Hızlı ve küçük çaptaki tarihi yarımada turumdan sonra vardığım Arkeoloji Müzesi'nin bahçesini güzel şarap kokuları sarmıştı. Konser öncesi sohbet edenler, bahçedeki hava şartları sebebiyle oluşturulan yeni oturma düzeninde yerini arayanlar, içki kuyruğundakiler... Herkes müthiş güzel, müthiş zarif görünüyordu.
Konserin başlamasına 5 dakika kaldığı anonsu yapıldığında herkes yerini aldı ve Stanley Clarke Band'i ve de onlara eşlik edecek olan piyanist Hiromi'yi sabırsızlıkla beklemeye başladı. Daha ilk şarkıdan çok iyi bir performansla konsere başlayan Stanley Clarke Band ve Hiromi anında havaya girdiler. Stanley Clarke'ın "kesinlikle bu dünyadan değil!" diye tanıttığı davulcusu Ronald Bruner Jr., solosu sırasında öyle coştu ki bir ara bagetlerini tamamen hare hare görmeye başladım. Zaten en sonunda o da hakim olamadı ve bageti havada uçtu :) Bunun hemen üzerine Ronald Bruner Jr. hakkında internette ayaküstü araştırma yaptım ve öğrendim ki 2 yaşından beri davul çalıyormuş!
Yağmurun git gide şiddetlenmesi üzerine seyirciler bir bir şemsiyeleri açmaya başladı ve sahne neredeyse görülmez bir hale geldi. Bu sırada seyircilerden kimisi konseri o şekilde daha fazla izleyemeyeceğine karar vermiş olacak ki oturma alanında hareketlenmeler başladı. Ya 4. ya da 5. şarkıya gelinmişti ki artık yağmur gerçekten çekilmez bir hal aldı ve en sonunda sahnedekilere de zor anlar yaşatmaya başladı. Önce Hiromi iki arada bir derede piyanosunu bezle silip kurtarmaya çalışsa da nafileydi. Görevlilerin gelip piyanoyu korumak için piyano yanlarına gerdikleri bez-poşet arası şey tutmazken bu kez de Stanley Clarke'ın kontrbasının fena halde ıslanması artık her şeyi zora sokmuştu. Twitter'a 1-2 bir şey yazabilmek için elime aldığımda bile ekranımun su içinde kalması ve hiçbir şekilde ekranın bastığım aplikasyonları algılamaması keyfimi kaçırdığı an yağmura daha fazla tahammül edemeyeceğimi anlayarak üzülerek de olsa Stanley Clarke Band'i ve Hiromi'yi geride bırakarak eve dönmek zorunda kaldım.
Eve dönmemden bir süre sonra Twitter'dan öğrendiğim kadarıyla konser hava şartları yüzünden kesilmiş ve Stanley Clarke bir kez daha geleceğinin sözünü vererek sahneden ayrılmış. Hava şartları sebebiyle güme giden bir konser olduğu için üzgün olsam da elden bir şey gelmiyor. Geçen seneki Uluslararası İstanbul Caz Festivali'nde SMV ile birlikte Stanley Clarke'ı izleme şansına sahip olduğum için biraz daha şanslı olduğumu hissediyorum :)

Garanti Bankası





Şu sıcak ve bunaltıcı günlerinin üzerine televizyondaki limonata reklamlarının verdiği sinir stres de eklenince içinden çıkılamayacak hale gelinen bir yaz zamanı, hafif bir rüzgarda hamakta sallamak kadar keyif verdi Efes Pilsen One Love Festival.



Binboa
Anima'dan beri dinlememiştim Ceylan Ertem'i. Sonrasında kaç kere Friendly Fire'a gitmek istesem de olmamıştı. Kendince ne tarz işler yaptığını biliyordum ancak İnsandık şarkısıyla beklentimi biraz aşağı çekmiştim. Albüm çıkmamış ama bir sürü yerde konser vermeye başlamış Ceylan. Sonuncusu da Ghetto'daydı ve Ayaklı Etkinlik Takvimi sayesinde konsere gidebilme şansı buldum. Buradan teşekkürlerimi bir borç bilirim.
Peki kemanı neredeydi?
29 Mayıs Cumartesi günü sezonun son Ghetto konseri olarak saat 22:30'da Ghetto'da gerçekleşecek olan Sattas konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Dakika 1 gol 1 denir ya, benim de Taksim’e ayak bastığım an grup üyelerinden Dee Plume ile tanışmam gecemin güzel geçeceğinin habercisiydi. Kısa süren keyifli sohbet sonrası Dee konser öncesi otele dinlenmeye giderken ben de kendimi Taksim’in kalabalığı arasına attım.

Sevgili Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden kazandığım davetiye ile dün akşam Ghetto’ya Mor ve Ötesi’nin yeni albümünün lansman partisine gittim.







Her şey Apayrı albümüyle başladı, evet o albümden önce Hande Yener de benim için diğer “bakkal şarkısı” diye nitelendirdiğimiz şarkıcıların yaptığı şarkılardan farklı bir şey yapmıyordu. “Kameramancı” gibi kelimeler kullanan Bay Mo’yla çıkan biriydi o dönemler. Benim ve tahminlerime göre bir çok kişinin sevgisi de Hande Yener’e Apayrı hatta Nasıl Delirdim albümünden sonra başladı. O albümlerden sonra konserine gitmek için sabırsızlanır olmuştum. Zaten bir kere konserine gittikten sonra artık CD’den dinlemek aynı zevki vermez oluyor. Tamam ukala ve kendini bilmez tavırlar içinde olabilir ki sahnede de kendini çekemeyenlerden bahsederek bu tavırlarını sürekli tekrarlıyor kendisi ama sahneyi pek de güzel dolduruyor hatta sahneden taşıyor bile diyebilirim işi abartıp.

