18 Haziran 2010

Efes Pilsen One Love - Cumartesi Davetiye Sorusu!!!


İletişim sponsorluğunu Vodafone'un üstlendiği 19 Haziran Cumartesi günü saat 14:00'da Santralistanbul'da başlayacak olan Efes Pilsen One Love Festival için tek kişilik ve sadece Cumartesi gününü kapsayan 3 davetiye sahiplerini arıyor! Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1., 5. ve 10. kişiler davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:


"Daha önce de ülkemizi ziyaret etmiş olan Groove Armada, Efes One Love’da hangi gün ve saat kaçta sahne alacak?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

15 Haziran 2010

Eric Clapton & Steve Winwood by Abdullah Çakır

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Eric Clapton & Steve Winwood konserine giden Abdullah Çakır'ın kaleminden Pazar gecesini aktarıyoruz sizlere. :)


Kazandığım davetiyeler elime ulaşmadan önce bunun bir muziplik olduğunu düşünüyordum. Sonra ertesi gün kapı çalındı, biletlerim gelmişti. Bu sene bütün konserlere gitmekten bükülen belim için ilaç gibi gelmişti bu biletler.

Konser günü İstanbul'un havasında bir hinlik vardı. Sanki İstanbul; Eric Clapton'dan bunca senenin hesabını soruyor gibiydi. Evden saat altıda çıktım. İstedim ki, konserin bütün heyecanını an be an yaşayabileyim. Taksim'den Sarıyer istikametine giden otobüse bindim. Bindiğim araç belediye otobüsünden ziyade Eric Clapton fanlarını taşıtan bir tür servise benziyordu. 65 yaşlarında 2 tane rocker ağabeyle tanıştım. Taksimden Kuruçeşmeye varana değin eski muzik gruplarından ve konserlerden konuştuk. Pink Floyd fanı olduğumu söyleyince daha yaşlıca olanı -şu an öz oğlumdan bir farkın kalmadı- dedi. Çok muhabbet insanlardı. Hiç abartısız tanıdığım en sağlam rockerlardı.

Bir saat sonra Nihayet Kuruçeşme Arena'ya varmıştık. Etrafta mahşeri bir kalabalık vardı. Gördüğüm kadarıyla yaş ortalaması epeyce yüksekti. Uzunca bir kuyruktan sonra nihayet içeriye adımımızı attık. İçeriye girişimizin üstünden 10-15 dakika geçmişti ki, Eric Clapton ve Steve abi sahnede belirdi. Bu tip konserlerde 1-2 saat bekletilmeye alışık bünyem şaşırdı haliyle. Eric ve Steve ikilisi, eski grupları Blind Faith’in ilk ve son albümlerinin açılış şarkısıyla karşıladılar bizi. Bütün konser görsellerinde kısa saçlı olarak gördüğümüz Clapton saçlarını uzatmış; bir tür masal kahramanına bürünmüştü. Sonra Low Down sonra After Midnight sona Presence of The Lord çaldılar. Babalar üstümüze üstümüze saçıyordu yıldızlarını. The Shape I'm In ve Glad arası bir yerlerde havai fişekler patlıyordı gökyüzünde. Hava serinledi. İstanbul'un kızgınlığı yavaş yavaş dinmişti. İstanbul Eric Clapton'u bağrına basmıştı adeta. Binlerce insan hep bir mest olmuş bir şekilde sahneye kitlenmişti. Cocaine’ye kadar rüya gibi geldi aktı zaman. Sonra kaçıp gittiler. Ben ancak o zaman ayılabildim. Bir süre zaman ve mekan kavramlarından sıyrılmıştım çünkü. Uzun ısrarlardan sonraTraffic’ten Dear Mr. Fantasy’i çalmak için geri döndüler.

Gece biterken insanların ona neden "Eric Clapton is God" dediğini daha iyi anladım. Eric Clapton belki tanrı değildi ama; müzikalite bakımından bir insanın erişebileceği en üst mertebede seyrettiği kesindi.

Ona inandık. Ona güvendik.

Ayaklı Etkinlik Takvimi'ne her şey için çok teşekkür ederim. Bu güzel geceyi Eric Clapton'dan sonra en çok ona borçluyum.

10 Haziran 2010

Eric Clapton & Steve Winwood Davetiye Sorusu!!!

Binboa sponsorluğunda 13 Haziran Pazar günü saat 21:o0'da Turkcell Kuruçeşme Arena'da gerçekleşecek olan Eric Clapton & Steve Winwood konseri için 2 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1. ve 15. kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:

"Eric Clapton'un "Riding With The King" albümünü beraber hazırladığı Blues efsanesi kimdir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

8 Haziran 2010

110 Davetiye Sorusu!!!

9 Haziran Çarşamba günü 21:00'da Jolly Joker Balans'ta gerçekleşecek olan 110 konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor! Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.- 3.-5.-7 ve 9. kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:

"110 grubunun fan forumlarını sözlük haline getirdikleri sözlüğün adresi nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

3 Haziran 2010

Ceylan Ertem @ Ghetto by Efe Efeoğlu

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Ceylan Ertem konserine giden Efe Efeoğlu'nun kaleminden Cuma gecesini aktarıyoruz sizlere. :)

Anima'dan beri dinlememiştim Ceylan Ertem'i. Sonrasında kaç kere Friendly Fire'a gitmek istesem de olmamıştı. Kendince ne tarz işler yaptığını biliyordum ancak İnsandık şarkısıyla beklentimi biraz aşağı çekmiştim. Albüm çıkmamış ama bir sürü yerde konser vermeye başlamış Ceylan. Sonuncusu da Ghetto'daydı ve Ayaklı Etkinlik Takvimi sayesinde konsere gidebilme şansı buldum. Buradan teşekkürlerimi bir borç bilirim.

Ghetto'nun kapısına geldiğimde hiç içmedim düşüncelerindeydim. Neyse bir şekilde içeri girdik ama içerisi oldukça boştu. Daha başlamayacak herhalde derken "15 dakikaya başlayacak" dediler. Hakikaten de başladı gerçi 15dk içinde biraz daha dolmuştu içerisi ama oldukça az sayılırdı. Ceylan'ın yeni olması, Ghetto ve sıcak havalar neden olmuştur muhtemelen. Sahnede eski partnerlerinden Murat Çopur'da (Disko Kralı ile iyice ünlü oldu kerata) vardı. Kendisini nerede güzel grup varsa onun basçısı olarak görmeye alışıktık zaten. Onunun dışında Friendly Fire'dan herhangi biri yoktu gerçi bir grup kişi daha var ancak bugün sadece altısıyla beraberiz demişti Ceylan.

Anima'dan sonra Friendly Fire'da iyiden iyiye artan funk ve R&B ritimleri yoğunlaşmıştı. Yine bolca olacak diye düşünüyordum ancak pop, rock ve caz gibi geldi bana daha çok yeni Ceylan Ertem. Ceylan'ın tavırları tarzı neredeyse eskisiyle aynıydı. Şarkılar çalındıkça arkadaki grubun gücü git gide ortaya çıktı. Özellikle ismini hatırlayamayacağım ama gitarist bir harikaydı. Çift saplı gitarlar, perdesiz gitarlar uçuştu ortamda ve hepsinde de hünerini ortaya koymakta zorlanmıyordu. Son parça ise tek kelimeyle mükemmeldi. Herhalde konserin en sert parçasıydı ancak insanları öyle bir ateşlemişti ki bitmesin istedik konseri ama öle olmadı ve bitti. Artık bir dahaki Ceylan Ertem konserine kadar ne kadar iyi olduklarını bahsetmeye devam edeceğiz.

Not: Ceylan'ın rastalarını geri istiyoruz.

1 Haziran 2010

Sattas @ Ghetto by Ozan Öke

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Sattas konserine giden Ozan Öke'nin kaleminden Cumartesi gecesini aktarıyoruz sizlere. :)

Öncelikle beni Sattas ile tanıştıran Ayaklı Etkinlik Takvimi'ne çok teşekkür ediyorum. Ayaklı Etkinlik Takvimi'nde davetiye sorusu sorulana kadar, Sattas hakkında hemen hemen hiçbir bilgim yoktu. Genelde davetiye sorularından sonra ufak bir araştırma yapıp beğenirsem cevap yazarım. Ufak bir araştırmadan sonra güzel olabilceğini düşünüp davetiye için mail attım ve kazandım.

Geceye ilk gidenlerdendik. Sattas, Ghetto'yu Reggae için olabilecek en güzel şekilde yapmaya çalışmış ve başarmış gibiydi. Fakat Ghetto'nun konser öncesi ve sonrası bangır bangır DJ ile çalması çok garipti. Duvarlarda Sattas'ın hazırladığı çalışmalar varken, ortamda tütsü yakılmış, ışıklar en aza indirilmişken DJ'in orda dımtıs dımtıs yapması çok rahatsız edici geldi. Onun yerine hafif müzikler tercih edilse, Ghetto da biraz ortama uysa süperolabilirdi. Geceye ilgi biraz azdı ama bunda Ladytron ve Mika' nin etkisi büyük olsa gerek. Genede eglenceli bir kalabalık vardı Ghetto'da.

Sattas sahneye çıktığında hiç beklentim yoktu, umarım güzel olur diye düşündüm. Başladıklarında gecenin güzel olacagi belli gibiydi, Türkçe Reggae dinlemek çok değişik ve çok hoş geldi. Grup üyelerinin bu işi çok sevdikleri için yaptıkları gözlerinden belliydi ve bu yaptıkları müziğe yansıyordu. Grubun arkasına yansıtılan resimler ve videolar çok güzel ve ilgi çekiciydi. Yansıtılan görüntüler genelde söylenen şarkının içeriğiyle ilgili olması konseri daha da ilgi çekici hale getirdi.

Türkçe Reggae Sattas'ı dinlemeden önce olmaz diyebileceğim bir şeydi ama artık dinleyebileceğim bir müzik teşekkürler Sattas ve Ayaklı Etkinlik Takvimi, bana
yeni bir zevk kazandırdınız. Bundan sonra arkdaşlarıma önerebileceğim bir etkinlik oldu Sattas konserleri. Kafa dağıtmak, eğlenmek, özgürce dans etmek için birebir. Konserin sonuna kadar kalamadim, 21:00'de işten çıktım ve yorgun düştüm, ilk arada kaçmak zorunda kaldım ama artık Sattas konserlerini takip edeceğim :)

Azzz sonraaa: Black Heart Procession İstanbul'daydı by Ozan Sakin

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak The Black Heart Procession konserine giden Ozan Sakin'in kaleminden Perşembe gecesini aktarıyoruz sizlere. :)

Peki kemanı neredeydi?

Bileklerimizi enine değil, kol boyuna kesme hissiyle gençliğimizi kararttığımız o güzel Black Heart Procession (yazının devamında BHP olarak anılacaktır) neredeydi?
Akordeonsuz bir BHP yeterince black olabilecek miydi?
Neden bütün şarkıları yoğun bir bas ve tok bir baterinin hakimiyetine bırakmışlardı?

Azzz sonraaa

Acaba BHP "bazı gruplar albümlerde güzel" mi dedirtecekti?
Ghetto'daki arka plan görselleri çok mu 80'lerdi, havamızı mı kaçırdı? Hele ekran ortasında elips alan açıp oraya insan yüzü oturtmak, Pikaçu sizi ısırsa aklınıza gelir miydi?

Azzz sonraaa.

Seyirciler ne kadar müthişti, yoksa birçok şarkı için ayrı ayrı tezahüratlar yapılıp bir de çoğu şarkı ezbere mi söylenmişti? Grup bu duruma çok mu sevinmişti? Basçı zenci abimiz amatör kamerayla seyircileri mi çekmişti?

Azzz sonraaa.

BHP'nin kullandığı en ilginç enstrüman yoksa bir testere miydi? Bir süre kalabalıktaki koca saçlı insanlardan dolayı görülemeyen testere Termin mi zannedildi? O uzaysal sesle akordeon ve keman olmadan bizi uzaya çıkarabilmiş miydi?

Azzz sonraaa.

Ghetto'nun clubber tayfası orta sahanın gerisinde konuşlanıp neden sürekli bira tokuşturma sesleri ve arka-sırada-konuşanlar sesleri çıkarıyorlardı, konser mi sarmamıştı, yoksa saygısızların önde gidenleri miydiler en sevilesi, en kalp yakıcı BHP şarkıları terennüm edilirken?

Azzz sonraaa.

"It's a crime I never told you about the diamonds in your eyes" daha kaç kez bu gruptan seve seve canlı dinlenirdi?
Her şeye rağmen BHP'yi canlı görüp toprağa öyle girecek olmayı bilmek sevapların en karası, en güzel değil miydi?

Konserden bir video: DA-DAN DANDA-DANN

28 Mayıs 2010

Ladytron DJ Set Davetiye Sorusu!!!

29 Mayıs Cumartesi günü saat 00:00'da Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Ladytron DJ Set için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 2.- 4.-6.-8. ve 10. kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:

"Ladytron'un son albümünün adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Ghetto Kapanış: Sattas Davetiye Sorusu!!!

29 Mayıs Cumartesi günü sezonun son Ghetto konseri olarak saat 22:30'da Ghetto'da gerçekleşecek olan Sattas konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.- 3.-5.-7 ve 9. kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:

"Sattas grubu kaç yılında kurulmuştur?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

27 Mayıs 2010

Ceylan Ertem Davetiye Sorusu!!!

28 Mayıs Cuma günü saat 22:30'da Ghetto'da gerçekleşecek olan Ceylan Ertem konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.- 3.-6.-9. ve 11. kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:

"Gökçen Dilek Acay'ın yönettiği Ceylan Ertem'in klip şarkısının adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

26 Mayıs 2010

The Black Heart Procession Davetiye Sorusu!!!

27 Mayıs Perşembe günü saat 22:30'da Ghetto'da gerçekleşecek olan The Black Heart Procession konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.- 6. ve 9. kişi davetiyenin sahibi olacak.O halde geçiyorum soruma:

"The Black Heart Procession grubu nerelidir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Robots In Disguise by Fulya Sofi

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Robots In Disguise konserine giden Fulya Sofi'nin kaleminden Cuma gecesini aktarıyoruz sizlere. :)

Dakika 1 gol 1 denir ya, benim de Taksim’e ayak bastığım an grup üyelerinden Dee Plume ile tanışmam gecemin güzel geçeceğinin habercisiydi. Kısa süren keyifli sohbet sonrası Dee konser öncesi otele dinlenmeye giderken ben de kendimi Taksim’in kalabalığı arasına attım.

23.00 gibi Ghetto’ya girdiğimde konsere olan ilginin bir hayli fazla olduğunu gördüm. İstanbul’u şenlendiren Robots in Disguise öncesi İstanbul’un başarılı indie-electro-disco ikilisi Bon Mod sahnedeydi. Performansları tatmin ediciydi. Bon Mod sahneden indikten kısa süre sonra beklediğim an gelmişti. Sue ve Dee her zamanki gibi çılgın ve renkli giysileri, makyajları ile karşımdaydı. Turn It Up ve La Nuit gibi çok sevilen bir çok parçalarını çaldılar.

Son derece keyif veren sahne şovlarını yarım metre uzaktan izlediğim “robot”ların beklenenin üstündeki performansları, olgun yaşlarına rağmen çoğu gence taş çıkartan enerjik yapıları ve ambiansa uygun danslarından sonra bu muhteşem gecenin bitmesini istemedim.

Eğer sizler de müziğe doymak ve bolca dans etmek istiyorsanız Robots in Disguise tekrar geldiğinde kaçırmamanızı tavsiye ederim. Bu güzel konser için Ayaklı Etkinlik Takvimi’ne tekrar teşekkürler!

20 Mayıs 2010

Robots In Disguise Davetiye Sorusu!!!

Carlsberg sponsorluğunda 21 Mayıs Cuma günü saat 22:30'da Ghetto'da gerçekleşecek olan Robots In Disguise konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.- 5. ve 8. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Robots In Disguise grubu kimin desteği ile kuruldu?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

14 Mayıs 2010

Masumiyetin Ziyan Olmaz by Zeynep Mengi

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Mor ve Ötesi konserine giden Zeynep Mengi'nin kaleminden Perşembe gecesini aktarıyoruz sizelere. :)



Dün akşam ayaklietkinliktakvimi.com’un davetlisi olarak Mor ve Ötesi’nin albüm lansman partisindeydik. Ghetto’ya giderken acaba klimaları çalışıtırıyorlar mı diye düşündüm. Hava epey sıcak olunca, o kadar kişi, kapalı alan… Boğulmayız diye umuyordum. İçeri girdiğimde de hissettim ki buuuuuz gibi bir hava vardı. Sağolsunlar parti ve konser işkence olmadı.

Perdede Yorma Kendini şarkısının videosu, fonda albümdeki şarkılar, sahneye çıkmalarını bekledik. Saat 23.00 gibi de çıktılar zaten. Gönül isterdi ki yeni albümlerinden hangi şarkıları çaldıklarını yazayım ama ben de ilk kez dinledim. 5 parça çaldılar yeni albümden. Aklımda kalanlar Korkma ve Yorma Kendini oldu. (Yine kalmış aklımda isimler) Birkaç kez dinlemeden doğru düzgün algılayamadığım için bu bile mucize benim için. Sonra da önceki albümlerden birer şarkı çaldılar. Onlar da şu şekilde: Şehir albümünden Yalnız Şarkı, Bırak Zaman Aksın albümünden Beyaz, Gül Kendine albümünden Daha Mutlu Olamam, Dünya Yalan Söylüyor albümünden Bir Derdim Var ve Büyük Düşler albümünden Ayıp Olmaz Mı. Sonrasında belki bir şarkı daha çalmışlardır ama emin değilim. Saat 00.00 olduğu için (ve tabii yol, ertesi gün işe gidilecek dertleri) Ghetto’dan çıkıp evin yolunu tuttuk. Biz içerideyken yağmur da yağmış bir de. Neyse ki durmuştu.

Bu güzel parti ve konser için tekrar teşekkürler Ayaklı Etkinlik Takvimi! Başka konserlerde görüşmek üzere!

Mor ve Ötesi Konseri by Gökhan Şirin

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Mor ve Ötesi konserine giden Gökhan Şirin'in kaleminden Perşembe gecesini aktarıyoruz sizelere. :)

Sevgili Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden kazandığım davetiye ile dün akşam Ghetto’ya Mor ve Ötesi’nin yeni albümünün lansman partisine gittim.
Ghetto’ da her zaman olduğu gibi yine harika bir ortam vardı. Servis ve hizmet kalitesinden tutun içerdeki insanların kalitesine kadar her şey çok iyidi.
Yoğun ve yorucu bir iş gününün akşamı ve aslında hafta içleri dışarı çıkmayı pek sevmememe rağmen Mor ve Ötesi bütün yorgunluğumu aldı, yeni albüm parçalarıyla bizi coşturdu. Özellikle 4. parçaları “Yorma Kendini” benim favorim :) Ayrıca araya “Bir Derdim Var” parçasınıda sıkıştırıp beni çok mutlu eden Mor ve Ötesi’ ne burdan teşekkürlerimi iletiyorum :)

12 Mayıs 2010

Mor ve Ötesi Davetiye Sorusu!!!


13 Mayıs Perşembe günü saat 22:30'da Ghetto'da gerçekleşecek olan Mor ve Ötesi konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.-4.-7.-9.-11. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Mor ve Ötesi'nin en son klibi olan Yorma Kendini albümlerinde kaçıncı şarkı olarak yer alıyor?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Post Dial Davetiye Sorusu!!!


13 Mayıs Perşembe günü saat 21:o0'da Babylon'da gerçekleşecek olan Post Dial konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 7. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:


"Post Dial'ın 13 Mayıs'ta gerçekleşecek olan Babylon performansında başka hangi isimler sahne alacak?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

11 Mayıs 2010

Moğollar ve Unutulmaz Bir Cuma by Duygu Özen

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Moğollar konserine giden Duygu Özen'in kaleminden Cuma gecesini aktarıyoruz sizelere. :)



Cuma akşamı çok yorgun gittiğim Ghetto’dan dinlenerek çıktım. Ghetto’da daha once doğum günümü kutladığım ve harika bir akşam geçirmemi sağlayan bir mekan. Hem tarihi dokusu hem hizmet hem de teras keyfi inanılmaz!

Moğollar'ı uzun zaman sonra canlı dinlemek tümmm stresimi üzerimden aldı. Engin Abi yoktu belki ama grup yeni kattıkları kişilerle onun ruhunu cidden yansıttılar. Konser sonunda Engin Abi'nin bateri performansının videosu yayınlandı, herkes 15 dakika boyunca aralıksiz alkışladı. Video bitene kadar Moğollar sahneyi terk etmeden ve perdeden gözünü ayırmadan izledi...

Tekrar teşekkürler ve sevgiler...

9 Mayıs 2010

Absolut Modern Perşembeler Vol. III

Geçtiğimiz Salı günü Absolut ve İstanbul Modern'in ortaklaşa düzenlediği Absolut Modern Perşembeler Vol. III'e davet eden bi' mail aldık Absolute'tan. İlk 2 organizasyona çeşitli sebeplerden dolayı katılamamış olsak da bu seferkinin kaçmayacağı davetiye mailinin geldiği dakikada belli olmuştu.

Davetiyeler elimizde, arkadaşlar yanımızda, tanıdıklar İstanbul Modern'de... Her ne kadar İstanbul Modern'e birçok kez gitmiş olsam da o geceki kadar ultra kibar ve yardımsever güvenlik görevlilerine rastlamamıştım. İstanbul Modern'in restoran kısmına girdiğimizde Tulu ve Volkan bizleri karşılayarak gece ve ortam hakkında bilgilendirdiler. Hemen sonrasında ise girişte bulunan ipince ve upuzun kızlar (ki yazının sonunda geceye dair fotoğraflar için link verdiğimde kimlerden bahsettiğimi anlayacaksınız) bizlere içki ikram etti. O kadar kalabalığı İstanbul Modern'in restoran ve terası nasıl kaldıracak diye düşünürken gördüm ki hiç de öyle insanın üstüne üstüne gelip, boğan bi' kalabalık yoktu. Yanlış anlaşılmasın, iğne atsan yere düşmez vaziyetteydi. Sadece rahatsız edici bi' kalabalık yoktu. Şık şıkırdak insanlar, şerefe sesleri, patlayan flaşlar derken gecenin fotoğrafçısı olan Franz ile karşılaştık. Ayak üstü edilen 3-5 dakikalık muhabbetten sonra geceye katılan diğer arkadaşları arama peşine düştük. Barış ve Pınar'ı bulduktan sonra baktık muhabbet güzel, ortam süper, içkilerin biri gidiyor biri geliyor ayaküstü de olsa atıştıracak bir şeyler aranmaya başladık; fakat öğrendik ki içki haricinde hiçbir şey yokmuş!!! Bütün gecenin güzelliğine resmen gölge düşüren bu haber sebebiyle suratlar asıldı, homurtular başladı haliyle.

Gerçekten yapıcı eleştiri anlamında şunu söylemek istiyorum. Böyle bi' gece düzenliyorsanız, içki odaklı bi' organizasyon yapıyorsanız mutlaka ama mutlaka çerez bile olsa içkinin yanında insanlara bir şeyler vermek durumundasınız. Gecenin konsepti, şu, bu gibi sebepler çok üzgünüm ama affedilebilir nedenler değil... Umuyorum bi' sonraki düzenlenen Modern Perşembeler'de içki yanında sunulacak çerez vb. şeyler unutulmaz da insanlar sırf açlık yüzünden ortamı terk etmek durumunda kalmazlar. Şaka değil, gerçekten vardı örnekleri... İçkiler bittikçe sırayla bar kısmına gidip bar başına tünemiş olan ve neredeyse 6'şar 6'şar içki isteyenleri atlatıp içkilerimizi alırken öğrendik ki sadece portakallı, yaban mersinli, ahududulu, mandalinalı gibi belirli içkileri sunuyorlarmış. Biraz yüz ekşiten tatlar olmasına rağmen portakallının ne kadar güzel olduğunu da öğrenmiş olduk bu arada :)

Müzikler için ayrı bi' paragraf ayırıyorum; çünkü bu kadar iyi duyulan, bu kadar rahatsız etmeyen ve bu kadar arka arkaya güzel şarkıların çalındığı bi' geceye dahil olmamıştım sanırım. O sebeple Emre Ataker'e (aka Renensefalon) binlerce teşekkür!

Absolut da bi' o kadar teşekkürü hak ediyor. Böylesine zarif bi' mekanı organizasyonlarına seçtikleri için, özellikle de gece 1'e doğru insanların hafiften kafalarının güzel olmaya başladığı zamanlarda önünü alamayacakları durumlara karşılık hemen önlem alarak geceyi ufak ufak noktaladıkları için ve de böyle bi' geceye dahil olmamızı sağladıkları için teşekkürler. Umarım vol. IV ve diğerlerinde ufak şeyleri telafi etmiş olarak dört dörtlük organizasyonlara imza atarlar...

Franz von Bodelschwingh'in çektiği fotoğraflardan birkaç tanesine buradan bakabilirsiniz: Absolut Modern Perşembeler vol. III

7 Mayıs 2010

Think Amsterdam: Kraak&Smaak Davetiye Sorusu!!!


8 Mayıs Cumartesi günü saat 21:00'da Ghetto'de gerçekleşecek olan Think Amsterdam: Kraak&Smaak DJ Set konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor! Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.-3.-5.-7. ve 9. kişiler davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Kraak&Smaak grubu kimlerden oluşur?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

6 Mayıs 2010

Moğollar Davetiye Sorusu!!!

7 Mayıs Cuma günü saat 22:30'da Ghetto'de gerçekleşecek olan Moğollar konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor! Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 2.-4.-6.-8. ve 10. kişiler davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Moğollar'ın 2009 yılında çıkarttığı albümlerinin adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

4 Mayıs 2010

Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik by Mirac Rüzgar

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Tekirdağ Rakısı sponsorluğundaki Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik konserine giden Mirac Rüzgar'ın kaleminden Perşembe gecesini aktarıyoruz sizelere. :)


Hande Yener hakkında ona buna özeniyor deniyor, popa döndü elektronikte tutunamadı diye atılıp tutuluyor, giyim tarzı, farklı klipleri hakkında sürekli konuşuluyor. Kim kimden esinlenmeden, ilham almadan bir iş yapıyor ki. Kendisi de 29 Nisan Ghetto konserinde iğneleyerek de olsa belirtti Lady GaGa’yı sevdiğini. “Apayrı” albümünden itibaren başladığı açık şekilde görülen ve zaten devam etmesi de gereken bu değişim kaçınılamaz. Şu ana kadar bu değişimin meyveleri hep güzel oldu. Bundan sonrası için zamanında eleştirdiklerini kendisinin yapmaması tek dileğimiz. Benim içinse eskiden orda burada denk gelince dinlediğim Hande Yener şarkıları “Nasıl Delirdim” ile birlikte artık playlistime giriş yapmıştı. Ondan sonrasında bir yandan çıkan albümleri takip ederken, diğer yandan da konser haberlerini kovaladım. Ghetto’da Akustik bir konser olduğunu görünce iş güç arasında, hafta içi de olsa giderim dedim ve bir de üstüne davetiye kazandım. Yüksek tavanı ile izleyicilerin boğulmadığı ve rahat rahat dans edebildiği bir mekan Ghetto. Üst kattaki balkon ve teras da kapalı alanda, kalabalıkta durmak istemeyenlere mükemmel bir alternatif sunuyor. Ses düzeni ve hizmet de gittiğim tüm konserlerde harikaydı. E bir böyle bir mekanda gerçekleşecek Hande Yener konseri için davetiyesi olunca insanın bize sadece içeri girip içkilerimizi yudumlarken konserin başlamasını beklemek kaldı.

Sevenlerini çok bekletmeden çıktı sahneye, çıkar çıkmaz da incelemek üzere uzak gözlüklerimi taktım. Kıyafeti, aksesuarları kendi tarzına özgü, oldukça başarılıydı – saçları, duruşu da öyle. İlk şarkıları “Hande’ye Neler Oluyor” albümündendi. Benim konsere gitmeden önce bu albümdeki favorim kesinlikle “Yasak Aşk” olmuştu ama özellikle “Çöp” gibi duygusal parçaları da oldukça tutulmuşa benziyor. Son albümde kısmen başarısız ve önceki albüm ve tarzına kıyasla uyumsuz bulduğum şarkı tahmin edebileceğiniz gibi Bodrum’du. Hande Yener konserde bu şarkıyı ilk kez söylediğinde belimi yavaş yavaş kıvırırken bir baktım ikinci kez çalıyorken ellerim havada zıplıyorum. Yani Bodrum bu yaz Türkiye’nin hiti olur evet ama benim bu yaz hitim kesinlikle “Yasak Aşk” olarak kalacak, orası kesin. Akustik öğelerle farklı bir tat katılan şarkılardan anladık ki akustik olsun, elektronik olsun, pop olsun fark etmiyor; Hande Yener her türlü dans ettiriyor ve hep bir ağızdan söylettiriyor şarkılarını. Ah bir de gerilerden sesimi duyurmaya çalıştım “Hipnoooz” diye bağırarak ama dinleyemedik, o da olsaydı Ghetto konseri benim için gerçekten çok keyifli olacaktı.

Hande Yener’in sesini canlı dinlemek ve sahnedeki o kendine özgü hafif şımarık tavırlarını görmek, bitmek bilmeyen enerjisini, dansını izlemek oldukça keyifliymiş. Ghetto konserinden sonra Hande Yener hakkında aklımdaki soru işaretlerinin üzerini çizdim, tekrar izlemek bir sonraki fırsatı bekliyorum desem yeridir.

Konserden daha çok kare için: Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik by Ozan Eicher

3 Mayıs 2010

Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik by Hazal Bayar

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak Tekirdağ Rakısı sponsorluğundaki Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik konserine giden Hazal Bayar'ın kaleminden Perşembe gecesini aktarıyoruz sizelere. :)

Her şey Apayrı albümüyle başladı, evet o albümden önce Hande Yener de benim için diğer “bakkal şarkısı” diye nitelendirdiğimiz şarkıcıların yaptığı şarkılardan farklı bir şey yapmıyordu. “Kameramancı” gibi kelimeler kullanan Bay Mo’yla çıkan biriydi o dönemler. Benim ve tahminlerime göre bir çok kişinin sevgisi de Hande Yener’e Apayrı hatta Nasıl Delirdim albümünden sonra başladı. O albümlerden sonra konserine gitmek için sabırsızlanır olmuştum. Zaten bir kere konserine gittikten sonra artık CD’den dinlemek aynı zevki vermez oluyor. Tamam ukala ve kendini bilmez tavırlar içinde olabilir ki sahnede de kendini çekemeyenlerden bahsederek bu tavırlarını sürekli tekrarlıyor kendisi ama sahneyi pek de güzel dolduruyor hatta sahneden taşıyor bile diyebilirim işi abartıp.
Perşembe günkü akıstik konserde absürtik kostümleriyle görmüyoruz Hande’yi, (absürtik derken: mesela Love konserinde giydiği Madonna’dan bozma büstiyer gibi). Belki akustik konser olmasının verdiği ağırbaşlılıkla böyle bi tercih yapmıştır, avize küpeleri de bu kostümün bi parçası tabi. Yeni albümünden şarkılara ağırlık veren Hande, Kalpsiz şarkısının isteği üzerine yine ukalalığını patlatıyor tabi “Ben de nerden tahmin edebilirim albümümdeki bütün şarkıları seveceğinizi.” Ah ah yerim senin tahminlerini! Her neyse, konserdeki en iyi şarkıya gelecek olursak da, yeni albümünü pek sevmememe rağmen canlı performansıyla eve gelip yirmi kere dinlediğim; “Bi Gideni Mi Var” adlı şarkı. Zaten kendisi de çok iyi söylediğini farkında olacak ki şarkı bittikten sonra şarkıyı tekrar söyleme gereği hissetti ki iyi de yaptı. Konserde söyediği akustik hali de albümdeki halinden çok çok daha iyi oldu hani.
Kısacası gittiğim altıncı, bilemedin yedinci Hande Yener konseriydi, elektornikten uzaklaştığı için tabi tekrar eski haline döner mi, tekrar bakkal olur mu korkumu yenmiş bulunuyorum bu konserle. Bodrum şarkısını bile sevdirdi bana canlı performansı. Bir de o şarkıda sahneye çıkıp dans eden biri vardı ki, o da şarkıya ayrı bi tat katmadı değil. Aynı zamanda arada Kemal Doğulu’nun çıkmadığı da ilk Hande konserimdi, belki de o yüzden daha da bi sevdim bu konseri...

Konserden daha çok kare için: Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik by Ozan Eicher

1 Mayıs 2010

Binboa: Kendi Şişeni Kendin Tasarla Partisi

Biraz geç kalmış olduğumuzun farkındayım; ama bu etkinliği yazmadan edemezdim! 9 Nisan günü işlere gömülmüş bi' şekilde çalışıyorken resepsiyondan gelen "Paketin var!" haberi ile heyecanlandım. Torbasından çıkarttığımda yanda görmüş olduğunuz, özenle hazırlanmış hediyeyi buldum! Binboa, 13 Nisan'da Karaköy'deki Tarihi Sümerbank Binası'nda Kendi Şişeni Kendin Tasarla Partisi'ne davet ediyordu beni. Davetiyenin yanında 1 adet üzeri bomboş olan Binboa şişesi ve kalem gönderilmişti ve elbette iş çıkışında ev ödevimmişcesine bana gönderilen bu şişenin icabına baktım her anlamda ;)
Şayet aranızda hala Kendi Şişeni Kendin Yarat için yapılmış videoyu görmeyenleriniz varsa diye videoyu hemen buraya da ekliyorum:




Video için sadece şunu söylemek yeterli herhalde: 550 şişe, 5.000 kare fotoğraf, 100 saatin üzerinde çekim.
Gelelim partiye... McCann Erickson'ın 2010 yılbaşı partisinin organizasyonu ile ilgilenen A46 Organization bu kez Binboa'nın Kendi Şişeni Kendin Tasarla Partisi'nde karşıma çıktı. Bahar Korçan, İdil Tarzi ve Hakan Yıldırım'ın Binboa için özel tasarladıkları şişelerin tanıtımının yapıldığı gecede duvarlardaki fosforlu Binboa ilüstrasyonlarından tutun barmaid'lerin tshirt'lerinin üstünde bu saydığım tasarımcıların Binboa için çizdiklerinin aynıları olması, DJ Can Hatipoğlu'nun müziklerinden tutun Carlo Bernardi'nin lezzetli aperatifleriyle her şey harikaydı!
Yaş ortalaması her ne kadar epey yüksek olsa da herkesin keyfi yerinde gibiydi. Kendimi çevreyi incelemeye, sohbete ve elbette ki Binboa'lara verdiğim için fotoğraf ve video işi aksadı; fakat sevgili Hazal'ın çektiği kısa video ile ortam hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

Ve son olarak da ilk videonun yapımını anlatan, 41?29!'un elinden çıkma kamera arkası videosu:

Farkındalık Kampanyası - Konu: İŞSİZLİK


Engelleri Kaldır Hareketi, yeni kampanyası ile ENGELLENEN İŞSİZLERE yönelik toplumda bir uyanış sağlamayı amaçlamaktadır. 1 Mayıs 2010 tarihinde hayata bulacak olan uzun ve zorlu geçecek farkındalık dönemi kapsamındaki nihai hedef, 7 milyon işsiz kesim ile işveren kurum ve kuruluşların bir araya gelmesi ve yoluna birlikte devam edebilmesidir.

28 Nisan 2010

Hande Yener Davetiye Sorusu!!!

Tekirdağ Rakısı sponsorluğunda 29 Nisan Perşembe günü saat 22:30'da Ghetto'de gerçekleşecek olan Hande Yener'le Dünden Bugüne/Akustik konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.-3.-5.-7. ve 9. kişiler davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Hande Yener'in Hande'ye Neler Oluyor? adını taşıyan son albümünde yer alan şarkıların söz ve müziği kime aittir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Sepultura

Öncelikle itiraf etmem gereken bir şey var: Bu konser dün değil evvelsi güne kadar hesapta yoktu! Ne zaman Sena aradı ve “Davetiye var hanııım!” dedi, o zaman fikir değiştirdik. Her ne kadar Fringe’in son bölümüne dalmış olmamızdan ötürü konsere biraz geç gittiysek de çok bir şey kaybetmemiş olduğumuzu gördük. Her ne kadar Biletix’te ön grup için saat 20:00 yazsa da sonradan öğrendim ki ön grup diye bir şey çıkmamış.

Taksi’den iner inmez Küçükçiftlik Park’ın kapısında sevgili Murat Çopur’u beklemeye başladık. Davetiyelerimiz kendisinde olduğu için kemiklere kadar işleyen o soğukta beklerken etrafı, kalabalığı ve durumları incelemeye başladık. Konser alanına girmeden girişte solda duran küp dubaların üzeri silme bira şişesi ile doluydu ve rüzgarda hepsi yerlere savrulup kırılıyordu. Sanki kavga çıkmış da insanlar birbirlerine şişelerle dalıyormuş gibi çok seri şangır sesleri duyuluyordu. Neyse, Çopur’u beklerken içeriden çıkan irice, upuzun saçlı abi “Biletiniz yok mu gençler? Davetiye vereyim size.” diye sordu; fakat biz gururlu gençler olarak teşekkür edip davetiyemizin yolda olduğunu söylesek de iyi niyetli abiye söz dinletemedik. İlle de verecekti o davetiyeleri, ısrarcıydı… “Yahu alın işte, girin içeri. Konser kapı önünde değil, içeride. Hadi gidip izleyin” demesiyle elimize tam tamına 6 davetiye sıkıştırması bir oldu!

Üst baş kontrolünden sonra alana tam olarak adım attığımızda öğrendik ki Sepultura çoktan 5. şarkıya geçmiş bile! “Madem sponsoru Tuborg, içmeli o zaman birkaç bardak” düşüncesi ile 1 bardağı 6 TL’ye satılan bira standını aramaya koyulduk. Ortalıkta yemek namına en ufak bir şey olmayışı çok garibime gitti doğrusu. Tamam, konser izlemeye gidiyorsun, tıkınmaya değil elbette; ama konser bi’ yandan, biralar bi’ yandan bünye acıkır elbette. Konser alanında yemek için sadece 1 seyyar arabada mısır satılması durumu belki de gecenin en acayip ve acımasızca eleştirilebilecek şeyiydi!

Artık biraz ciddi ciddi konserden bahsedeyim… Her ne kadar ilk 4 şarkıyı kaçırmış olsam da başından beri izlemiş olan arkadaşlarım sahnenin arkası ve yanlarının tamamen açık olmasından ötürü ses sistemi konusunda biraz endişelenmişler; fakat endişeleri boşa çıktı bana kalırsa; çünkü gayet süper duyuluyordu! Ses sistemi haricinde ışık sistemi de çok başarılıydı. Hatta o kadar başarılıydı ki fotoğraf makinemi yanıma almayışımdan ve türlü güzel pozları, anları kaçırmamdan ötürü çok pişman oldum. Sepultura ile ilgili beğenilesi 2 şey olduğuna karar verdik: Davulcu Jean Dolabella ve vokalist Derrick Green! Brezilyalı bi’ grup olmalarından ötürü tabii kültürlerinde samba vb. var. Konserin bi’ anında örneğini Pink Martini’den vereceğim Brazil şarkısını coverladılar. (Şarkıyı anımsamayanlarınız için: Fizy/ Pink Martini - Brazil) Kulaklarıma inanamadım! Gerçekten çok hoş bi’ sürpriz oldu…

Gelgelelim şikayetçi olduğum konuya, seyircilere… Bi’ coşku vardı, kabul; ama ruhsuz bi’ coşkuydu bana kalırsa. “Nasıl olur hem ruhsuz, hem coşku?!” demeyin, görseniz siz de hak verirdiniz. 3 tip seyirci vardı:
- Pogocular (ki sayelerinde birçok insan ağız tadıyla konseri seyredemedi bana kalırsa. Çemberi büyüttüler de büyüttüler. Alanın orta yerinde geniş bi’ boşluk varsa kendilerine yarattıkları alandan ötürüdür)
- Olduğu yerde coşan, müziğe eşlik edip kafa sallayanlar (İşte en sevdiğim seyirci türü! Konser adabını bilip, etrafına rahatsızlık vermeden konserin tadını doyasıya çıkarttılar. Helal olsun onlara!)
- Olup bitenden habersiz, put gibi duranlar (“Geçiyorduk uğradık” insanları)

Özetle seyirci açısından daha iyi geçebilecek bi’ konserken azıcık ruhsuzluk sebebiyle olması gerektiğinden daha düşük seviyelerde kalmış bi’ konserdi. Grup için yapabileceğim tek olumsuz eleştiri aşağı yukarı 1 saat kadar sahnede kalıp bis bile yapmadan, yangından mal kaçırır gibi sahneden inmeleri. Konser biter bitmez, grup sahneyi terk eder etmez rodie’lerin gelip mikrofonları bi’ çırpıda sökmeleri şok etkisi yarattı! Bugün Ankara’da konser vereceklermiş. Umarım daha coşkulu, daha güzel bi’ konser olur Ankaralılar için. Sözlerime burada son verirken Popstar jürisi kıvamında diyorum ki: “Ayaklarına, emeklerine sağlık! Yolları açık olsun!” Bunu saymıyoruz, gene gelsinler, arayı açmasınlar :)
Darısı Lamb of God’ın başına…

24 Nisan 2010

Kurnaz'ın ilk stüdyo albümü: Zamansız

Uzun yıllardır konser, üniversite şenlikleri, bar ve etkinliklerde boy gösteren Kurnaz, ilk stüdyo albümü “Zamansız” ile hayranlarının karşısına çıkıyor.

1996 yılından bu yana Yağmur Band olarak İstanbul’daki pek çok popüler mekânda sahne alan grup, kendi hayran kitlelerini yaratarak 2008 yılı başlarında Kurnaz ismini aldı ve ilk stüdyo albüm çalışmalarına başladı. Kasım 2009’da kayıtları tamamlanan albümde, grubun kendi bestelerinden oluşan 12 parça bulunuyor.

Mart ayı içerisinde müzik marketlerde yerini alan albümün çıkış ve ilk klip parçası olarak “Muhtaç Etme” seçildi ve çekimler Ozan Altun tarafından Koray Kasap’ın stüdyosunda gerçekleştirildi. Uzun aradan sonra ilk albümleriyle hayranlarının karşına çıkacak grup, 3 Mayıs’ta Hayal Kahvesi’nde yapılacak lansman konseri tüm albüm parçalarını canlı olarak söyleyecek.

Altyapısı çok uzun yıllara dayanan Kurnaz; vokalde Gökçe Kuran, elektro gitarlarda Doğanay Özdöl, bas gitarda Taner Tınaz, davulda Özdemir Özkum’dan oluşuyor. Albümün prodüktörlüğünü ise başta Ozan Altun olmak üzere, grup üyelerinden Gökçe Kuran ve Taner Tınaz üstleniyor. Albüm mix ve mastering’i ise Anıl Taşhan tarafından yapıldı.
Kurnaz müziğe bakışını “kendini tekrarlayan işlerin olabildiğince dışında kalıp, daha fazla yaratıcılığa özen göstererek iyi işler çıkarabilmek.” olarak tanımlıyor. Bu bakış açısı doğrultusunda tüm parçaların söz-müzik ve besteleri grup tarafından hazırlandı ve kayıtları kendi stüdyolarında Gökçe Kuran ve Taner Tınaz tarafından gerçekleştirildi. Modern rock ritimlerinin ağırlıklı olduğu albümün tarzını pop-rock olarak tanımlayan grup; Zamansız’ın müzik alt yapısının yanında enerjisi ile ön plana çıkan bir albüm olduğunu ve pek çok kişiyi ortak noktada buluşturabilecek parçalardan oluştuğunu belirtiyor.

Kurnaz, ilk albüm heyecanını paylaşmak ve tüm parçalarını ilk defa dinlemek isteyenleri 3 Mayıs’ta Hayal Kahvesi’ne bekliyor.

16 Nisan 2010

110 Davetiye Sorusu!!!

16 Nisan Cuma günü saat 22:o0'da Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan 110 konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 7. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"110'un son albümünün adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

15 Nisan 2010

Post Dial Davetiye Sorusu!!!


16 Nisan Cuma günü saat 21:o0'da Roxy'de gerçekleşecek olan Post Dial konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 6. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Post Dial'ın yeni EP'sinin adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Soaked Davetiye Sorusu!!!

17 Nisan Cumartesi günü saat 23:o0'da Indigo'da gerçekleşecek olan Soaked konseri için 15 adet çift kişilik, evet yanlış okumadınız 15 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren ilk 15 kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"Soaked kaç kişiden oluşuyor?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

14 Nisan 2010

Ozan Eicher Fotoğraf Sergisi

Pendor Corner, Ümit Ilgın Yiğit küratörlüğünde Ozan Eicher’in fotoğraf sergisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Ayaklı Etkinlik Takvimi'ne fotoğraflarıyla katkıda bulunan Ozan Eicher'in 19 Nisan saat 20:00'da Pendor Corner'da ilk kişisel fotoğraf sergisi açılıyor. Serginin açılış gecesinde Ozan için sahne alacak 3 isim var: Jehan Barbur, Kaçak ve Esin İris.
Sergi ve Ozan Eicher ile ilgili detaylı bilgi için Facebook'taki Ozan Eicher Fotoğraf Sergisi event'ine göz atabilirsiniz.

13 Nisan 2010

110 Röportajı

Ayaklı Etkinlik Takvimi, Türkiye'deki elektronik rock müziğin öncülerinden 110 ile konuştu. Albümleri, grup olmak, internet ve daha fazlası...


12 Nisan 2010

DJ Grandmaster Flash by Julien Aksoy

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak DJ Grandmaster Flash konserine giden Julien Aksoy'un kaleminden cuma gecesini aktarıyoruz sizelere. :)

Ayaklı Etkinlik Takvimi ve Pelin'in sayesinde çocukluğum efsanelerinden biriyle Ghetto'da kavuştum, DJ Grandmaster Flash. Warm-up kısmı hayatımda gördüğüm en uzun warm up party'di. DJ No Frost vardı. 2 buçuk saat çaldı. Neyse ki hoş şeyler çalıyordu ama yine de sıkılmaya başlamıştım ki saat 1'de efsane sahneye çıktı ve başladı. Amcamız (52. yaşında!!) epey enerji doluydu, hiç yaşlanmamış gibi görünüyordu. 1 buçuk saat boyunca çaldı ve ambiyansı yüksek tuttu.
Ilk defa Ghetto'ya gidiyordum ve izleyicilerin tarz farkları beni çok şaşırttı açıkçası. İlk başta çok kalabalık değildi tabii. Birkaç izinli Amerikalı askerler vardı, birkaç da sarhoş İngiliz. Gittikçe doldu ve tarzlar çeşitlendi. Birkaç gerçek hiphop'cu, birkaç rapcı, bir sürü yabancı, hem o tarzı anlayabilen hem de heycan arayanlardan. Bir de bazıları vardı... Bazen kendimi Reina'da zannettim, çok giderim ya ;) 2-3 tane sarhoş turist vardı ama kötü değillerdi, amaçları eğlenmekti ama güvenlik biraz gergindi, fazlasıyla bence.
GMF'ın performansı çok iyiydi, çok keyifli ve nostaljikti bazen. Tabii ki 70'lerin ve 80'lerin tarzı bırakıp daha çok 2000'lerin clubbin' tarzına dönmüş, maalesef (benim için) ama çok güzel bir zaman yaşattı. İlk kez 8 yaşındayken onunla "tanıştım", Fransa'da bir HipHop programına katılmıştı ve klibinden çok etkilenmiştim. Daha sonra, Punk dönemimden sonra, tekrar hip-hop ve trip-hop döneme geçtim ve DJ GMF'ın etkini hepsinde buluyorum. Run DMC, Jason Nevins, Portishead, UNKLE, Herbaliser... Hepsinde GMF var ve o Ghetto'daki etkinlik tekrar bütün bunlarla kavuşturttu.
Onu görmek harikaydı, ne de olsa o bütün grupların böyle çalabilmelerin sebebi o. Tek rahatsız olduğum taraf, GMF'ın sürekli "İstanbul", "Make some noise", "Put cha hands up", "I don't see those hands" şeklinde bağırmasıydı. Onun dışında, benim için harika bir tecrübeydi...

9 Nisan 2010

DJ Grandmaster Flash Davetiye Sorusu!!!

10 Nisan Cumartesi günü saat 22:30'da GHETTO'da gerçekleşecek olan DJ Grandmaster Flash konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 8. kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:

"DJ Grandmaster Flash kaç yaşındadır?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

8 Nisan 2010

DJ Grandmaster Flash Davetiye Sorusu!!!

10 Nisan Cumartesi günü saat 22:30'da GHETTO'da gerçekleşecek olan DJ Grandmaster Flash konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 6. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:

"DJ Grandmaster Flash'ın gerçek adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nde Yenilikler



Bu güzel haberleri sizlere vermek için birkaç gündür sabırsızlanıyorduk. Nihayet resmi olarak duyurma günümüz geldi! :)

İlk haberimiz dün Twitter'da çıtlattığımız bir konu... Bugün itibariyle Ghetto ile iş birliği içindeyiz! Bu ne demek? Daha çok konser, daha çok etkinlik, Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden daha çok davetiye demek :) Bu haberi verdikten sonra şunu belirtmeyi de unutmamalıyım elbette:
Bugün öğleden sonraki saatlerde ansızın 10 Nisan'da Ghetto'da gerçekleşecek olan DJ Grandmaster Flash konseri için davetiye vereceğiz ;)

2. güzel haberimiz ise Ayaklı Etkinlik Takvimi artık .com ile de karşınızda! Bundan böyle http://www.ayaklietkinliktakvimi.com/ adresinden de bize ulaşabileceksiniz! :)

7 Nisan 2010

IAMX'le Cuma Akşamı by Oğuzcan Şahin

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak IAMX konserine giden Oğuzcan Şahin'in kaleminden cuma gecesini aktarıyoruz sizelere. :)

Ayaklı Etkinlik Takvimi sayesinde IAMX'in Cuma günü olan Babylon konseri için çift kişilik davetiye kazanan da bendim! Bu arada IAMX'i canlı olarak sahnede ilk defa izlediğimi belirtmeliyim :) Babylon'a vardığımızda kapı önünde hatrı sayılır bir yoğunluk vardı, davetiyeleri verip içeriği girdiğimizde ailemizin fotoğrafçısı Ozan ile haberleştik, Ozan sağolsun 23:30 başlama saati olan konsere erken gelip sahnenin en önünde yerimizi kapmış ve bizleri bekliyordu aynı zamanda IAMX'in sahneye çıkmasını bekliyordu ki fotoğraf çekebilmeliydi :). Konser her zaman olduğu gibi 30-45 dk gibi bir süre geç başladı. İlk önce yardımcılarından biri sahneye kendini atıp milleti ateşlemeye çalıştı. Bir süre sonra ise arkasından IAMX sahnedeydi. Gerçekten ufak sahne dekoru, sahnede kullanılan küçük teknolojik cihazlar ve kıyafetleri göz kamaştırıyordu. Elinde vodka bardağı ile sahneye çıkan Chris Corner sahneyi biraz dağıttıktan sonra ilk şarkı için hazırdı. IAMX'in ilk şarkısı ile birlikte tüm Babylon sallanmaya başladı :). Özellikle tam sahne önünde olduğumuz için Chris Corner'in üstümüze düşücek korkusu sardı bizleri :)

Özellikle ara sıra klavyenin yanında dekor üzerinde bağlı bulunan iPhone üzerinden şarkılara hareket katması elektronik müzik adına gayet uyumlu bir hareketti. Sahnede oldukça deliydi Chris Corner. Yardımcıları sürekli peşindeydiler sahnede bir aksilik olmaması için. Chris Corner bir süre sonra kendisi için konulan davulun üzerine bir şişe suyu dökerek bizleri o sıcak havada biraz serinletti. Ama aynı şeyi fotoğrafçımız Ozan için pek söyleyemeyiz. Makinasını koruma derdindeydi o anda :)

Kısacası IAMX'in canlı sahne performansını ve o harika sesini bir dahaki gelişinde kesinlikle kaçırmayın. Konsere gidin ve kendinizi IAMX'in harika müziğine bırakın :)

Ve Ozan Eicher'in kamerasından IAMX konseri için şöyle buyrun: IAMX - Babylon by Ozan Eicher

5 Nisan 2010

IAMX'le El Ele by Aynur Çolak

Ayaklı Etkinlik Takvimi'den davetiye kazanarak IAMX konserine giden Aynur Çolak'ın kaleminden ve fotoğraf makinesinden cumartesi gecesini aktarıyoruz sizelere. :)



Babylon'un sokağına girdiğimde dikkatimi ilk çeken şey uzun bilet kuyruğu. Kuyruğa hiç takılmadan biletlerimle (Ayaklı Etkinlik Takvimi sağolsun :)) daldım salona yaklaşık bir saatlik bekleyişin ardından saat 00:15 sularında kalabalıktan yükselen yırtıcı çığlıklar eşliğinde IAMX sahnede...
Kingdom of Welcome Addiction ile IAMX'e yakışır muhteşem bir giriş Chiris Corner'ın deriler içindeki kusursuz fiziği, muhteşem ekibi ve yaratıcı makyajları. Dört dörtlük bir görsellik , ses kalitesi herşey mükemmel!!! Derken Chiris'in "Kim manken ister??" demesiyle afallayan izleyici 30 saniye sonra manken parçaları her yerde...
Tam yanıbaşıma düşen kolun avuçlarımın arasından kayıp şanslı sahibini bulması yüreğimi burksa da bu konserden eli boş dönmeyeceğim kesin. Konser aynı tempoyla devam ederken kan ter içinde kalan IAMX, kısa bir vedayla sahneyi terk ediyor. "Acaba konser bitti mi?" diye düşünürken IAMX tekrar sahnede!
Daha yüksek bir tempo havada uçuşan havlular, bagetler, sular... Chris'in eli o kadar bol ki sanırım yakında kendini de atıcak diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Think Of England'ın ilk notaları Janine Gezang'ın klavyesinden dökülmeye başlayınca etrafımdakiler kendinden geçiyor, ben de çığlıkta sınırsızlık tanıyorum kendime.
Gözlerimi açtığımda çenemin konser salonunun yerlerini süpürmesi, boynumdaki uzun kolyemin onlarca kat dolanıp beni boğması son 15 dakikanın nasıl ateşli geçtiğinin küçük bir kantı mı derken Janine'in kollarını koparcasına sallayışı ve hüzünlü veda. Kalablığın seyrekleşmesi...
Hop IAMX tekrar sahnede... Aman tanrım bu bir mucizee en önlerde miyim? Neredeyim? Bir şey göremiyorum. Her yer karardı. Chris kendini de mi attı? Ellerimi tutan bu ince, narin, yumuşak tüllü el kimin?
Chris!!!
Ve konser bitti...

1 Nisan 2010

Modazon - 1. Sezon

Moda dünyasına yepyeni bir hayat getiren MODAZON çok yakında topluluk aktiviteleri ile de hayatta...

İnternet dediler, moda dediler Modazon’u buldular, başucumuza koydular, harmanladılar ve yuvarlayıp kimseye göstermeden sakladılar. 2 sene boyunca neler yapabileceklerini düşündüler ve düşlediler. Düşten gerçeğe atlamak için çok çalıştışlar. Hayalleri, ortak tutkusu moda olan, değişik zevk ve meraktaki insanları buluşturmak; onları kaynaştırıp, yaratıcı süreçlere yelken açmaları için gerekli rüzgarı sağlamak...

Moda = stil, trend, eğlence, popüler kültür, tasarım, teknoloji, renk, paylaşım, ilham… Hepsini bir araya getirip, ana malzeme ‘moda’nın içinde eritiyorlar. Hazır tariflerdense, kendi emprovizasyonumuza güveniyorlar. Kendi oyun alanımız internette, herkesin zevkini sunabileceği, moda ana malzemeli keyifli bir dünya tasarlıyorlar. Katılmak sizin elinizde, ilham vericiliği garanti!

Türkiye'nin ilk interaktif sanal defilesi, bu akşam saat 20:00'da Akaretler W'da...

 
.fc-sectitle { color:#FFFFFF!important; }