caz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
caz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Temmuz 2010

Lisa Ekdahl @ Esma Sultan Yalısı

Garanti Bankası sponsorluğundaki Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nde Lisa Ekdahl, Esma Sultan Yalısı'nda sahne aldı.

17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nin sona yaklaştıkça 1 güne düşen konser sayısı fazlalaşıyor, karar vermek gittikçe zorlaşıyor mu bana mı öyle geliyor? Festivali benim gibi sıkı sıkı takip edenler hemfikir mi benimle bilemiyorum. Bir yandan bu akşam gideceğim The Brand New Heavies, Tony Bennett, Grace Jones, Seal ve Buika konserleri için ayrı ayrı heyecanlanırken bir yandan da "İyi güzel, her gün ayrı bir konsere gidiyoruz da 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nin de sonuna geliyoruz" diye üzülmüyor değilim...

Dün gece sahil kesiminde hem Massive Attack hem de Lisa Ekdahl konserlerinin peşpeşe saatlerde olması sebebiyle konsere yetişme konusunda zorlandık. Öyle ki çoğu sürücünün bilmediği kestirme ve dapdaracık yollardan konser alanlarına ulaşalım derken o dapdaracık sokaklarda trafik sıkışıklığı yüzünden sonsuza dek kalma tehlikesi atlattık!

Esma Sultan her zamanki gibi zarif, her zamanki gibi şıktı. Boğaz'a karşı kurulmuş sahne, ip gibi dizilmiş koltuklar, ayakta Lisa Ekdahl'ın şarkılarına dans ederek eşlik eden seyirciler (Bu arada konserde Göksel ve Akasya Asıltürkmen de seyirciler arasındaydı), Lisa Ekdahl'ın güzelliği, büyüleyici sesi... Her şey o kadar ayrı güzel görünüyordu ki! Hele Lisa Ekdahl... Konser sırasında Lisa Ekdahl'ın 39 yaşında olduğu aklıma gelince kendisine imrenmeden yapamadım. Sanırım o da bir konuda bizlere imrendi. Yanlış anlamadıysam konser sırasında sık sık arkaya dönüp Boğaz Köprüsü'nü, manzarayı izliyordu. :)

Biraz kendi şarkıları biraz caz cover'ları ile konserine kısa süreli bir ara veren Lise Ekdahl için seyirciler arasında aynı şey konuşuldu: "Tanrım ne kadar güzel!", "Ayy tam bir peri kızı gibi!". Haksız da sayılmazlar! Lafı uzatmıyorum ve Lisa Ekdahl'ın sesiyle My Heart Belongs To Daddy ile sizi başbaşa bırakıyorum.

Geceye dair daha fazla fotoğraf için Mahmut Ceylan'ın kamerasından görüntüler için tıklayın.

10 Temmuz 2010

Stanley Clarke Band feat. Hiromi

Garanti Bankası sponsorluğundaki Uluslararası İstanbul Caz Festivali dahilinde Stanley Clarke Band feat. Hiromi Arkeoloji Müzesi'nde sahne aldı.

Caz Yeşili sayesinde uzun zamandır ve hatta hiç gitmediğim yerlere gitmiş olmanın sevincini yaşıyorum bugünlerde. Dün uzun zamandan sonra ilk kez Sultanahmet'e gidip turladım. Havanın durumundan mıdır bilemiyorum in cin top oynuyor gibiydi. Yolda yürüyen herkes kaçar gibi yürüyordu. Geçtiğim yollar üzerinde 17. Uluslararası İstanbul Caz Festivali'ne dair hiçbir afiş ve ilan görmemiş olmak şaşırttı beni doğrusu.

Hızlı ve küçük çaptaki tarihi yarımada turumdan sonra vardığım Arkeoloji Müzesi'nin bahçesini güzel şarap kokuları sarmıştı. Konser öncesi sohbet edenler, bahçedeki hava şartları sebebiyle oluşturulan yeni oturma düzeninde yerini arayanlar, içki kuyruğundakiler... Herkes müthiş güzel, müthiş zarif görünüyordu.

Konserin başlamasına 5 dakika kaldığı anonsu yapıldığında herkes yerini aldı ve Stanley Clarke Band'i ve de onlara eşlik edecek olan piyanist Hiromi'yi sabırsızlıkla beklemeye başladı. Daha ilk şarkıdan çok iyi bir performansla konsere başlayan Stanley Clarke Band ve Hiromi anında havaya girdiler. Stanley Clarke'ın "kesinlikle bu dünyadan değil!" diye tanıttığı davulcusu Ronald Bruner Jr., solosu sırasında öyle coştu ki bir ara bagetlerini tamamen hare hare görmeye başladım. Zaten en sonunda o da hakim olamadı ve bageti havada uçtu :) Bunun hemen üzerine Ronald Bruner Jr. hakkında internette ayaküstü araştırma yaptım ve öğrendim ki 2 yaşından beri davul çalıyormuş!

İlk şarkı sonunda çiseleyen yağmura karşılık Stanley Clarke da o havada konsere gelmiş olan seyircisine teşekkür edip yağmurun güzel olduğunu, aldırış etmemek gerektiğini söyleyip konserine devam etti. Rüzgarın ve yağmur şiddetinin artması üzerine görevliler müthiş bir hızla tüm seyircilere beyaz yağmurluk dağıttı. Görevliler o kadar seri ve o kadar çabuk yağmurlukları dağıttılar ki Arkeoloji Müzesi'nin bahçesi bir anda bembeyaz oldu. Japon piyanist Hiromi hakkında da bir şeyler söylemem lazım tabii! O kadar tatlı, o kadar enerjik ve o kadar sempatik ki piyanoyu hop oturup hop kalkarak çalması görülmeliydi. Bir de 30 yaşında olduğunu öğrendiğim an şok oldum!

Yağmurun git gide şiddetlenmesi üzerine seyirciler bir bir şemsiyeleri açmaya başladı ve sahne neredeyse görülmez bir hale geldi. Bu sırada seyircilerden kimisi konseri o şekilde daha fazla izleyemeyeceğine karar vermiş olacak ki oturma alanında hareketlenmeler başladı. Ya 4. ya da 5. şarkıya gelinmişti ki artık yağmur gerçekten çekilmez bir hal aldı ve en sonunda sahnedekilere de zor anlar yaşatmaya başladı. Önce Hiromi iki arada bir derede piyanosunu bezle silip kurtarmaya çalışsa da nafileydi. Görevlilerin gelip piyanoyu korumak için piyano yanlarına gerdikleri bez-poşet arası şey tutmazken bu kez de Stanley Clarke'ın kontrbasının fena halde ıslanması artık her şeyi zora sokmuştu. Twitter'a 1-2 bir şey yazabilmek için elime aldığımda bile ekranımun su içinde kalması ve hiçbir şekilde ekranın bastığım aplikasyonları algılamaması keyfimi kaçırdığı an yağmura daha fazla tahammül edemeyeceğimi anlayarak üzülerek de olsa Stanley Clarke Band'i ve Hiromi'yi geride bırakarak eve dönmek zorunda kaldım.

Eve dönmemden bir süre sonra Twitter'dan öğrendiğim kadarıyla konser hava şartları yüzünden kesilmiş ve Stanley Clarke bir kez daha geleceğinin sözünü vererek sahneden ayrılmış. Hava şartları sebebiyle güme giden bir konser olduğu için üzgün olsam da elden bir şey gelmiyor. Geçen seneki Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nde SMV ile birlikte Stanley Clarke'ı izleme şansına sahip olduğum için biraz daha şanslı olduğumu hissediyorum :)


6 Ekim 2009

Akbank 19. Caz Festivali'nden Davetiye Şansı


Caz dünyasından birbirinden başarılı isimleri şehrimize getiren Akbank 19. Caz Festivali, cazseverlere bu yıl programında yer alan konserlere toplam 10 çift davetiye kazanma şansı sunuyor. Şehrin caz haline büründüğü Akbank 19. Caz Festivali kapsamındaki konserlerden birine çift kişilik davetiye kazanmak için tek yapmanız gereken festival programına ilişkin hazırlanan sorulara doğru yanıt vermek. Bol şanslar! Sorular için buyrun sayfasına: Akbank Sanat

24 Eylül 2009

Jehan Barbur

Çok değil, bundan birkaç ay önce tesadüfen keşfettim Jehan Barbur'u ve "Nasıl olur da böyle bi' sesi kaçırdım!" diyerek utandım... Tam albümünü yalayıp yutmuşken yaz dönemi nedeniyle konserlerine bi' süre ara vereceğini öğrendim.

Nihayet 14 Eylül'de Nardis Jazz Club'da kendisini canlı izleme, dinleme imkanım oldu. Kırmızı saçlı, minik ve son derece zarif bi' kadın... O kadar yakışıyor ki sahneye! Şarkı aralarında rakısından bi' yudum alıyor, seyircisiyle biraz sohbet ediyor ve sürekli ne kadar heyecanlı olduğundan bahsediyor. İlk Nardis konseriymiş meğerse. Şarkılarını bilip onlara eşlik edenlerin sayısıda hatırı sayılır bi' çoğunluktu hani...
O geceye dair tek bi' şeyi eleştirebilirim. Tam yan masamızda oturan yaşları 25-28 arasında olan seyirci (ağır olacak belki; ama fazlasıyla hakettiler!) müsveddeleri... Konser başından sonuna kadar vıdı vıdı konuşmalarıyla, kahkahalarıyla Jehan Barbur'un sesini bile bastırıyorlardı. Bi' ara kendilerinden rahatsız olan ve bunu belirten birisiyle ufak çapta tartıştılar bile ve Nardis'ten ayrılırlarken "Bu ortamın bize tahammülü kalmadı, biz gidelim en iyisi" diyerek gene o çirkin kahkahalarıyla ortamdan ayrıldılar. İzlemeyi, dinlemeyi bilmeyenlerin "nezih" diye nitelendirilecek ortamlara neden girdiklerini ve neden çoğu insanın rahatsız olmalarına rağmen içeride tutulduklarını anlayamıyorum! Kaldı ki tüm masaların üzerinde "Performans sırasında sessiz olduğunuz için teşekkür ederiz." uyarısı da var...
Her neyse, bunları da bi' güzel içimden atmamdan sonra sizi Jehan Barbur'la başbaşa bırakıyorum...



14 Eylül 2009

29 Temmuz 2009

George Benson

Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nde en çok beklediğim isimlerden biri SMV ve George Bensondı. Her ne kadar çeşitli sebeplerden SMV'ye gidememiş olsam da dün George Benson davetiyesini havada kapmamla SMV'nin acısını kısmen çıkartmış oldum.
Rüya gibi bir konserdi, rahatlıkla söyleyebilirim. George Benson simsiyah, şık bir takım içindeyken mükemmel gitarı ve orkestrası eşliğinde harikalar yarattı. Konserin ilk kısmı Nat King Cole şarkılarından, 2. kısmı ise George Benson tabiriyle "parti" tadındaki hem kendi şarkılarından hem de cover'lardan oluşuyordu. Smile mı desem Breezin' mi desem, Gimme The Night mı desem, Weekend in LA mi desem... Neler çalmadı ki! Ha bi' de konserin 2. bölümünden itibaren inanılmaz bi' basçı eşlik etti. O nasıl kıpır kıpırlıktır, nasıl kendi kendine eğlenmedir! Eve alıp götürmek istedik kendisini (hayır, yanlış anlaşılacak bişi yok bunda :))
Konser sonunda şu ara herkesin yaptığı gibi Michael Jackson anıldı bi' parçasını çalınarak...
"Gidememiş olanlar adına gerçekten üzüldüğümü belirtmekten başka bir şey gelmiyor elimden" demiyorum; çünkü kıytırıktan da olsa 1-2 video çektim. Hiç değilse kulağınızın pası silinsin efem, afiyetle dinleyiniz :))


12 Mayıs 2009

16. Uluslararası İstanbul Caz Festivali

Bu sene 16.'sı düzenlenen Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nin programı nihayet açıklandı. Her sene olduğu gibi bu sene de rüya gibi gruplar ve isimler var. Başta Stanley Clarke, Marcus Miller ve Victor Wooten'dan oluşan SMV, George Benson, Joe Sample, Randy Crawford ve Emiliana Torrini gibi isimler olmak üzere daha pek çok sanatçı katılacak. Bunların yanı sıra Caz ve Balkan Vapuru etkinliğe renk katacak. Henüz Genç Caz ve Caz Kenti Sokak Konserleri'nin katılımcıları açıklanmamış olsa da program dahilinde görünen isimlerden bu sene de festivalin şahane geçeceği kokusunu alıyorum... Biletler tükenmeden koşun derim. Ben, şahsen, bizzat, kendim öyle yapacağım...
 
.fc-sectitle { color:#FFFFFF!important; }