tuborg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tuborg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2012

Yarışma: Tuborg - Festivale Gidiyoruz

Tuborg, Reading Festival, Roskilde Festivali, Tuborg GoldFest ve Tuborg Greenfest'e götüreceği 8 kişiyi arıyor!



Tuborg sponsorluğunda yurt içi veya yurt dışı festivallerinden birine katılmanız an meselesi! Festival mevsiminin açılması ile birlikte Tuborg Facebook sayfasında Festivale Gidiyorsun isimli bir yarışma başlattı.

Kullanıcılar katılmak istedikleri bu 4 festivalden birini seçtikten sonra yapmanız gereken şey festival çantanızı 50 arkadaşınızın yardımı ile en kısa sürede toplamak. Sonrasında gelsin birincilik, gelsin +1'inizi seçme işlemi ve gelsin istediğin festival! Tuborg saolsun Festivale Gidiyorsun uygulaması ile elinizi cebinize attırmıyor, tüm konaklama ve ulaşım masraflarını da üstleniyor. Gelelim yürek hoplatan festival headliner'larına:
Roskilde Festival, 5-8 Temmuz, Rusya
  • Björk
  • The Cure
  • Bruce Sprinsteen
  • Jack White
  • The Roots
  • Bon Iver
Tuborg Greenfest, 20 Temmuz, Rusya
  • Red Hot Chili Peppers
Reading Festival, 24-25-26 Ağustos, İngiltere
  • The Cure
  • Paramore
  • Kasabian
  • Florence + the Machine
  • Foo Fighters
  • The Black Keys

4 Nisan 2012

Festival: Tuborg GoldFest

Dünyanın birçok ünlü grubunu Rock müzikseverleri ile buluşturacak “Tuborg GoldFest”le İstanbul müziğe doyacak. Temmuz ayında İstanbul Parkorman’da gerçekleşecek festivalde, dünyaca ünlü grup ve sanatçılar sahne alacak.


Parkorman, yenilenen çehresiyle “Tuborg GoldFest”e ev sahipliği yapıyor. Şehrin göbeğinde, stres ve kargaşadan uzakta, doğayla iç içe olacak bu festival, Türkiye’deki tüm rock sevenlerin de buluşma noktası olacak.

“Adam Gibi Bira %100 Malt Tuborg Gold” sponsorluğunda gerçekleştirilecek “Tuborg GoldFest”te, Guns N’ Roses, Evanescence, Apocalyptica, Within Temptation, Godsmack, In Flames, Lacuna Coil, Ugly Kid Joe gibi dünyaca ünlü isimler müzikseverlerle buluşacak. Festivalde rock sevenleri bekleyenler bununla da sınırlı değil. Ülkemizin rock müzikteki en önemli sanatçı ve grupları da festival kadrosunda yerini almış. Şebnem Ferah, Pentagram, Redd, Erdem Yener, Gürcan Ersoy, Ayşe Saran, bu isimlerden sadece birkaçı. 3 tam gün sürecek festival, İstanbul’un merkezinde müzikle dolu bir yaz geçirmek isteyenleri ağırlayacak.

Purple Concerts organizasyonuyla 4, 6 ve 7 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek “Tuborg GoldFest”in biletleri dün itibariyle satışa sunuldu.

10 Haziran 2011

Tuborg'la Adam Gibi Festival

Tuborg, 30 Haziran - 3 Temmuz'da Danimarka'da gerçekleşecek olan Rosklide Festival'a götüreceği 3 kişiyi arıyor!


Tuborg sponsorluğunda Danimarka'yı turlamak ve 1971'den beri her sene gerçekleşen ünlü Rosklide Festivali'ne gitmeyi kim istemez? Hazır yaz geldi, konserler, festivaller çoğaldı derken Tuborg müthiş bir atak yaparak 12 Haziran Pazar gününe kadar Facebook üzerinden devam edecek yarışması Adam Gibi Festival'i açtı.

Öncelikle yapmanız gereken Adam Gibi Bira Tuborg sayfasına girip sayfayı like etmek ve ardından Adam Gibi Festival yarışmasına katılmak. Yarışmada Rosklide Festival ile ilgili 03:00 ve 15:00 saatlerinde sorulan sorulara en çok doğru cevap verip puan sıralamasında ilk 3'e girenler Danimarka yollarını tutuyor.

Arctic Monkeys, Iron Maiden, Kings of Leon, Mastadon, M.I.A, PJ Harvey, The Strokes gibi headliner'lardan başka Ayaklı Etkinlik Takvimi olarak bizim sevdiğimiz birçok isim de bu festivalde: Rob Zombie, Foals, Killing Joke, The Raveonettes...

İlk cümlelerimizde bahsettiğimiz gibi Tuborg tabii ki sadece Rosklide Festival'e götürmekle kalmıyor, bir de üstüne Danimarka turu attırıyor. Şanslı 3 kişinin Kopenhag ajandaları şu şekilde olacakmış:

- Danimarka'ya gidiş: 29 Haziran sabahı
- Şehir turu
- Kopenhag sokaklarında sofistike bir gezi
- Limanda yemek
- Teknede Fiesta
- Carlsberg Müze turu
- Roskilde on the air!
- İstanbul'a dönüş: 4 Temmuz öğleden sonra

28 Nisan 2010

Sepultura

Öncelikle itiraf etmem gereken bir şey var: Bu konser dün değil evvelsi güne kadar hesapta yoktu! Ne zaman Sena aradı ve “Davetiye var hanııım!” dedi, o zaman fikir değiştirdik. Her ne kadar Fringe’in son bölümüne dalmış olmamızdan ötürü konsere biraz geç gittiysek de çok bir şey kaybetmemiş olduğumuzu gördük. Her ne kadar Biletix’te ön grup için saat 20:00 yazsa da sonradan öğrendim ki ön grup diye bir şey çıkmamış.

Taksi’den iner inmez Küçükçiftlik Park’ın kapısında sevgili Murat Çopur’u beklemeye başladık. Davetiyelerimiz kendisinde olduğu için kemiklere kadar işleyen o soğukta beklerken etrafı, kalabalığı ve durumları incelemeye başladık. Konser alanına girmeden girişte solda duran küp dubaların üzeri silme bira şişesi ile doluydu ve rüzgarda hepsi yerlere savrulup kırılıyordu. Sanki kavga çıkmış da insanlar birbirlerine şişelerle dalıyormuş gibi çok seri şangır sesleri duyuluyordu. Neyse, Çopur’u beklerken içeriden çıkan irice, upuzun saçlı abi “Biletiniz yok mu gençler? Davetiye vereyim size.” diye sordu; fakat biz gururlu gençler olarak teşekkür edip davetiyemizin yolda olduğunu söylesek de iyi niyetli abiye söz dinletemedik. İlle de verecekti o davetiyeleri, ısrarcıydı… “Yahu alın işte, girin içeri. Konser kapı önünde değil, içeride. Hadi gidip izleyin” demesiyle elimize tam tamına 6 davetiye sıkıştırması bir oldu!

Üst baş kontrolünden sonra alana tam olarak adım attığımızda öğrendik ki Sepultura çoktan 5. şarkıya geçmiş bile! “Madem sponsoru Tuborg, içmeli o zaman birkaç bardak” düşüncesi ile 1 bardağı 6 TL’ye satılan bira standını aramaya koyulduk. Ortalıkta yemek namına en ufak bir şey olmayışı çok garibime gitti doğrusu. Tamam, konser izlemeye gidiyorsun, tıkınmaya değil elbette; ama konser bi’ yandan, biralar bi’ yandan bünye acıkır elbette. Konser alanında yemek için sadece 1 seyyar arabada mısır satılması durumu belki de gecenin en acayip ve acımasızca eleştirilebilecek şeyiydi!

Artık biraz ciddi ciddi konserden bahsedeyim… Her ne kadar ilk 4 şarkıyı kaçırmış olsam da başından beri izlemiş olan arkadaşlarım sahnenin arkası ve yanlarının tamamen açık olmasından ötürü ses sistemi konusunda biraz endişelenmişler; fakat endişeleri boşa çıktı bana kalırsa; çünkü gayet süper duyuluyordu! Ses sistemi haricinde ışık sistemi de çok başarılıydı. Hatta o kadar başarılıydı ki fotoğraf makinemi yanıma almayışımdan ve türlü güzel pozları, anları kaçırmamdan ötürü çok pişman oldum. Sepultura ile ilgili beğenilesi 2 şey olduğuna karar verdik: Davulcu Jean Dolabella ve vokalist Derrick Green! Brezilyalı bi’ grup olmalarından ötürü tabii kültürlerinde samba vb. var. Konserin bi’ anında örneğini Pink Martini’den vereceğim Brazil şarkısını coverladılar. (Şarkıyı anımsamayanlarınız için: Fizy/ Pink Martini - Brazil) Kulaklarıma inanamadım! Gerçekten çok hoş bi’ sürpriz oldu…

Gelgelelim şikayetçi olduğum konuya, seyircilere… Bi’ coşku vardı, kabul; ama ruhsuz bi’ coşkuydu bana kalırsa. “Nasıl olur hem ruhsuz, hem coşku?!” demeyin, görseniz siz de hak verirdiniz. 3 tip seyirci vardı:
- Pogocular (ki sayelerinde birçok insan ağız tadıyla konseri seyredemedi bana kalırsa. Çemberi büyüttüler de büyüttüler. Alanın orta yerinde geniş bi’ boşluk varsa kendilerine yarattıkları alandan ötürüdür)
- Olduğu yerde coşan, müziğe eşlik edip kafa sallayanlar (İşte en sevdiğim seyirci türü! Konser adabını bilip, etrafına rahatsızlık vermeden konserin tadını doyasıya çıkarttılar. Helal olsun onlara!)
- Olup bitenden habersiz, put gibi duranlar (“Geçiyorduk uğradık” insanları)

Özetle seyirci açısından daha iyi geçebilecek bi’ konserken azıcık ruhsuzluk sebebiyle olması gerektiğinden daha düşük seviyelerde kalmış bi’ konserdi. Grup için yapabileceğim tek olumsuz eleştiri aşağı yukarı 1 saat kadar sahnede kalıp bis bile yapmadan, yangından mal kaçırır gibi sahneden inmeleri. Konser biter bitmez, grup sahneyi terk eder etmez rodie’lerin gelip mikrofonları bi’ çırpıda sökmeleri şok etkisi yarattı! Bugün Ankara’da konser vereceklermiş. Umarım daha coşkulu, daha güzel bi’ konser olur Ankaralılar için. Sözlerime burada son verirken Popstar jürisi kıvamında diyorum ki: “Ayaklarına, emeklerine sağlık! Yolları açık olsun!” Bunu saymıyoruz, gene gelsinler, arayı açmasınlar :)
Darısı Lamb of God’ın başına…

 
.fc-sectitle { color:#FFFFFF!important; }