
"Daha önce de ülkemizi ziyaret etmiş olan Groove Armada, Efes One Love’da hangi gün ve saat kaçta sahne alacak?"
Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...


Binboa sponsorluğunda 13 Haziran Pazar günü saat 21:o0'da Turkcell Kuruçeşme Arena'da gerçekleşecek olan Eric Clapton & Steve Winwood konseri için 2 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
9 Haziran Çarşamba günü 21:00'da Jolly Joker Balans'ta gerçekleşecek olan 110 konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor! Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.- 3.-5.-7 ve 9. kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:
Anima'dan beri dinlememiştim Ceylan Ertem'i. Sonrasında kaç kere Friendly Fire'a gitmek istesem de olmamıştı. Kendince ne tarz işler yaptığını biliyordum ancak İnsandık şarkısıyla beklentimi biraz aşağı çekmiştim. Albüm çıkmamış ama bir sürü yerde konser vermeye başlamış Ceylan. Sonuncusu da Ghetto'daydı ve Ayaklı Etkinlik Takvimi sayesinde konsere gidebilme şansı buldum. Buradan teşekkürlerimi bir borç bilirim.
Peki kemanı neredeydi?
29 Mayıs Cumartesi günü saat 00:00'da Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Ladytron DJ Set için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
29 Mayıs Cumartesi günü sezonun son Ghetto konseri olarak saat 22:30'da Ghetto'da gerçekleşecek olan Sattas konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
28 Mayıs Cuma günü saat 22:30'da Ghetto'da gerçekleşecek olan Ceylan Ertem konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
27 Mayıs Perşembe günü saat 22:30'da Ghetto'da gerçekleşecek olan The Black Heart Procession konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Dakika 1 gol 1 denir ya, benim de Taksim’e ayak bastığım an grup üyelerinden Dee Plume ile tanışmam gecemin güzel geçeceğinin habercisiydi. Kısa süren keyifli sohbet sonrası Dee konser öncesi otele dinlenmeye giderken ben de kendimi Taksim’in kalabalığı arasına attım.
Carlsberg sponsorluğunda 21 Mayıs Cuma günü saat 22:30'da Ghetto'da gerçekleşecek olan Robots In Disguise konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Sevgili Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden kazandığım davetiye ile dün akşam Ghetto’ya Mor ve Ötesi’nin yeni albümünün lansman partisine gittim.


Geçtiğimiz Salı günü Absolut ve İstanbul Modern'in ortaklaşa düzenlediği Absolut Modern Perşembeler Vol. III'e davet eden bi' mail aldık Absolute'tan. İlk 2 organizasyona çeşitli sebeplerden dolayı katılamamış olsak da bu seferkinin kaçmayacağı davetiye mailinin geldiği dakikada belli olmuştu.
odaklı bi' organizasyon yapıyorsanız mutlaka ama mutlaka çerez bile olsa içkinin yanında insanlara bir şeyler vermek durumundasınız. Gecenin konsepti, şu, bu gibi sebepler çok üzgünüm ama affedilebilir nedenler değil... Umuyorum bi' sonraki düzenlenen Modern Perşembeler'de içki yanında sunulacak çerez vb. şeyler unutulmaz da insanlar sırf açlık yüzünden ortamı terk etmek durumunda kalmazlar. Şaka değil, gerçekten vardı örnekleri... İçkiler bittikçe sırayla bar kısmına gidip bar başına tünemiş olan ve neredeyse 6'şar 6'şar içki isteyenleri atlatıp içkilerimizi alırken öğrendik ki sadece portakallı, yaban mersinli, ahududulu, mandalinalı gibi belirli içkileri sunuyorlarmış. Biraz yüz ekşiten tatlar olmasına rağmen portakallının ne kadar güzel olduğunu da öğrenmiş olduk bu arada :)
7 Mayıs Cuma günü saat 22:30'da Ghetto'de gerçekleşecek olan Moğollar konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor! Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 2.-4.-6.-8. ve 10. kişiler davetiyenin sahibi olacak.
Her şey Apayrı albümüyle başladı, evet o albümden önce Hande Yener de benim için diğer “bakkal şarkısı” diye nitelendirdiğimiz şarkıcıların yaptığı şarkılardan farklı bir şey yapmıyordu. “Kameramancı” gibi kelimeler kullanan Bay Mo’yla çıkan biriydi o dönemler. Benim ve tahminlerime göre bir çok kişinin sevgisi de Hande Yener’e Apayrı hatta Nasıl Delirdim albümünden sonra başladı. O albümlerden sonra konserine gitmek için sabırsızlanır olmuştum. Zaten bir kere konserine gittikten sonra artık CD’den dinlemek aynı zevki vermez oluyor. Tamam ukala ve kendini bilmez tavırlar içinde olabilir ki sahnede de kendini çekemeyenlerden bahsederek bu tavırlarını sürekli tekrarlıyor kendisi ama sahneyi pek de güzel dolduruyor hatta sahneden taşıyor bile diyebilirim işi abartıp.
Biraz geç kalmış olduğumuzun farkındayım; ama bu etkinliği yazmadan edemezdim! 9 Nisan günü işlere gömülmüş bi' şekilde çalışıyorken resepsiyondan gelen "Paketin var!" haberi ile heyecanlandım. Torbasından çıkarttığımda yanda görmüş olduğunuz, özenle hazırlanmış hediyeyi buldum! Binboa, 13 Nisan'da Karaköy'deki Tarihi Sümerbank Binası'nda Kendi Şişeni Kendin Tasarla Partisi'ne davet ediyordu beni. Davetiyenin yanında 1 adet üzeri bomboş olan Binboa şişesi ve kalem gönderilmişti ve elbette iş çıkışında ev ödevimmişcesine bana gönderilen bu şişenin icabına baktım her anlamda ;)
Tekirdağ Rakısı sponsorluğunda 29 Nisan Perşembe günü saat 22:30'da Ghetto'de gerçekleşecek olan Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Öncelikle itiraf etmem gereken bir şey var: Bu konser dün değil evvelsi güne kadar hesapta yoktu! Ne zaman Sena aradı ve “Davetiye var hanııım!” dedi, o zaman fikir değiştirdik. Her ne kadar Fringe’in son bölümüne dalmış olmamızdan ötürü konsere biraz geç gittiysek de çok bir şey kaybetmemiş olduğumuzu gördük. Her ne kadar Biletix’te ön grup için saat 20:00 yazsa da sonradan öğrendim ki ön grup diye bir şey çıkmamış.Taksi’den iner inmez Küçükçiftlik Park’ın kapısında sevgili Murat Çopur’u beklemeye başladık. Davetiyelerimiz kendisinde olduğu için kemiklere kadar işleyen o soğukta beklerken etrafı, kalabalığı ve durumları incelemeye başladık. Konser alanına girmeden girişte solda
duran küp dubaların üzeri silme bira şişesi ile doluydu ve rüzgarda hepsi yerlere savrulup kırılıyordu. Sanki kavga çıkmış da insanlar birbirlerine şişelerle dalıyormuş gibi çok seri şangır sesleri duyuluyordu. Neyse, Çopur’u beklerken içeriden çıkan irice, upuzun saçlı abi “Biletiniz yok mu gençler? Davetiye vereyim size.” diye sordu; fakat biz gururlu gençler olarak teşekkür edip davetiyemizin yolda olduğunu söylesek de iyi niyetli abiye söz dinletemedik. İlle de verecekti o davetiyeleri, ısrarcıydı… “Yahu alın işte, girin içeri. Konser kapı önünde değil, içeride. Hadi gidip izleyin” demesiyle elimize tam tamına 6 davetiye sıkıştırması bir oldu!
Üst baş kontrolünden sonra alana tam olarak adım attığımızda öğrendik ki Sepultura çoktan 5. şarkıya geçmiş bile! “Madem sponsoru Tuborg, içmeli o zaman birkaç bardak” düşüncesi ile 1 bardağı 6 TL’ye satılan bira standını aramaya koyulduk. Ortalıkta yemek namına en ufak bir şey olmayışı çok garibime gitti doğrusu. Tamam, konser izlemeye gidiyorsun, tıkınmaya değil elbette; ama konser bi’ yandan, biralar bi’ yandan bünye acıkır elbette. Konser alanında yemek için sadece 1 seyyar arabada mısır satılması durumu belki de gecenin en acayip ve acımasızca eleştirilebilecek şeyiydi!
Artık biraz ciddi ciddi konserden bahsedeyim… Her ne kadar ilk 4 şarkıyı kaçırmış olsam da başından beri izlemiş olan arkadaşlarım sahnenin arkası ve yanlarının tamamen açık olmasından ötürü ses sistemi konusunda biraz endişelenmişler; fakat endişeleri boşa çıktı bana kalırsa; çünkü gayet süper duyuluyordu! Ses sistemi haricinde ışık sistemi de çok başarılıydı. Hatta o kadar başarılıydı ki fotoğraf makinemi yanıma almayışımdan ve türlü güzel pozları, anları kaçırmamdan ötürü çok pişman oldum. Sepultura ile ilgili beğenilesi 2 şey olduğuna karar verdik: Davulcu Jean Dolabella ve vokalist Derrick Green! Brezilyalı bi’ grup olmalarından ötürü tabii kültürlerinde samba vb. var. Konserin bi’ anında örneğini Pink Martini’den vereceğim Brazil şarkısını coverladılar. (Şarkıyı anımsamayanlarınız için: Fizy/ Pink Martini - Brazil) Kulaklarıma inanamadım! Gerçekten çok hoş bi’ sürpriz oldu…
Gelgelelim şikayetçi olduğum konuya, seyircilere… Bi’ coşku vardı, kabul; ama ruhsuz bi’ coşkuydu bana kalırsa. “Nasıl olur hem ruhsuz, hem coşku?!” demeyin, görseniz siz de hak verirdiniz. 3 tip seyirci vardı:
- Pogocular (ki sayelerinde birçok insan ağız tadıyla konseri seyredemedi bana kalırsa. Çemberi büyüttüler de büyüttüler. Alanın orta yerinde geniş bi’ boşluk varsa kendilerine yarattıkları alandan ötürüdür)
- Olduğu yerde coşan, müziğe eşlik edip kafa sallayanlar (İşte en sevdiğim seyirci türü! Konser adabını bilip, etrafına rahatsızlık vermeden konserin tadını doyasıya çıkarttılar. Helal olsun onlara!)
- Olup bitenden habersiz, put gibi duranlar (“Geçiyorduk uğradık” insanları)
Özetle seyirci açısından daha iyi geçebilecek bi’ konserken azıcık ruhsuzluk sebebiyle olması gerektiğinden daha düşük seviyelerde kalmış bi’ konserdi. Grup için yapabileceğim tek olumsuz eleştiri aşağı yukarı 1 saat kadar sahnede kalıp bis bile yapmadan, yangından mal kaçırır gibi sahneden inmeleri. Konser biter bitmez, grup sahneyi terk eder etmez rodie’lerin gelip mikrofonları bi’ çırpıda sökmeleri şok etkisi yarattı! Bugün Ankara’da konser vereceklermiş. Umarım daha coşkulu, daha güzel bi’ konser olur Ankaralılar için. Sözlerime burada son verirken Popstar jürisi kıvamında diyorum ki: “Ayaklarına, emeklerine sağlık! Yolları açık olsun!” Bunu saymıyoruz, gene gelsinler, arayı açmasınlar :)
Darısı Lamb of God’ın başına…
Uzun yıllardır konser, üniversite şenlikleri, bar ve etkinliklerde boy gösteren Kurnaz, ilk stüdyo albümü “Zamansız” ile hayranlarının karşısına çıkıyor.
16 Nisan Cuma günü saat 22:o0'da Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan 110 konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
17 Nisan Cumartesi günü saat 23:o0'da Indigo'da gerçekleşecek olan Soaked konseri için 15 adet çift kişilik, evet yanlış okumadınız 15 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Ayaklı Etkinlik Takvimi'ne fotoğraflarıyla katkıda bulunan Ozan Eicher'in 19 Nisan saat 20:00'da Pendor Corner'da ilk kişisel fotoğraf sergisi açılıyor. Serginin açılış gecesinde Ozan için sahne alacak 3 isim var: Jehan Barbur, Kaçak ve Esin İris.
Sergi ve Ozan Eicher ile ilgili detaylı bilgi için Facebook'taki Ozan Eicher Fotoğraf Sergisi event'ine göz atabilirsiniz.
Ayaklı Etkinlik Takvimi ve Pelin'in sayesinde çocukluğum efsanelerinden biriyle Ghetto'da kavuştum, DJ Grandmaster Flash. Warm-up kısmı hayatımda gördüğüm en uzun warm up party'di. DJ No Frost vardı. 2 buçuk saat çaldı. Neyse ki hoş şeyler çalıyordu ama yine de sıkılmaya başlamıştım ki saat 1'de efsane sahneye çıktı ve başladı. Amcamız (52. yaşında!!) epey enerji doluydu, hiç yaşlanmamış gibi görünüyordu. 1 buçuk saat boyunca çaldı ve ambiyansı yüksek tuttu.
Ilk defa Ghetto'ya gidiyordum ve izleyicilerin tarz farkları beni çok şaşırttı açıkçası. İlk başta çok kalabalık değildi tabii. Birkaç izinli Amerikalı askerler vardı, birkaç da sarhoş İngiliz. Gittikçe doldu ve tarzlar çeşitlendi. Birkaç gerçek hiphop'cu, birkaç rapcı, bir sürü yabancı, hem o tarzı anlayabilen hem de heycan arayanlardan. Bir de bazıları vardı... Bazen kendimi Reina'da zannettim, çok giderim ya ;) 2-3 tane sarhoş turist vardı ama kötü değillerdi, amaçları eğlenmekti ama güvenlik biraz gergindi, fazlasıyla bence.
GMF'ın performansı çok iyiydi, çok keyifli ve nostaljikti bazen. Tabii ki 70'lerin ve 80'lerin tarzı bırakıp daha çok 2000'lerin clubbin' tarzına dönmüş, maalesef (benim için) ama çok güzel bir zaman yaşattı. İlk kez 8 yaşındayken onunla "tanıştım", Fransa'da bir HipHop programına katılmıştı ve klibinden çok etkilenmiştim. Daha sonra, Punk dönemimden sonra, tekrar hip-hop ve trip-hop döneme geçtim ve DJ GMF'ın etkini hepsinde buluyorum. Run DMC, Jason Nevins, Portishead, UNKLE, Herbaliser... Hepsinde GMF var ve o Ghetto'daki etkinlik tekrar bütün bunlarla kavuşturttu.
Onu görmek harikaydı, ne de olsa o bütün grupların böyle çalabilmelerin sebebi o. Tek rahatsız olduğum taraf, GMF'ın sürekli "İstanbul", "Make some noise", "Put cha hands up", "I don't see those hands" şeklinde bağırmasıydı. Onun dışında, benim için harika bir tecrübeydi...
10 Nisan Cumartesi günü saat 22:30'da GHETTO'da gerçekleşecek olan DJ Grandmaster Flash konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
10 Nisan Cumartesi günü saat 22:30'da GHETTO'da gerçekleşecek olan DJ Grandmaster Flash konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Ayaklı Etkinlik Takvimi sayesinde IAMX'in Cuma günü olan Babylon konseri için çift kişilik davetiye kazanan da bendim! Bu arada IAMX'i canlı olarak sahnede ilk defa izlediğimi belirtmeliyim :) Babylon'a vardığımızda kapı önünde hatrı sayılır bir yoğunluk vardı, davetiyeleri verip içeriği girdiğimizde ailemizin fotoğrafçısı Ozan ile haberleştik, Ozan sağolsun 23:30 başlama saati olan konsere erken gelip sahnenin en önünde yerimizi kapmış ve bizleri bekliyordu aynı zamanda IAMX'in sahneye çıkmasını bekliyordu ki fotoğraf çekebilmeliydi :). Konser her zaman olduğu gibi 30-45 dk gibi bir süre geç başladı. İlk önce yardımcılarından biri sahneye kendini atıp milleti ateşlemeye çalıştı. Bir süre sonra ise arkasından IAMX sahnedeydi. Gerçekten ufak sahne dekoru, sahnede kullanılan küçük teknolojik cihazlar ve kıyafetleri göz kamaştırıyordu. Elinde vodka bardağı ile sahneye çıkan Chris Corner sahneyi biraz dağıttıktan sonra ilk şarkı için hazırdı. IAMX'in ilk şarkısı ile birlikte tüm Babylon sallanmaya başladı :). Özellikle tam sahne önünde olduğumuz için Chris Corner'in üstümüze düşücek korkusu sardı bizleri :)
Özellikle ara sıra klavyenin yanında dekor üzerinde bağlı bulunan iPhone üzerinden şarkılara hareket katması elektronik müzik adına gayet uyumlu bir hareketti. Sahnede oldukça deliydi Chris Corner. Yardımcıları sürekli peşindeydiler sahnede bir aksilik olmaması için. Chris Corner bir süre sonra kendisi için konulan davulun üzerine bir şişe suyu dökerek bizleri o sıcak havada biraz serinletti. Ama aynı şeyi fotoğrafçımız Ozan için pek söyleyemeyiz. Makinasını koruma derdindeydi o anda :)
Kısacası IAMX'in canlı sahne performansını ve o harika sesini bir dahaki gelişinde kesinlikle kaçırmayın. Konsere gidin ve kendinizi IAMX'in harika müziğine bırakın :)
Ve Ozan Eicher'in kamerasından IAMX konseri için şöyle buyrun: IAMX - Babylon by Ozan Eicher
Babylon'un sokağına girdiğimde dikkatimi ilk çeken şey uzun bilet kuyruğu. Kuyruğa hiç takılmadan biletlerimle (Ayaklı Etkinlik Takvimi sağolsun :)) daldım salona yaklaşık bir saatlik bekleyişin ardından saat 00:15 sularında kalabalıktan yükselen yırtıcı çığlıklar eşliğinde IAMX sahnede...
Kingdom of Welcome Addiction ile IAMX'e yakışır muhteşem bir giriş Chiris Corner'ın deriler içindeki kusursuz fiziği, muhteşem ekibi ve yaratıcı makyajları. Dört dörtlük bir görsellik , ses kalitesi herşey mükemmel!!! Derken Chiris'in "Kim manken ister??" demesiyle afallayan izleyici 30 saniye sonra manken parçaları her yerde...
Tam yanıbaşıma düşen kolun avuçlarımın arasından kayıp şanslı sahibini bulması yüreğimi burksa da bu konserden eli boş dönmeyeceğim kesin. Konser aynı tempoyla devam ederken kan ter içinde kalan IAMX, kısa bir vedayla sahneyi terk ediyor. "Acaba konser bitti mi?" diye düşünürken IAMX tekrar sahnede!
Daha yüksek bir tempo havada uçuşan havlular, bagetler, sular... Chris'in eli o kadar bol ki sanırım yakında kendini de atıcak diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Think Of England'ın ilk notaları Janine Gezang'ın klavyesinden dökülmeye başlayınca etrafımdakiler kendinden geçiyor, ben de çığlıkta sınırsızlık tanıyorum kendime.
Gözlerimi açtığımda çenemin konser salonunun yerlerini süpürmesi, boynumdaki uzun kolyemin onlarca kat dolanıp beni boğması son 15 dakikanın nasıl ateşli geçtiğinin küçük bir kantı mı derken Janine'in kollarını koparcasına sallayışı ve hüzünlü veda. Kalablığın seyrekleşmesi...
Hop IAMX tekrar sahnede... Aman tanrım bu bir mucizee en önlerde miyim? Neredeyim? Bir şey göremiyorum. Her yer karardı. Chris kendini de mi attı? Ellerimi tutan bu ince, narin, yumuşak tüllü el kimin?
Chris!!!
Ve konser bitti...
Moda dünyasına yepyeni bir hayat getiren MODAZON çok yakında topluluk aktiviteleri ile de hayatta...
İnternet dediler, moda dediler Modazon’u buldular, başucumuza koydular, harmanladılar ve yuvarlayıp kimseye göstermeden sakladılar. 2 sene boyunca neler yapabileceklerini düşündüler ve düşlediler. Düşten gerçeğe atlamak için çok çalıştışlar. Hayalleri, ortak tutkusu moda olan, değişik zevk ve meraktaki insanları buluşturmak; onları kaynaştırıp, yaratıcı süreçlere yelken açmaları için gerekli rüzgarı sağlamak...
Moda = stil, trend, eğlence, popüler kültür, tasarım, teknoloji, renk, paylaşım, ilham… Hepsini bir araya getirip, ana malzeme ‘moda’nın içinde eritiyorlar. Hazır tariflerdense, kendi emprovizasyonumuza güveniyorlar. Kendi oyun alanımız internette, herkesin zevkini sunabileceği, moda ana malzemeli keyifli bir dünya tasarlıyorlar. Katılmak sizin elinizde, ilham vericiliği garanti!
Türkiye'nin ilk interaktif sanal defilesi, bu akşam saat 20:00'da Akaretler W'da...