlerinin tasarımcısının kim olduğunu merak etmiyor değilim; çünkü ara verdikten sonra giydiği gömleksiz bembeyaz frak fikri de bi'acayipti! Röportaj yapma imkanımız olursa (ki olacak inşallah, içimedoğdu hehe) muhakkak soracağım sorulardan bi' tanesi de bu olacak! Bu arada konserleri yaklaşık 1.5 saat sürüyor ve ara veriyorlar(sanırım Onur'un kostüm değiştirmesi için).

Her ne kadar Oğuzcan ses sistemini beğenmemiş olsa da Oğuzcan kadar idealist davranmadım ve benim için gayet iyi geçen bi' konser oldu. İlk albümlerinin yanı sıra üzerinde çalıştıkları yeni albümden de bol bol çaldılar. Hatta o kadar çok çaldılar ki bi' an albüm lansmanına gelmiş olduğumuzu bile düşündüm! Şaka bi' yana, yeni şarkılar da en az ilk albümdekiler kadar başarılı! Ve ufak bi' not... Katılmadan duramıyorum Oğuzcan'ın yorumuna: "Sakin artık çok fazla sakin değil!" Hemen yanlış anlaşılmasın, kafalar karışmasın. Agresif müzik yapmaya başlamamışlar elbette. Sadece bi'tutam daha... Daha... Hmm, bu kısmı 2. albüm çıktığında dinlediğiniz zaman anlayacaksınız ne demek istediğimi ;)

Tamamen Sakin'den bağımsız olarak Ghetto ile ilgili diyeceklerim var:
  • Konser arasında çıktığınızda kapısında sigara içmenize kapıdaki bodyguard arkadaş laf ediyor kapı önünde kalabalığa neden olacaksın diye! Görenler üşüşürlermiş mantığı herhalde... Bunun için Ghetto'nun terasını kullanabilirmişiz nikotin seven insanlar olarak.
  • Konser sırasında sahnenin arkasında duran dev perdeye sahnedekilerin görüntülerini yansıtma fikri şahane! Konser sırasında siyah-beyaz çokgüzel görünüyor. Unutmadan geçmeyelim, yan duvarlara da açılı verenkli bi' şekilde sahnedekileri yansıtmaları da ayrı güzel bi'düşünce...
  • Sahne çevresini kollayan bodyguard'ımsı arkadaşlardan bi' tanesi ile tam giderayak takışıyorduk. Rakun'dan fotoğraf çekme konusunda iznim olmasına rağmen anlamadan, açıklamamı dinlemeden aşırı ukala tavırlarla fotoğraf çekmemi engellemek üzere "Siz biraz şu tarafa geçer misiniz!" diyerek kışkışlaması çok saygısızcaydı! "Zaten son kareyi çekip gidiyorum" demem üzerine de sahne önünde fotoğraf çekenleri gösterip "Ama onlar buranın fotoğrafçısı!" demesi ile beni hangi uzvuyla dinlediğini gösterdi...

Toparlayacak olursam... Sakin'i sıkı sıkı takip edin derim. Bi' dahaki konseleri kaçırmamak için Facebook ve MySpace'ten takip edin.

Geceden birkaç kare için buyrun: Sakin - Ghetto konseri
Sakin - Facebook
Sakin - MySpace
P.s: Sakin'in official sitesi expire durumlarında. Umarım bi' an önce hallederler ;)

 
.fc-sectitle { color:#FFFFFF!important; }