12 Mayıs 2010

Post Dial Davetiye Sorusu!!!


13 Mayıs Perşembe günü saat 21:o0'da Babylon'da gerçekleşecek olan Post Dial konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 7. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:


"Post Dial'ın 13 Mayıs'ta gerçekleşecek olan Babylon performansında başka hangi isimler sahne alacak?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

11 Mayıs 2010

Moğollar ve Unutulmaz Bir Cuma by Duygu Özen

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Moğollar konserine giden Duygu Özen'in kaleminden Cuma gecesini aktarıyoruz sizelere. :)



Cuma akşamı çok yorgun gittiğim Ghetto’dan dinlenerek çıktım. Ghetto’da daha once doğum günümü kutladığım ve harika bir akşam geçirmemi sağlayan bir mekan. Hem tarihi dokusu hem hizmet hem de teras keyfi inanılmaz!

Moğollar'ı uzun zaman sonra canlı dinlemek tümmm stresimi üzerimden aldı. Engin Abi yoktu belki ama grup yeni kattıkları kişilerle onun ruhunu cidden yansıttılar. Konser sonunda Engin Abi'nin bateri performansının videosu yayınlandı, herkes 15 dakika boyunca aralıksiz alkışladı. Video bitene kadar Moğollar sahneyi terk etmeden ve perdeden gözünü ayırmadan izledi...

Tekrar teşekkürler ve sevgiler...

9 Mayıs 2010

Absolut Modern Perşembeler Vol. III

Geçtiğimiz Salı günü Absolut ve İstanbul Modern'in ortaklaşa düzenlediği Absolut Modern Perşembeler Vol. III'e davet eden bi' mail aldık Absolute'tan. İlk 2 organizasyona çeşitli sebeplerden dolayı katılamamış olsak da bu seferkinin kaçmayacağı davetiye mailinin geldiği dakikada belli olmuştu.

Davetiyeler elimizde, arkadaşlar yanımızda, tanıdıklar İstanbul Modern'de... Her ne kadar İstanbul Modern'e birçok kez gitmiş olsam da o geceki kadar ultra kibar ve yardımsever güvenlik görevlilerine rastlamamıştım. İstanbul Modern'in restoran kısmına girdiğimizde Tulu ve Volkan bizleri karşılayarak gece ve ortam hakkında bilgilendirdiler. Hemen sonrasında ise girişte bulunan ipince ve upuzun kızlar (ki yazının sonunda geceye dair fotoğraflar için link verdiğimde kimlerden bahsettiğimi anlayacaksınız) bizlere içki ikram etti. O kadar kalabalığı İstanbul Modern'in restoran ve terası nasıl kaldıracak diye düşünürken gördüm ki hiç de öyle insanın üstüne üstüne gelip, boğan bi' kalabalık yoktu. Yanlış anlaşılmasın, iğne atsan yere düşmez vaziyetteydi. Sadece rahatsız edici bi' kalabalık yoktu. Şık şıkırdak insanlar, şerefe sesleri, patlayan flaşlar derken gecenin fotoğrafçısı olan Franz ile karşılaştık. Ayak üstü edilen 3-5 dakikalık muhabbetten sonra geceye katılan diğer arkadaşları arama peşine düştük. Barış ve Pınar'ı bulduktan sonra baktık muhabbet güzel, ortam süper, içkilerin biri gidiyor biri geliyor ayaküstü de olsa atıştıracak bir şeyler aranmaya başladık; fakat öğrendik ki içki haricinde hiçbir şey yokmuş!!! Bütün gecenin güzelliğine resmen gölge düşüren bu haber sebebiyle suratlar asıldı, homurtular başladı haliyle.

Gerçekten yapıcı eleştiri anlamında şunu söylemek istiyorum. Böyle bi' gece düzenliyorsanız, içki odaklı bi' organizasyon yapıyorsanız mutlaka ama mutlaka çerez bile olsa içkinin yanında insanlara bir şeyler vermek durumundasınız. Gecenin konsepti, şu, bu gibi sebepler çok üzgünüm ama affedilebilir nedenler değil... Umuyorum bi' sonraki düzenlenen Modern Perşembeler'de içki yanında sunulacak çerez vb. şeyler unutulmaz da insanlar sırf açlık yüzünden ortamı terk etmek durumunda kalmazlar. Şaka değil, gerçekten vardı örnekleri... İçkiler bittikçe sırayla bar kısmına gidip bar başına tünemiş olan ve neredeyse 6'şar 6'şar içki isteyenleri atlatıp içkilerimizi alırken öğrendik ki sadece portakallı, yaban mersinli, ahududulu, mandalinalı gibi belirli içkileri sunuyorlarmış. Biraz yüz ekşiten tatlar olmasına rağmen portakallının ne kadar güzel olduğunu da öğrenmiş olduk bu arada :)

Müzikler için ayrı bi' paragraf ayırıyorum; çünkü bu kadar iyi duyulan, bu kadar rahatsız etmeyen ve bu kadar arka arkaya güzel şarkıların çalındığı bi' geceye dahil olmamıştım sanırım. O sebeple Emre Ataker'e (aka Renensefalon) binlerce teşekkür!

Absolut da bi' o kadar teşekkürü hak ediyor. Böylesine zarif bi' mekanı organizasyonlarına seçtikleri için, özellikle de gece 1'e doğru insanların hafiften kafalarının güzel olmaya başladığı zamanlarda önünü alamayacakları durumlara karşılık hemen önlem alarak geceyi ufak ufak noktaladıkları için ve de böyle bi' geceye dahil olmamızı sağladıkları için teşekkürler. Umarım vol. IV ve diğerlerinde ufak şeyleri telafi etmiş olarak dört dörtlük organizasyonlara imza atarlar...

Franz von Bodelschwingh'in çektiği fotoğraflardan birkaç tanesine buradan bakabilirsiniz: Absolut Modern Perşembeler vol. III

7 Mayıs 2010

Think Amsterdam: Kraak&Smaak Davetiye Sorusu!!!


8 Mayıs Cumartesi günü saat 21:00'da Ghetto'de gerçekleşecek olan Think Amsterdam: Kraak&Smaak DJ Set konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor! Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.-3.-5.-7. ve 9. kişiler davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Kraak&Smaak grubu kimlerden oluşur?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

6 Mayıs 2010

Moğollar Davetiye Sorusu!!!

7 Mayıs Cuma günü saat 22:30'da Ghetto'de gerçekleşecek olan Moğollar konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor! Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 2.-4.-6.-8. ve 10. kişiler davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Moğollar'ın 2009 yılında çıkarttığı albümlerinin adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

4 Mayıs 2010

Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik by Mirac Rüzgar

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Tekirdağ Rakısı sponsorluğundaki Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik konserine giden Mirac Rüzgar'ın kaleminden Perşembe gecesini aktarıyoruz sizelere. :)


Hande Yener hakkında ona buna özeniyor deniyor, popa döndü elektronikte tutunamadı diye atılıp tutuluyor, giyim tarzı, farklı klipleri hakkında sürekli konuşuluyor. Kim kimden esinlenmeden, ilham almadan bir iş yapıyor ki. Kendisi de 29 Nisan Ghetto konserinde iğneleyerek de olsa belirtti Lady GaGa’yı sevdiğini. “Apayrı” albümünden itibaren başladığı açık şekilde görülen ve zaten devam etmesi de gereken bu değişim kaçınılamaz. Şu ana kadar bu değişimin meyveleri hep güzel oldu. Bundan sonrası için zamanında eleştirdiklerini kendisinin yapmaması tek dileğimiz. Benim içinse eskiden orda burada denk gelince dinlediğim Hande Yener şarkıları “Nasıl Delirdim” ile birlikte artık playlistime giriş yapmıştı. Ondan sonrasında bir yandan çıkan albümleri takip ederken, diğer yandan da konser haberlerini kovaladım. Ghetto’da Akustik bir konser olduğunu görünce iş güç arasında, hafta içi de olsa giderim dedim ve bir de üstüne davetiye kazandım. Yüksek tavanı ile izleyicilerin boğulmadığı ve rahat rahat dans edebildiği bir mekan Ghetto. Üst kattaki balkon ve teras da kapalı alanda, kalabalıkta durmak istemeyenlere mükemmel bir alternatif sunuyor. Ses düzeni ve hizmet de gittiğim tüm konserlerde harikaydı. E bir böyle bir mekanda gerçekleşecek Hande Yener konseri için davetiyesi olunca insanın bize sadece içeri girip içkilerimizi yudumlarken konserin başlamasını beklemek kaldı.

Sevenlerini çok bekletmeden çıktı sahneye, çıkar çıkmaz da incelemek üzere uzak gözlüklerimi taktım. Kıyafeti, aksesuarları kendi tarzına özgü, oldukça başarılıydı – saçları, duruşu da öyle. İlk şarkıları “Hande’ye Neler Oluyor” albümündendi. Benim konsere gitmeden önce bu albümdeki favorim kesinlikle “Yasak Aşk” olmuştu ama özellikle “Çöp” gibi duygusal parçaları da oldukça tutulmuşa benziyor. Son albümde kısmen başarısız ve önceki albüm ve tarzına kıyasla uyumsuz bulduğum şarkı tahmin edebileceğiniz gibi Bodrum’du. Hande Yener konserde bu şarkıyı ilk kez söylediğinde belimi yavaş yavaş kıvırırken bir baktım ikinci kez çalıyorken ellerim havada zıplıyorum. Yani Bodrum bu yaz Türkiye’nin hiti olur evet ama benim bu yaz hitim kesinlikle “Yasak Aşk” olarak kalacak, orası kesin. Akustik öğelerle farklı bir tat katılan şarkılardan anladık ki akustik olsun, elektronik olsun, pop olsun fark etmiyor; Hande Yener her türlü dans ettiriyor ve hep bir ağızdan söylettiriyor şarkılarını. Ah bir de gerilerden sesimi duyurmaya çalıştım “Hipnoooz” diye bağırarak ama dinleyemedik, o da olsaydı Ghetto konseri benim için gerçekten çok keyifli olacaktı.

Hande Yener’in sesini canlı dinlemek ve sahnedeki o kendine özgü hafif şımarık tavırlarını görmek, bitmek bilmeyen enerjisini, dansını izlemek oldukça keyifliymiş. Ghetto konserinden sonra Hande Yener hakkında aklımdaki soru işaretlerinin üzerini çizdim, tekrar izlemek bir sonraki fırsatı bekliyorum desem yeridir.

Konserden daha çok kare için: Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik by Ozan Eicher

3 Mayıs 2010

Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik by Hazal Bayar

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Tekirdağ Rakısı sponsorluğundaki Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik konserine giden Hazal Bayar'ın kaleminden Perşembe gecesini aktarıyoruz sizelere. :)

Her şey Apayrı albümüyle başladı, evet o albümden önce Hande Yener de benim için diğer “bakkal şarkısı” diye nitelendirdiğimiz şarkıcıların yaptığı şarkılardan farklı bir şey yapmıyordu. “Kameramancı” gibi kelimeler kullanan Bay Mo’yla çıkan biriydi o dönemler. Benim ve tahminlerime göre bir çok kişinin sevgisi de Hande Yener’e Apayrı hatta Nasıl Delirdim albümünden sonra başladı. O albümlerden sonra konserine gitmek için sabırsızlanır olmuştum. Zaten bir kere konserine gittikten sonra artık CD’den dinlemek aynı zevki vermez oluyor. Tamam ukala ve kendini bilmez tavırlar içinde olabilir ki sahnede de kendini çekemeyenlerden bahsederek bu tavırlarını sürekli tekrarlıyor kendisi ama sahneyi pek de güzel dolduruyor hatta sahneden taşıyor bile diyebilirim işi abartıp.
Perşembe günkü akıstik konserde absürtik kostümleriyle görmüyoruz Hande’yi, (absürtik derken: mesela Love konserinde giydiği Madonna’dan bozma büstiyer gibi). Belki akustik konser olmasının verdiği ağırbaşlılıkla böyle bi tercih yapmıştır, avize küpeleri de bu kostümün bi parçası tabi. Yeni albümünden şarkılara ağırlık veren Hande, Kalpsiz şarkısının isteği üzerine yine ukalalığını patlatıyor tabi “Ben de nerden tahmin edebilirim albümümdeki bütün şarkıları seveceğinizi.” Ah ah yerim senin tahminlerini! Her neyse, konserdeki en iyi şarkıya gelecek olursak da, yeni albümünü pek sevmememe rağmen canlı performansıyla eve gelip yirmi kere dinlediğim; “Bi Gideni Mi Var” adlı şarkı. Zaten kendisi de çok iyi söylediğini farkında olacak ki şarkı bittikten sonra şarkıyı tekrar söyleme gereği hissetti ki iyi de yaptı. Konserde söyediği akustik hali de albümdeki halinden çok çok daha iyi oldu hani.
Kısacası gittiğim altıncı, bilemedin yedinci Hande Yener konseriydi, elektornikten uzaklaştığı için tabi tekrar eski haline döner mi, tekrar bakkal olur mu korkumu yenmiş bulunuyorum bu konserle. Bodrum şarkısını bile sevdirdi bana canlı performansı. Bir de o şarkıda sahneye çıkıp dans eden biri vardı ki, o da şarkıya ayrı bi tat katmadı değil. Aynı zamanda arada Kemal Doğulu’nun çıkmadığı da ilk Hande konserimdi, belki de o yüzden daha da bi sevdim bu konseri...

Konserden daha çok kare için: Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik by Ozan Eicher

1 Mayıs 2010

Binboa: Kendi Şişeni Kendin Tasarla Partisi

Biraz geç kalmış olduğumuzun farkındayım; ama bu etkinliği yazmadan edemezdim! 9 Nisan günü işlere gömülmüş bi' şekilde çalışıyorken resepsiyondan gelen "Paketin var!" haberi ile heyecanlandım. Torbasından çıkarttığımda yanda görmüş olduğunuz, özenle hazırlanmış hediyeyi buldum! Binboa, 13 Nisan'da Karaköy'deki Tarihi Sümerbank Binası'nda Kendi Şişeni Kendin Tasarla Partisi'ne davet ediyordu beni. Davetiyenin yanında 1 adet üzeri bomboş olan Binboa şişesi ve kalem gönderilmişti ve elbette iş çıkışında ev ödevimmişcesine bana gönderilen bu şişenin icabına baktım her anlamda ;)
Şayet aranızda hala Kendi Şişeni Kendin Yarat için yapılmış videoyu görmeyenleriniz varsa diye videoyu hemen buraya da ekliyorum:




Video için sadece şunu söylemek yeterli herhalde: 550 şişe, 5.000 kare fotoğraf, 100 saatin üzerinde çekim.
Gelelim partiye... McCann Erickson'ın 2010 yılbaşı partisinin organizasyonu ile ilgilenen A46 Organization bu kez Binboa'nın Kendi Şişeni Kendin Tasarla Partisi'nde karşıma çıktı. Bahar Korçan, İdil Tarzi ve Hakan Yıldırım'ın Binboa için özel tasarladıkları şişelerin tanıtımının yapıldığı gecede duvarlardaki fosforlu Binboa ilüstrasyonlarından tutun barmaid'lerin tshirt'lerinin üstünde bu saydığım tasarımcıların Binboa için çizdiklerinin aynıları olması, DJ Can Hatipoğlu'nun müziklerinden tutun Carlo Bernardi'nin lezzetli aperatifleriyle her şey harikaydı!
Yaş ortalaması her ne kadar epey yüksek olsa da herkesin keyfi yerinde gibiydi. Kendimi çevreyi incelemeye, sohbete ve elbette ki Binboa'lara verdiğim için fotoğraf ve video işi aksadı; fakat sevgili Hazal'ın çektiği kısa video ile ortam hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

Ve son olarak da ilk videonun yapımını anlatan, 41?29!'un elinden çıkma kamera arkası videosu:

Farkındalık Kampanyası - Konu: İŞSİZLİK


Engelleri Kaldır Hareketi, yeni kampanyası ile ENGELLENEN İŞSİZLERE yönelik toplumda bir uyanış sağlamayı amaçlamaktadır. 1 Mayıs 2010 tarihinde hayata bulacak olan uzun ve zorlu geçecek farkındalık dönemi kapsamındaki nihai hedef, 7 milyon işsiz kesim ile işveren kurum ve kuruluşların bir araya gelmesi ve yoluna birlikte devam edebilmesidir.

28 Nisan 2010

Hande Yener Davetiye Sorusu!!!

Tekirdağ Rakısı sponsorluğunda 29 Nisan Perşembe günü saat 22:30'da Ghetto'de gerçekleşecek olan Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.-3.-5.-7. ve 9. kişiler davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Hande Yener'in Hande'ye Neler Oluyor? adını taşıyan son albümünde yer alan şarkıların söz ve müziği kime aittir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Sepultura

Öncelikle itiraf etmem gereken bir şey var: Bu konser dün değil evvelsi güne kadar hesapta yoktu! Ne zaman Sena aradı ve “Davetiye var hanııım!” dedi, o zaman fikir değiştirdik. Her ne kadar Fringe’in son bölümüne dalmış olmamızdan ötürü konsere biraz geç gittiysek de çok bir şey kaybetmemiş olduğumuzu gördük. Her ne kadar Biletix’te ön grup için saat 20:00 yazsa da sonradan öğrendim ki ön grup diye bir şey çıkmamış.

Taksi’den iner inmez Küçükçiftlik Park’ın kapısında sevgili Murat Çopur’u beklemeye başladık. Davetiyelerimiz kendisinde olduğu için kemiklere kadar işleyen o soğukta beklerken etrafı, kalabalığı ve durumları incelemeye başladık. Konser alanına girmeden girişte solda duran küp dubaların üzeri silme bira şişesi ile doluydu ve rüzgarda hepsi yerlere savrulup kırılıyordu. Sanki kavga çıkmış da insanlar birbirlerine şişelerle dalıyormuş gibi çok seri şangır sesleri duyuluyordu. Neyse, Çopur’u beklerken içeriden çıkan irice, upuzun saçlı abi “Biletiniz yok mu gençler? Davetiye vereyim size.” diye sordu; fakat biz gururlu gençler olarak teşekkür edip davetiyemizin yolda olduğunu söylesek de iyi niyetli abiye söz dinletemedik. İlle de verecekti o davetiyeleri, ısrarcıydı… “Yahu alın işte, girin içeri. Konser kapı önünde değil, içeride. Hadi gidip izleyin” demesiyle elimize tam tamına 6 davetiye sıkıştırması bir oldu!

Üst baş kontrolünden sonra alana tam olarak adım attığımızda öğrendik ki Sepultura çoktan 5. şarkıya geçmiş bile! “Madem sponsoru Tuborg, içmeli o zaman birkaç bardak” düşüncesi ile 1 bardağı 6 TL’ye satılan bira standını aramaya koyulduk. Ortalıkta yemek namına en ufak bir şey olmayışı çok garibime gitti doğrusu. Tamam, konser izlemeye gidiyorsun, tıkınmaya değil elbette; ama konser bi’ yandan, biralar bi’ yandan bünye acıkır elbette. Konser alanında yemek için sadece 1 seyyar arabada mısır satılması durumu belki de gecenin en acayip ve acımasızca eleştirilebilecek şeyiydi!

Artık biraz ciddi ciddi konserden bahsedeyim… Her ne kadar ilk 4 şarkıyı kaçırmış olsam da başından beri izlemiş olan arkadaşlarım sahnenin arkası ve yanlarının tamamen açık olmasından ötürü ses sistemi konusunda biraz endişelenmişler; fakat endişeleri boşa çıktı bana kalırsa; çünkü gayet süper duyuluyordu! Ses sistemi haricinde ışık sistemi de çok başarılıydı. Hatta o kadar başarılıydı ki fotoğraf makinemi yanıma almayışımdan ve türlü güzel pozları, anları kaçırmamdan ötürü çok pişman oldum. Sepultura ile ilgili beğenilesi 2 şey olduğuna karar verdik: Davulcu Jean Dolabella ve vokalist Derrick Green! Brezilyalı bi’ grup olmalarından ötürü tabii kültürlerinde samba vb. var. Konserin bi’ anında örneğini Pink Martini’den vereceğim Brazil şarkısını coverladılar. (Şarkıyı anımsamayanlarınız için: Fizy/ Pink Martini - Brazil) Kulaklarıma inanamadım! Gerçekten çok hoş bi’ sürpriz oldu…

Gelgelelim şikayetçi olduğum konuya, seyircilere… Bi’ coşku vardı, kabul; ama ruhsuz bi’ coşkuydu bana kalırsa. “Nasıl olur hem ruhsuz, hem coşku?!” demeyin, görseniz siz de hak verirdiniz. 3 tip seyirci vardı:
- Pogocular (ki sayelerinde birçok insan ağız tadıyla konseri seyredemedi bana kalırsa. Çemberi büyüttüler de büyüttüler. Alanın orta yerinde geniş bi’ boşluk varsa kendilerine yarattıkları alandan ötürüdür)
- Olduğu yerde coşan, müziğe eşlik edip kafa sallayanlar (İşte en sevdiğim seyirci türü! Konser adabını bilip, etrafına rahatsızlık vermeden konserin tadını doyasıya çıkarttılar. Helal olsun onlara!)
- Olup bitenden habersiz, put gibi duranlar (“Geçiyorduk uğradık” insanları)

Özetle seyirci açısından daha iyi geçebilecek bi’ konserken azıcık ruhsuzluk sebebiyle olması gerektiğinden daha düşük seviyelerde kalmış bi’ konserdi. Grup için yapabileceğim tek olumsuz eleştiri aşağı yukarı 1 saat kadar sahnede kalıp bis bile yapmadan, yangından mal kaçırır gibi sahneden inmeleri. Konser biter bitmez, grup sahneyi terk eder etmez rodie’lerin gelip mikrofonları bi’ çırpıda sökmeleri şok etkisi yarattı! Bugün Ankara’da konser vereceklermiş. Umarım daha coşkulu, daha güzel bi’ konser olur Ankaralılar için. Sözlerime burada son verirken Popstar jürisi kıvamında diyorum ki: “Ayaklarına, emeklerine sağlık! Yolları açık olsun!” Bunu saymıyoruz, gene gelsinler, arayı açmasınlar :)
Darısı Lamb of God’ın başına…

24 Nisan 2010

Kurnaz'ın ilk stüdyo albümü: Zamansız

Uzun yıllardır konser, üniversite şenlikleri, bar ve etkinliklerde boy gösteren Kurnaz, ilk stüdyo albümü “Zamansız” ile hayranlarının karşısına çıkıyor.

1996 yılından bu yana Yağmur Band olarak İstanbul’daki pek çok popüler mekânda sahne alan grup, kendi hayran kitlelerini yaratarak 2008 yılı başlarında Kurnaz ismini aldı ve ilk stüdyo albüm çalışmalarına başladı. Kasım 2009’da kayıtları tamamlanan albümde, grubun kendi bestelerinden oluşan 12 parça bulunuyor.

Mart ayı içerisinde müzik marketlerde yerini alan albümün çıkış ve ilk klip parçası olarak “Muhtaç Etme” seçildi ve çekimler Ozan Altun tarafından Koray Kasap’ın stüdyosunda gerçekleştirildi. Uzun aradan sonra ilk albümleriyle hayranlarının karşına çıkacak grup, 3 Mayıs’ta Hayal Kahvesi’nde yapılacak lansman konseri tüm albüm parçalarını canlı olarak söyleyecek.

Altyapısı çok uzun yıllara dayanan Kurnaz; vokalde Gökçe Kuran, elektro gitarlarda Doğanay Özdöl, bas gitarda Taner Tınaz, davulda Özdemir Özkum’dan oluşuyor. Albümün prodüktörlüğünü ise başta Ozan Altun olmak üzere, grup üyelerinden Gökçe Kuran ve Taner Tınaz üstleniyor. Albüm mix ve mastering’i ise Anıl Taşhan tarafından yapıldı.
Kurnaz müziğe bakışını “kendini tekrarlayan işlerin olabildiğince dışında kalıp, daha fazla yaratıcılığa özen göstererek iyi işler çıkarabilmek.” olarak tanımlıyor. Bu bakış açısı doğrultusunda tüm parçaların söz-müzik ve besteleri grup tarafından hazırlandı ve kayıtları kendi stüdyolarında Gökçe Kuran ve Taner Tınaz tarafından gerçekleştirildi. Modern rock ritimlerinin ağırlıklı olduğu albümün tarzını pop-rock olarak tanımlayan grup; Zamansız’ın müzik alt yapısının yanında enerjisi ile ön plana çıkan bir albüm olduğunu ve pek çok kişiyi ortak noktada buluşturabilecek parçalardan oluştuğunu belirtiyor.

Kurnaz, ilk albüm heyecanını paylaşmak ve tüm parçalarını ilk defa dinlemek isteyenleri 3 Mayıs’ta Hayal Kahvesi’ne bekliyor.

16 Nisan 2010

110 Davetiye Sorusu!!!

16 Nisan Cuma günü saat 22:o0'da Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan 110 konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 7. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"110'un son albümünün adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

15 Nisan 2010

Post Dial Davetiye Sorusu!!!


16 Nisan Cuma günü saat 21:o0'da Roxy'de gerçekleşecek olan Post Dial konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 6. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Post Dial'ın yeni EP'sinin adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Soaked Davetiye Sorusu!!!

17 Nisan Cumartesi günü saat 23:o0'da Indigo'da gerçekleşecek olan Soaked konseri için 15 adet çift kişilik, evet yanlış okumadınız 15 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren ilk 15 kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Soaked kaç kişiden oluşuyor?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

14 Nisan 2010

Ozan Eicher Fotoğraf Sergisi

Pendor Corner, Ümit Ilgın Yiğit küratörlüğünde Ozan Eicher’in fotoğraf sergisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Ayaklı Etkinlik Takvimi'ne fotoğraflarıyla katkıda bulunan Ozan Eicher'in 19 Nisan saat 20:00'da Pendor Corner'da ilk kişisel fotoğraf sergisi açılıyor. Serginin açılış gecesinde Ozan için sahne alacak 3 isim var: Jehan Barbur, Kaçak ve Esin İris.
Sergi ve Ozan Eicher ile ilgili detaylı bilgi için Facebook'taki Ozan Eicher Fotoğraf Sergisi event'ine göz atabilirsiniz.

13 Nisan 2010

110 Röportajı

Ayaklı Etkinlik Takvimi, Türkiye'deki elektronik rock müziğin öncülerinden 110 ile konuştu. Albümleri, grup olmak, internet ve daha fazlası...


12 Nisan 2010

DJ Grandmaster Flash by Julien Aksoy

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak DJ Grandmaster Flash konserine giden Julien Aksoy'un kaleminden cuma gecesini aktarıyoruz sizelere. :)

Ayaklı Etkinlik Takvimi ve Pelin'in sayesinde çocukluğum efsanelerinden biriyle Ghetto'da kavuştum, DJ Grandmaster Flash. Warm-up kısmı hayatımda gördüğüm en uzun warm up party'di. DJ No Frost vardı. 2 buçuk saat çaldı. Neyse ki hoş şeyler çalıyordu ama yine de sıkılmaya başlamıştım ki saat 1'de efsane sahneye çıktı ve başladı. Amcamız (52. yaşında!!) epey enerji doluydu, hiç yaşlanmamış gibi görünüyordu. 1 buçuk saat boyunca çaldı ve ambiyansı yüksek tuttu.
Ilk defa Ghetto'ya gidiyordum ve izleyicilerin tarz farkları beni çok şaşırttı açıkçası. İlk başta çok kalabalık değildi tabii. Birkaç izinli Amerikalı askerler vardı, birkaç da sarhoş İngiliz. Gittikçe doldu ve tarzlar çeşitlendi. Birkaç gerçek hiphop'cu, birkaç rapcı, bir sürü yabancı, hem o tarzı anlayabilen hem de heycan arayanlardan. Bir de bazıları vardı... Bazen kendimi Reina'da zannettim, çok giderim ya ;) 2-3 tane sarhoş turist vardı ama kötü değillerdi, amaçları eğlenmekti ama güvenlik biraz gergindi, fazlasıyla bence.
GMF'ın performansı çok iyiydi, çok keyifli ve nostaljikti bazen. Tabii ki 70'lerin ve 80'lerin tarzı bırakıp daha çok 2000'lerin clubbin' tarzına dönmüş, maalesef (benim için) ama çok güzel bir zaman yaşattı. İlk kez 8 yaşındayken onunla "tanıştım", Fransa'da bir HipHop programına katılmıştı ve klibinden çok etkilenmiştim. Daha sonra, Punk dönemimden sonra, tekrar hip-hop ve trip-hop döneme geçtim ve DJ GMF'ın etkini hepsinde buluyorum. Run DMC, Jason Nevins, Portishead, UNKLE, Herbaliser... Hepsinde GMF var ve o Ghetto'daki etkinlik tekrar bütün bunlarla kavuşturttu.
Onu görmek harikaydı, ne de olsa o bütün grupların böyle çalabilmelerin sebebi o. Tek rahatsız olduğum taraf, GMF'ın sürekli "İstanbul", "Make some noise", "Put cha hands up", "I don't see those hands" şeklinde bağırmasıydı. Onun dışında, benim için harika bir tecrübeydi...

9 Nisan 2010

DJ Grandmaster Flash Davetiye Sorusu!!!

10 Nisan Cumartesi günü saat 22:30'da GHETTO'da gerçekleşecek olan DJ Grandmaster Flash konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 8. kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:

"DJ Grandmaster Flash kaç yaşındadır?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

8 Nisan 2010

DJ Grandmaster Flash Davetiye Sorusu!!!

10 Nisan Cumartesi günü saat 22:30'da GHETTO'da gerçekleşecek olan DJ Grandmaster Flash konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 6. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"DJ Grandmaster Flash'ın gerçek adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nde Yenilikler



Bu güzel haberleri sizlere vermek için birkaç gündür sabırsızlanıyorduk. Nihayet resmi olarak duyurma günümüz geldi! :)

İlk haberimiz dün Twitter'da çıtlattığımız bir konu... Bugün itibariyle Ghetto ile iş birliği içindeyiz! Bu ne demek? Daha çok konser, daha çok etkinlik, Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden daha çok davetiye demek :) Bu haberi verdikten sonra şunu belirtmeyi de unutmamalıyım elbette:
Bugün öğleden sonraki saatlerde ansızın 10 Nisan'da Ghetto'da gerçekleşecek olan DJ Grandmaster Flash konseri için davetiye vereceğiz ;)

2. güzel haberimiz ise Ayaklı Etkinlik Takvimi artık .com ile de karşınızda! Bundan böyle http://www.ayaklietkinliktakvimi.com/ adresinden de bize ulaşabileceksiniz! :)

7 Nisan 2010

IAMX'le Cuma Akşamı by Oğuzcan Şahin

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak IAMX konserine giden Oğuzcan Şahin'in kaleminden cuma gecesini aktarıyoruz sizelere. :)

Ayaklı Etkinlik Takvimi sayesinde IAMX'in Cuma günü olan Babylon konseri için çift kişilik davetiye kazanan da bendim! Bu arada IAMX'i canlı olarak sahnede ilk defa izlediğimi belirtmeliyim :) Babylon'a vardığımızda kapı önünde hatrı sayılır bir yoğunluk vardı, davetiyeleri verip içeriği girdiğimizde ailemizin fotoğrafçısı Ozan ile haberleştik, Ozan sağolsun 23:30 başlama saati olan konsere erken gelip sahnenin en önünde yerimizi kapmış ve bizleri bekliyordu aynı zamanda IAMX'in sahneye çıkmasını bekliyordu ki fotoğraf çekebilmeliydi :). Konser her zaman olduğu gibi 30-45 dk gibi bir süre geç başladı. İlk önce yardımcılarından biri sahneye kendini atıp milleti ateşlemeye çalıştı. Bir süre sonra ise arkasından IAMX sahnedeydi. Gerçekten ufak sahne dekoru, sahnede kullanılan küçük teknolojik cihazlar ve kıyafetleri göz kamaştırıyordu. Elinde vodka bardağı ile sahneye çıkan Chris Corner sahneyi biraz dağıttıktan sonra ilk şarkı için hazırdı. IAMX'in ilk şarkısı ile birlikte tüm Babylon sallanmaya başladı :). Özellikle tam sahne önünde olduğumuz için Chris Corner'in üstümüze düşücek korkusu sardı bizleri :)

Özellikle ara sıra klavyenin yanında dekor üzerinde bağlı bulunan iPhone üzerinden şarkılara hareket katması elektronik müzik adına gayet uyumlu bir hareketti. Sahnede oldukça deliydi Chris Corner. Yardımcıları sürekli peşindeydiler sahnede bir aksilik olmaması için. Chris Corner bir süre sonra kendisi için konulan davulun üzerine bir şişe suyu dökerek bizleri o sıcak havada biraz serinletti. Ama aynı şeyi fotoğrafçımız Ozan için pek söyleyemeyiz. Makinasını koruma derdindeydi o anda :)

Kısacası IAMX'in canlı sahne performansını ve o harika sesini bir dahaki gelişinde kesinlikle kaçırmayın. Konsere gidin ve kendinizi IAMX'in harika müziğine bırakın :)

Ve Ozan Eicher'in kamerasından IAMX konseri için şöyle buyrun: IAMX - Babylon by Ozan Eicher

5 Nisan 2010

IAMX'le El Ele by Aynur Çolak

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak IAMX konserine giden Aynur Çolak'ın kaleminden ve fotoğraf makinesinden cumartesi gecesini aktarıyoruz sizelere. :)



Babylon'un sokağına girdiğimde dikkatimi ilk çeken şey uzun bilet kuyruğu. Kuyruğa hiç takılmadan biletlerimle (Ayaklı Etkinlik Takvimi sağolsun :)) daldım salona yaklaşık bir saatlik bekleyişin ardından saat 00:15 sularında kalabalıktan yükselen yırtıcı çığlıklar eşliğinde IAMX sahnede...
Kingdom of Welcome Addiction ile IAMX'e yakışır muhteşem bir giriş Chiris Corner'ın deriler içindeki kusursuz fiziği, muhteşem ekibi ve yaratıcı makyajları. Dört dörtlük bir görsellik , ses kalitesi herşey mükemmel!!! Derken Chiris'in "Kim manken ister??" demesiyle afallayan izleyici 30 saniye sonra manken parçaları her yerde...
Tam yanıbaşıma düşen kolun avuçlarımın arasından kayıp şanslı sahibini bulması yüreğimi burksa da bu konserden eli boş dönmeyeceğim kesin. Konser aynı tempoyla devam ederken kan ter içinde kalan IAMX, kısa bir vedayla sahneyi terk ediyor. "Acaba konser bitti mi?" diye düşünürken IAMX tekrar sahnede!
Daha yüksek bir tempo havada uçuşan havlular, bagetler, sular... Chris'in eli o kadar bol ki sanırım yakında kendini de atıcak diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Think Of England'ın ilk notaları Janine Gezang'ın klavyesinden dökülmeye başlayınca etrafımdakiler kendinden geçiyor, ben de çığlıkta sınırsızlık tanıyorum kendime.
Gözlerimi açtığımda çenemin konser salonunun yerlerini süpürmesi, boynumdaki uzun kolyemin onlarca kat dolanıp beni boğması son 15 dakikanın nasıl ateşli geçtiğinin küçük bir kantı mı derken Janine'in kollarını koparcasına sallayışı ve hüzünlü veda. Kalablığın seyrekleşmesi...
Hop IAMX tekrar sahnede... Aman tanrım bu bir mucizee en önlerde miyim? Neredeyim? Bir şey göremiyorum. Her yer karardı. Chris kendini de mi attı? Ellerimi tutan bu ince, narin, yumuşak tüllü el kimin?
Chris!!!
Ve konser bitti...

1 Nisan 2010

Modazon - 1. Sezon

Moda dünyasına yepyeni bir hayat getiren MODAZON çok yakında topluluk aktiviteleri ile de hayatta...

İnternet dediler, moda dediler Modazon’u buldular, başucumuza koydular, harmanladılar ve yuvarlayıp kimseye göstermeden sakladılar. 2 sene boyunca neler yapabileceklerini düşündüler ve düşlediler. Düşten gerçeğe atlamak için çok çalıştışlar. Hayalleri, ortak tutkusu moda olan, değişik zevk ve meraktaki insanları buluşturmak; onları kaynaştırıp, yaratıcı süreçlere yelken açmaları için gerekli rüzgarı sağlamak...

Moda = stil, trend, eğlence, popüler kültür, tasarım, teknoloji, renk, paylaşım, ilham… Hepsini bir araya getirip, ana malzeme ‘moda’nın içinde eritiyorlar. Hazır tariflerdense, kendi emprovizasyonumuza güveniyorlar. Kendi oyun alanımız internette, herkesin zevkini sunabileceği, moda ana malzemeli keyifli bir dünya tasarlıyorlar. Katılmak sizin elinizde, ilham vericiliği garanti!

Türkiye'nin ilk interaktif sanal defilesi, bu akşam saat 20:00'da Akaretler W'da...

31 Mart 2010

IAMX Davetiye Sorusu!!!

Binboa sponsorluğunda 3 Nisan Cumartesi günü saat 23:30'da Babylon'da gerçekleşecek olan IAMX konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Yapmanız gereken tek şey şu:
"IAMX ile röportaj yapma imkanınız olsaydı hangi soruyu sorardınız?"

Gün bitimine kadar (00:00'a kadar) gelen sorular arasından en güzel soru seçilerek soru sahibi kişi davetiyeyi kapıyor! :)

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

30 Mart 2010

IAMX Davetiye Sorusu!!!

Binboa sponsorluğunda 2 Nisan Cuma günü saat 23:30'da Babylon'da gerçekleşecek olan IAMX konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Yapmanız gereken tek şey şu:
"IAMX ile röportaj yapma imkanınız olsaydı hangi soruyu sorardınız?"

Gün bitimine kadar (00:00'a kadar) gelen sorular arasından en güzel soru seçilerek soru sahibi kişi davetiyeyi kapıyor! :)

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

25 Mart 2010

Richard Dorfmeister Lucca'da

Lounge müziğinin ünlü ismi Richard Dorfmeister, 27 Mart Cumartesi gecesi, Havana Club Rom’un ana sponsorluğunda, Shop&Miles’ın katkılarıyla “Lounge Masters” serisinin ikinci partisi için için dünyaca ünlü DJleri ağırlayan, sıradışı müzisyenleri bir araya getiren Lucca’da müzikseverlerle buluşacak!

Yapımcılık ve DJ performanslarıyla kısa sürede efsaneleşen Kruder & Dorfmeister ikilisi ve Tosca projesiyle tüm dünyada tanınan Richard Dorfmeister, kendine has sound’u ve Viyana’lı köklerinin beslediği duygusallıkla yarattığı parçalar ve mixlediği şarkılardan oluşan DJ setiyle 27 Mart Cumartesi gecesi Havana Club’la hazırlanan mojitolar eşliğinde Lucca’da keyifli bir müzik deneyimi sunacak.

Depeche Mode’dan Madonna’ya, Count Basic’ten Roni Size’a kadar birçok ünlü isimle çalışarak “The K&D Sessions” adlı toplama albümünde sanatçıların remix şarkılarına yer veren Richard Dormeister, aynı zamanda Rupert Huber ile birlikte eleştirmenlerin gözdesi olan Tosca projesini de devam ettiriyor. “Viennese” tarzında yorumladığı downbeat, acid jazz ve dub türlerini; funk, dub, reggea, ambient, fusion ve dope beats öğeleri barındıran eşsiz stili ile birleştiren Dorfmeister, dinleyicilere müzikal çeşitliliğin olduğu bir gece sunmaya hazırlanıyor.

Eğlence, yiyecek – içecek denince ilk akla gelen ve dünyaca ünlü DJleri ağırlayan Lucca, Havana Club’ın ana sponsorluğunda ve Shop&Miles’ın katkılarıyla “Lounge Masters” konseptiyle her ay gerçekleştirdiği partilerin ikincisinde, 27 Mart Cumartesi gecesi Richard Dorfmeister’a ev sahipliği yapacak.

Lucca : Cevdetpaşa Cad. No:51/A Bebek - 0212 - 257 12 55

24 Mart 2010

Fındık Kabuğunda Ceylan Ertem by Sarper Şenol

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Ceylan Ertem'in albüm lansman konserine giden Sarper Şenol'un kaleminden ve cep telefonundan dün geceyi aktarıyoruz sizelere. :)

Ben Amca'nın Peter Parker'a söylediği "Büyük güçle birlikte, büyük sorumluluk da gelir" lafını hayatın pek çok alanına uyarlamak mümkün zannedersem. Örneğin "Büyük şansla birlikte, büyük sorumluluk da gelir". Keza, Ayaklı Etkinlik Takvimi'nin 2 önce post'undaki yarışmanın talihlisi olmanın da getirdiği bir sorumluluk varmış. Sizler şu anda Maral Hanım'ın hiç beklemeden bana yüklediği o sorumluluğu okumaktasınız ve şikayetlerinizi müdüriyete, memnuniyetinizi ise dostlarınıza aktarırsanız sevinirim.

Çok yakından takip etmediğim, sadece Anima'dan tanıdığım bir sesti Ceylan Ertem. Anima'nın dağıldığını ve Ertem'in solo albüm yapacağını da aylar önce tesadüfen Ekşi Sözlük'te okumuş, pek bir tepki vermemiştim. Dün akşamki albüm lansman konserinin bu kadar keyifli geçeceğini öngörebilseydim, verirdim...

Konsere ilgi -ne yazık ki- bir hayli azdı. Hatta, Babylon'da gördüğüm en tenha konserdi desem yeridir. Dinleyicilerin çoğunun Ertem'in ve yanında çalan diğer müzisyenlerin çevresinden olduğunu görünce kendimi biraz misafirliğe gitmiş gibi hissetmedim desem yalan olur. Neyse ki bu hissiyatımın ömrü uzun olmadı, zira Ertem'in sahnedeki samimiyeti, kitlenin küçüklüğünü bir avantaja, hatta bir ayrıcalığa çevirecek cinstendi.

Müzikler üzerine çok bir şey söyleyebilecek yetkinliğe sahip değilim. Kısaca şunu söyleyebilirim ki; onlarca başarılı müzisyenin katkısı, Ertem'in şarkılarındaki samimiyet ve özenle bir araya gelince ortaya sonucu toplamından daha büyük olan bir denklem çıkmış. Gerek kendi şarkıları, gerekse yaptığı cover'lar kulakların pasını silecek cinsten...

Biri konserin başında, diğeri de sonunda olacak şekilde iki adet video klibini izledik. İkisi de fırından yeni çıkmış, henüz televizyonlara internetlere düşmemişler. Albümün kendisi gibi, klipler de hevesle beklemelik. Galiba kliplerin bir tanesi haftaya yüzünü gösterecekmiş.

Konserin belki de tek bir defosu vardı, o da çok kısa sürmesiydi. Sanki Ceylan Ertem'le tanıştık, iki cümle ettik etmedik ve bunu saymayız bir dahakine daha uzun oturalım deyip kalktık gibi oldu biraz. İngilizce'de "In a nutshell" diye bir tabir vardır ya hani, işte aynen öyle tanıdık dün akşam Ceylan Ertem'i, şimdi devamını bekliyoruz...

Bu satırların yazarı Sarper Şenol, müzik alanına Ayaklı Etkinlik Takvimi blogunun sahibi Pelin, ya da kadrolu yazarı Maral kadar hakim olmamakla birlikte tam zamanlı bir müzik dinleyicisi olarak yaşamını sürdürmektedir. Kendisinin düzensiz aralıklarla yazdığı bir blogu da mevcuttur.

23 Mart 2010

Post Dial'dan Yeni EP: You Are Not Alone



Peyote, Dogz Star konserlerinden sonra Rock'n Coke'ta da sahne alan ve daha sonra Zoot Woman konserinin ön grubu olan Post Dial, yeni EP'leri You Are Not Alone'u 21 Mart'ta çıkarttı.

Yiğit ve Sinan'ın uzun uğraşlar, uzun çalışmalar sonucunda ortaya öyle bi' EP çıkmış ki indirdiğim günden beri başka bişi dinleyemiyorum, öyle diyeyim size! Kendi web sitelerinden indirebileceğiniz EP, internete koydukları ilk saat 200'ün üzerinde download edilmiş ve hala da download edilmeye devam ediliyormuş.
EP'yi indirdiğinizde içinden Onur Sönmez'in tasarımını yaptığı cover ve kartonet tadındaki PDF dosyası çıkıyor. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim. PDF'in 5. sayfasında kendi adımı ve Pelin'in adını görünce çok mutlu oldum! :)

Gelelim benim favorilerime... EP'yi ilk dinlediğimde Sway'i çok beğendim zannederken 2. dinleyişimde Will You Let Me Sleep'e hayran oldum. 3. dinleyişimde ise Next Big Thing'e kelimenin tam anlamıyla hasta oldum! Her dinleyişimde bütün şarkıları ayrı ayrı beğendiğimi anlamam çok zamanımı almadı doğrusu ;) Ama iddia ediyorum Will You Let Me Sleep'in aklınızdaki ve kulaklarınızdaki yeri bambaşka olacak!

Nisan ayı itibariyle konserlere başlayacak olan Post Dial, tanıdıklarımız diye söylemiyorum; ama çok çok iyi yerlere doğru ilerliyor. Sözlerime burada son verirken ilk konserlerinden sonra kendileriyle röportaj yapacağımızın haberini verdikten sonra konser tarihlerini tekrar hatırlatmak istiyorum:


3 Nisan @ Dogz Star
16 Nisan @ Roxy
13 Mayıs @ Babylon
29 Mayıs @ Peyote

22 Mart 2010

Ceylan Ertem - Davetiye Sorusu!!!

23 Mart Salı günü saat 21:30'da Babylon'da gerçekleşecek olan Ceylan Ertem'in albüm lansman konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 13. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Ceylan Ertem'in çıkacak olan ilk solo albümünün adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

16 Mart 2010

MFÖ Davetiye Sorusu!!!

Binboa sponsorluğunda 19 Mart Cuma günü saat 22:00'da Jolly Joker Balans'ta gerçekleşecek olan MFÖ konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 15. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"MFÖ 1985 yılında hangi şarkıları ile Eurovision'a katılmıştır?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...
Not: Sadece 1 kere mail atıp katılma hakkınız var. 1'den fazla mail gönderenlerin cevapları dikkate alınmayacaktır.

12 Mart 2010

Post Dial - You Are Not Alone

Post Dial, yeni EP'leri You Are Not Alone ile sahnelere kısa bi' süre içinde geri dönüyor! Tabii Sinan ve Yiğit bunca zaman içinde boş durmayıp bi' de teaser hazırlamışlar bunun için Onur Sönmez ile birlikte. Ellerine sağlık hepsinin... 21 Mart itibari ile You Are Not Alone downloadable hale gelecek, aklınızda bulunsun ;)
Ha bu arada... Ajandalarınıza şimdiden kaydedin derim. Post Dial, yeni EP'lerinden hemen sonra konserlerine kaldıkları yerden devam ediyor. Aşağıda tarih ve mekan bilgilerini bulabilirsiniz. Konserlerinde görüşmek üzere ;)

3 Nisan @ Dogz Star
16 Nisan @ Roxy
13 Mayıs @ Babylon

11 Mart 2010

MFÖ Davetiye Sorusu!!!


Binboa sponsorluğunda 12 Mart Cuma günü saat 23:30'da İzmir Ooze Venue'de gerçekleşecek olan MFÖ konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 11. kişi davetiyenin sahibi olacak.

O halde geçiyorum soruma:
"2009 San Francisco World SpiritsCompetition'da 21 ülkeden 450'nin üzerinde içki markası arasından"Dünyanın en iyi aromalı votkası" seçilen votka hangi Binboa ürünüdür?"
Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

8 Mart 2010

Ufak Bir Duyuru

3 ay gibi bir süre ihmal ettik blogumuzu fakat dönüşümüz muhteşem oluyor.
Daha sık güncellenen, içinde daha çok röportaj bulabileceğiniz Ayaklı Etkinlik Takvimi'ni sıkı sıkıya takip etmeniz için bir başka neden ise elbetteki ki davetiyeler!
Bu hafta itibariyle sadece İstanbul ile sınırlı kalmayıp İzmir, Ankara gibi diğer şehirlerde gerçekleşecek olan konser/etkinlikler için davetiye veriyor olacağız. :)
Ben olsam takip ederdim ;)

6 Mart 2010

LABYRINT



2004 yılından bu yana Amsterdam’ın en önemli mekanlarından kabul edilen Paradiso’da düzenlenen, dünyanın her yanından önemli yapımcı/DJ’leri konuk eden LABYRINT, elektronik müzikteki zengin çeşitliliği ile 12 Mart Cuma akşamı santralistanbul TAMİRANE’de!


Amsterdam’da 5 yıldır düzenlenen LABYRINT, toplam 25 partide 10.000’e yakın izleyiciyi ağırladı. Richard Dorfmeister, Atjazz, Rainer Truby, Charles Webster, Domu, Rodney Hunter, Talvin Singh, DJ Yakuza gibi önemli isimlerin performanslarına ev sahipliği yapan LABYRINT Mart, Nisan, Mayıs aylarında santralistanbul TAMİRANE’de!

Ağırlığını Hollanda’nın kesinlikle kaçırmamanız gereken yeteneklerinin oluşturduğu, unutamayacağınız bir performans gecesine davet ediyoruz. Amsterdam partilerinin vazgeçilmez VJ’lerinden VJ Aineko, etkileyici beat’leri ile Nobody Beats the Drum, geniş arşivleri ile When Harry Met Sally & Tess is More ve Türkiye’nin uluslararası saygınlık kazanmış DJ’lerinden Murat Uncuoğlu unutulmaz bir gece yaşatacaklar.

NOBODY BEATS THE DRUM
Kontrol masasında Sjam, klavyede etkileyici beat’ler yaratan Jori ve görselleri hazırlayan Rogier’den oluşan NBTD, grup için özel olarak tasarlanmış üç perdelik videoları ile bütünlük sağlayan bir performans sergileyecek.

NBTD grubunun breakbeat, hip hop ve house, elektro gibi farklı müzik türlerinden öğeler içeren karışımının seyirciyi kamçılayan ve ritimleriyle coşturan canlı performansları, izleyenleri günlerce konuşturacak.

WHEN HARRY MET SALLY & TESS is MORE
Amsterdam’da kendi düzenledikleri partiler ve Mysteryland, Dance Valey, Solar, Rockit gibi büyük etkinliklerde, kendi sadık hayranlarıyla düzenli olarak buluşan WHMS & TESS is MORE, old-school house müziğine duydukları sevgiyi tech-house, minimal ve electro’dan rock ve disco’ya uzanan geniş arşivleri ile santralistanbul TAMİRANE’de de dile getirecekler.
Hyves - When Harry Met Sally & Tess is More

MURAT UNCUOĞLU
Türkiye’nin en önemli yapımcı/DJ’lerinden biri olan ve defalarca Amsterdam’ın önemli mekanlarında çalan Murat Uncuoğlu, bu defa Hollandalı yapımcı/DJ’ler ile LABYRINT İstanbul’da performans sergileyecek.
MySpace - Murat Uncuoğlu

VJ AINEKO
Amsterdam Paradiso’da düzenlenen meşhur SEEN gecelerinin baş VJ’i olan Kristel nam-ı diğer VJ Aineko hünerlerini, LABYRINT İstanbul için özel olarak hazırladığı görseller ile sergileyecek.

5 Mart 2010

Hayko Cepkin Albüm Tanıtım Konseri

Sandık Açılıyor!




Yapmış olduğu iki albüm, sahneye taşıdığı hikayeler, Türkiye’de hiç görülmemiş sahne performansları, şarkı sözlerindeki derinlik, çekilen video klipler ve son dönemde kendi tarzı dışına çıkarak dahil olduğu farklı projeler ile Hayko Cepkin, geçtiğimiz beş yıl boyunca her zaman kendisinden söz ettirdi... 2010 yılı itibarıyla da yeni albümü Sandık ile tüm Türkiye yine onu konuşacak!

İnsan doğasındaki varoluş ve yok oluşun anlatıldığı yeni albümde, söz-müzik ve düzenlemeler Hayko Cepkin’e ait. Her bir parçanın farklı çizimlerle yansıtıldığı albümden yayımlanacak olan ilk video klip ise Yol Gözümü Dağlıyor olacak. Behnan Shabbir imzalı illüstrasyonlarıyla da dikkat çeken bu albümle her bir parçaya klip çekmek istediğini söyleyen Hayko Cepkin, canlı performansları için de yine oldukça titiz davranıyor ve bu kez en büyük hayali olan sahne dekorunu Sandık'tan çıkarmaya hazırlanıyor. Her yere taşınabilir sahne dekoru ile konser alanlarını kendine has bir şekilde renklendirecek olan sanatçı, yeni albümle gelen daha sert bir sound ile müzikseverleri büyüleyecek.

Tamamen yenilenen sahne performansları, müzikal bütünlük, Hatice Gökçe imzalı yeni kıyafetler ve aklınıza gelmeyecek birçok şey Sandık'tan çıkmayı bekliyor.

Sanatçı, Sandık adlı albümünün ilk konserini 14 Mart 2010 Pazar günü Bostancı Gösteri Merkezi’nde verecek...

4 Mart 2010

HÜ Albüm Tanıtım Konseri

Cem Yıldız’ın proje tasarımını ve yapımcılığını üstlendiği, hepimizin aşina olduğu türkü ve deyişlerden oluşan ve Smadj’ın özgünlüğü bozmadan elektronik altyapılarla zenginleştirdiği albümde Özbek müzisyen Rüstem Mahmudzade de yer alıyor.
"HÜ" albümünün tanıtım konseri 6 Mart Cumartesi akşamı saat 21:30'da, garajistanbul’da...

Farklı kökenden ve inançtan sınır tanımayan müzisyenlerin bir arada HÛ çekerek müzikle vücut bulmalarına tanık olacağımız konserde ayrıca, Geçiciişgalpp dans gösterisi de yer alacak. Aleviler'in geleneksel dansı Semah figürlerinden yola çıkarak Şule Ateş'in tasarladığı danslar, Emre Çelik'in koreografisiyle, çağdaş dansçılar tarafından sergilenecek.

Cem Yıldız, Zülfü Livaneli, Şükriye Tutkun, Yıldız Tilbe’ye sahne performanslarında bağlama sanatçısı olarak eşlik etti. 1999 - 2000 yılları arasında “Halimiz Ahvalimiz” isimli 8 albümden oluşan Türk Halk Müziği koro albüm çalışmasına hem korist hem de bağlama sanatçısı olarak eşlik eden Cem Yıldız, etnik-elektronik müzik yapan “Orient Expressions” adlı grubu ile tanınıyor. 2008 yılının son aylarında çıkan Orient Expressions’ın son albümü “Kırık Kalpler Albümü” ile konser programlarına ve birçok farklı müzik çalışmalarına devam etmektedir.

Jean-Pierre Smadja (Smadj), oryantal ve Brezilya müziği, funk, soul ve folk duyarak büyüdü. Müzik yaşamını Free Jazz çalarak sürdürürken elektronik müziği özellikle de "breakbeat”i keşfetti. Bu tınıların karışımından elde ettiği deneyimlerle 94'te "Tatoom" adlı ilk grubunu kurdu. Drum'n bass Dj’leriyle jam session’lar yapan Smadj, Erik Truffaz, Bobby Few gibi isimlerle çalıştı. 6 yıl önce İstanbul’a yerleşen sanatçı, Duoud'un ikinci albümü için Yemenlilerle farklı bir çalışma gerçekleştirdi. Aynı sene Türkiye’de S.O.S. (Smadj, Buziki Orhan ve klarnet ustası Savaş Zurnacı) adlı nostaljik Türk şarkılarının Smadj’ın elektronik müzikle harmanladığı bir grup kurar. Şu anda Burhan Öcal'ın Strings Project adlı projesinin Doublemoon tarafindan piyasaya çıkartılacak olan albümünün artistik direktörlüğünü üstlenmektedir.

Rüstem Mahmudzade, kendi bestelerinden ve aranjelerinden oluşan toplam yedi albüm çıkardı. Hindistan’da bulunduğu dönem boyunca birçok film müziğine imza attı. Yıldız Osmanova, Azede Nusayidova ve Elver Saneyif’in aranjörlüğünün yanı sıra birçok sanatçı ile ortak çalışmalar yaptı. Tüm bunlara ek olarak sanatçı, Almanya’nın Blue Flame Müzik Şirketine bağlı olarak 2 yıl boyunca aranjör ve besteci olarak çalıştı.

Sakin @ Ghetto



İtiraf ediyorum ben Sakin'i çok geç keşfettim. Daha yeni çıkacakları sırada tanışabilme imkanım varken şanssızlık eseri tanışamadık. Hayko Cepkin'in gitaristi Umut Töre'yi bilenleriniz bilir. Kendisi müzikkariyerinin dışında bi' fotoğrafçı...
Sakin'in albümü çıktı çıkacak zamanlarında Umut, Sakin'infotoğraflarını çekecekti stüdyosunda ve beni de çağırmıştı o çekime; fakat şu an hatırlayamadığım bi' nedenden dolayı gidememiştim.Velhasıl kelam Sakin'i taa o zamanlar dinlemiş ve Sakin'in bağımlısı olmuş olabilirdim. Varsın olsun, geç olsun da güç olmasın... Ardından şans bu ya, Rock'n Dark'ın basın toplantısının olduğu gün Rakun Müzik tayfasının birçoğu orada olduğu gibi Sakin'in davulcusu Soner Özışık da oradaydı ve nihayet o dünya tatlısı, neşeli adamla tanıştık!

Hani kimi albüm vardır insan dinleye dinleye alışır... Sakin daha ilk dinlememde direkt tavlamıştı beni. Rakun Müzik'ten zaten kötü bir grup çıkmayacağı için gönülrahatlığıyla Sakin'i dinleyebilirsiniz.
Bu zamana kadar geceli gündüzlü Sakin'i dinliyor olmama rağmen onları canlı izleme şansını 24 Şubat'taki Ghetto konserinde yakaladım. Friendfeed'in tanınan isimlerinden ve Gren'in büyük hayranlarından Oğuzcan Şahin'le birlikte gittik konsere. Biraz geç kalmamdan ötürü ilk 2 şarkıyı kaçırmanın acısıyla attım kendimi içeri. Bu arada ilkdefa bi' grubun sahneye tam vaktinde çıktığını gördük! Hayranlık uyandırıcıydı gerçekten!!!

Hafta içi olmasına rağmen insanlar Sakin için bildiğiniz akın etmişti Ghetto'ya! İş çıkışı takım elbisesiyle gelenler mi ararsın, en önde sahneye yapışarak hayranlıkla izleyenler mi dersin, orta bölgede zıplaya zıplaya şarkılara eşlik edenler mi... Bunları gözlemlediğim an anladım ki Sakin'in gerçekten belli bi' kitlesi var. Hani "Bu akşam evde oturmasak da ne yapsak? Hah, konsere gidelim!" diye yola hasbelkader çıkmış insanlar değillerdi. Belli ki Sakin'i adım adım takip eden insanlardı işte...
Sakin'in vokali olan Onur Özdemir'in üzerine giydiği "şey" güzel ve acayipti! (Unutma ki acayip olan şeyler de güzel olur okuyucu!) Deriyi andıran şeritlerle parça parça bedenini sarmış bir "şey"di. Kıyafetlerinin tasarımcısının kim olduğunu merak etmiyor değilim; çünkü ara verdikten sonra giydiği gömleksiz bembeyaz frak fikri de bi'acayipti! Röportaj yapma imkanımız olursa (ki olacak inşallah, içimedoğdu hehe) muhakkak soracağım sorulardan bi' tanesi de bu olacak! Bu arada konserleri yaklaşık 1.5 saat sürüyor ve ara veriyorlar(sanırım Onur'un kostüm değiştirmesi için).

Her ne kadar Oğuzcan ses sistemini beğenmemiş olsa da Oğuzcan kadar idealist davranmadım ve benim için gayet iyi geçen bi' konser oldu. İlk albümlerinin yanı sıra üzerinde çalıştıkları yeni albümden de bol bol çaldılar. Hatta o kadar çok çaldılar ki bi' an albüm lansmanına gelmiş olduğumuzu bile düşündüm! Şaka bi' yana, yeni şarkılar da en az ilk albümdekiler kadar başarılı! Ve ufak bi' not... Katılmadan duramıyorum Oğuzcan'ın yorumuna: "Sakin artık çok fazla sakin değil!" Hemen yanlış anlaşılmasın, kafalar karışmasın. Agresif müzik yapmaya başlamamışlar elbette. Sadece bi'tutam daha... Daha... Hmm, bu kısmı 2. albüm çıktığında dinlediğiniz zaman anlayacaksınız ne demek istediğimi ;)

Tamamen Sakin'den bağımsız olarak Ghetto ile ilgili diyeceklerim var:
  • Konser arasında çıktığınızda kapısında sigara içmenize kapıdaki bodyguard arkadaş laf ediyor kapı önünde kalabalığa neden olacaksın diye! Görenler üşüşürlermiş mantığı herhalde... Bunun için Ghetto'nun terasını kullanabilirmişiz nikotin seven insanlar olarak.
  • Konser sırasında sahnenin arkasında duran dev perdeye sahnedekilerin görüntülerini yansıtma fikri şahane! Konser sırasında siyah-beyaz çokgüzel görünüyor. Unutmadan geçmeyelim, yan duvarlara da açılı verenkli bi' şekilde sahnedekileri yansıtmaları da ayrı güzel bi'düşünce...
  • Sahne çevresini kollayan bodyguard'ımsı arkadaşlardan bi' tanesi ile tam giderayak takışıyorduk. Rakun'dan fotoğraf çekme konusunda iznim olmasına rağmen anlamadan, açıklamamı dinlemeden aşırı ukala tavırlarla fotoğraf çekmemi engellemek üzere "Siz biraz şu tarafa geçer misiniz!" diyerek kışkışlaması çok saygısızcaydı! "Zaten son kareyi çekip gidiyorum" demem üzerine de sahne önünde fotoğraf çekenleri gösterip "Ama onlar buranın fotoğrafçısı!" demesi ile beni hangi uzvuyla dinlediğini gösterdi...

Toparlayacak olursam... Sakin'i sıkı sıkı takip edin derim. Bi' dahaki konseleri kaçırmamak için Facebook ve MySpace'ten takip edin.

Geceden birkaç kare için buyrun: Sakin - Ghetto konseri
Sakin - Facebook
Sakin - MySpace
P.s: Sakin'in official sitesi expire durumlarında. Umarım bi' an önce hallederler ;)

28 Şubat 2010

Beatles Remasters Party


Bir süredir ortalarda yoktum, yoktuk. Hem vakitsizlikten hem de sağa sola koşturmaktan dolayı bir türlü vakit ayıramadık güzelim blog'a; fakat bugün itibariyle geçmiş zamanın telafisini yapma yolunda bir adım atmış bulunuyorum.
Daha gönlümde taptaze olan bir etkinlikten bahsetmek istiyorum. Geçenlerde Açık Radyo 15. yaşını düzenlenen Beatles Remasters Party ile kutladı. Beatles'ı 15 yaşında dinlemeye başlamış insanlar da vardı, 15 yaşında olup şu an Beatles dinleyenler de... Her partide nasip olmaz bu kadar geniş bir yaş aralığı görmek. Her partide bu kadar uzak nesiller birleşmez. "Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo" bütün jenerasyonlara da açık olduğunu göstermiş oldu.
Bir ara DJ'imiz Ömer Madra'ydı. Beatles şarkıları çalarken ne kadar keyif aldığını görseniz, inanın benim kadar mutlu olurdunuz. Aynı keyfi yaşamak için biraz Beatles dinlemeniz yeterli.
Mutlu yıllar Açık Radyo ve yine görüşmek üzere Beatles!
NOT: Beatles şarkılarından alıntı yapılmadan yazılmış ilk Beatles içeren yazı olarak kayıtlara geçsin lütfen bu post ;))

8 Kasım 2009

Gren @ Babylon & Balans Jolly Joker

Gren konusunda Maral -haklı olarak- objektif olamayacağını belirterek bu postu bana gazladı. :)
Farkındayız, epey geç kaldık bu 2 konseri de yazmak için... 13 Ekim'de Babylon'da, 29 Ekim'de ise Balans Jolly Joker'da konser verdi Gren... Babylon konserine her ne kadar ben biraz geç kaldıysam da en güzel kısmına yetiştiğme inanıyorum. Mor ve Ötesi'nin çok sevdiğim şarkılarından birisi olan Bazen'i coverladılar, mest oldum! Konserden birkaç gün sonra da YouTube'a koymuş çekenlerden birisi. Onu da sizle paylaşmak istiyorum. Orjinalinden daha güzel cover derler ya, işte tam da öyle bir şey... Bu arada unutmadan linkini vereyim: Gren - Babylon fotoğrafları

29 Ekim'de ise Kül ile birlikte Balans Jolly Joker'dalardı. Doğruyu söylemek gerekirse Kül'ü daha önce birkaç kez duymuş olduğum halde hiç dinlememiştim. Bu sefer kısmet oldu. Tavsiye ediyor muyum? Kesinlikle! Arın'ın sesinin çok güzel olduğunu söyleyebilirim... Kül'den sonra sahneye çıkan Gren için bu sefer ilgi daha büyüktü gibi geldi bana. Normalden biraz daha fazla insan kalabalığı vardı. Şarkılara eşlik eden insan sayısı daha fazlaydı. Hatta bu kez izleyiciler arasında Mor ve Ötesi'nden Harun da vardı. Kendi şarkıları olan Bazen cover'ını çok beğendiği kulağıma gelenler arasında :)) Gren - BJJ fotoğraflarına yönlendirirken sizlere üzücü bir haber veriyorum. Gren'in 2009 içinde bir sonraki konserinin ne zaman olacağı belli değil...

 
.fc-sectitle { color:#FFFFFF!important; }