Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren ilk kişi davetiyenin sahibi olacak.O halde geçiyorum soruma:
"Richie Kotzen ilk albümünü kaç yaşında çıkarttı?"
Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren ilk kişi davetiyenin sahibi olacak.O halde geçiyorum soruma:
"Richie Kotzen ilk albümünü kaç yaşında çıkarttı?"
Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1. ve 6. kişi davetiyenin sahibi olacak.O halde geçiyorum soruma:
Küçük bir kızken dinlediği Sezen Aksu ve Onno Tunç şarkılarını kendine özgü yorumu ile seslendirecek olan Ceylan Ertem, sizi 80 ve 90’ların yağmurlu sokaklarında gezdirecek.The Notwist konserinin haberini birkaç ay önce Last FM'in etkinlikler bölümünü gezerken aldım. İnanamadım, koşup official sitelerine ve MySpace'lerine baktım."Zaten Markus Acher Lali Puna ile de çalıyor. Birer gün ara ile sahne alıyorlarsa kesin doğrudur!" diye düşünerek geleceklerine rahatlıkla kesin gözüyle baktım.
Konser günü Taksim'e biraz erken gidip oranın tadını çıkaralım dedik. Bunu derken ne trafikten ne de arabayı kullanan arkadaşımın sapması gereken yeri kaçıracağından haberim vardı. Aah tabii TRT binasının yanındaki sapağın polisler tarafından kapatılması gecemize ayrı renk kaldı. Üstüne arkadaş döneceği yeri kaçırınca kendimizi Kadir Has Üniversitesi önünde bulduk. Her neyse...
Saat 21:30 civarı Salon İKSV'nin önünden geçerken kapıların yavaş yavaş açıldığını fakat kimselerin olmadığını gördük. "Biraz daha vaktimiz var" düşüncesiyle İstiklal'de bakınmaya karar verdik.Saat 22:30 olduğunda Salon İKSV'nin hemen yan tarafındaki inşaatın önündeydik. O noktadan Salon önündeki kalabalığı görseydiniz eminim benim gibi gözlerinize inanamazdınız. Bir an için içeri giriş ya da bilet kuyruğu sandım. Sonra aklıma Salon'un 1 gün önce yaptığı tweet'i geldi aklıma. Meğerse insanlar konser öncesi son sigaralarını içiyormuş :)
İçeri girdiğimizde konser daha başlamadan tıklım tıklım olan Salon, The Notwist'in başlamasıyla birlikte içeri doluşan insanlar sebebiyle dalgalandı. Çok sis ve duman içinde kalan seyirciler 2. olarak bu şoku da atlattıktan sonra kendini müziğe verdi. Bu arada Salon'un üst katında ayaklarını sallandıra sallandıra konser izleyen insanları kıskanmadım desem yalan olur. Her ne kadar üst katta yanlarda konser izlemek bana çok cazip bir fikirmiş gibi gelmese de ayakları sallandırma rahatlığında ve itiş kakış olmadan izliyor olmaları kıskandırdı :)
Biraz seyircilerden bahsedelim... "The Notwist'in şarkı aralarında DJ'e bağladığını düşünerek devamlı "whoaaaa!" diye bağırıp elleri kolları birkaç saniye havada, birkaç saniye yanındaki insanlara çarpanlar vardı" desem yeterli olacaktır sanırım. Konserlerde herkesin gönlünce eğlenmelerine ve hareket etmelerine hoşgörü ile yaklaşan ben, bu konserde yanımdaki kızın abartı bir şekilde dans edip video çekerken devamlı koluma ve çantama çarpmasından anormal rahatsız oldum. Gene de sesimi çıkartmadım. En arkalardan gelip sorgusuz sualsiz aramızda -abartmıyorum- 5 cm boşluk bırakarak dikilen ve Salon ortalamasına göre uzun kalan çifte kayıtsız kalamadım. Omzuna minik minik öldüren pıt pıtlardan yapar yapmaz hatasını anlayan çift, çok şirin bir şekilde "Önümüze geçmek ister misiniz? Böylece sizi engellememiş oluruz" dedikleri için birkaç dakika önce yaptıkları ayıbı unutturdular :)
Your Signs, Another Planet gibi çok sevdiğim ve seyircilerin de beklediği şarkılarını çalmadılar. Pick Up The Phone, Chemicals, Neon Golden, Pilot gibi popüler ve seyirciler tarafından sevilen şarkılarında ise herkes onlara eşlik ediyordu. Şarkı geçişleri, sahne ışıkları, The Notwist elemanlarının hepsinin yerinde duramaması... Son şarkılara geldiğimizde gözlerimi kapatıp tamamen müziğe verdim kendimi.
Konser bitip dışarı çıktığımızda hava değişmiş, deli gibi yağmur yağmış, sigara içenler kapı önüne dizilmiş konserin nasıl geçtiğinden bahsediyorlardı. Bense konser hakkında şunu dedim: "Yer yer arıza, yer yer özellikle rahatsız etmek istenmiş ve başarıyla rahatsız edilmiş, altı çok dolu bir müzik dinledim." :)
Dışarı çıkmanın bence en zevkli olduğu günde, Cumartesi akşamı Ayaklı Etkinlik Takvimi’ nden kazandığım davetiye ile Ghetto’ da Kangroove konserine gittik. Ghetto’ da her zamanki gibi atmosfer süperdi.
Pelin'e sözüm vardı er ya da geç yazacaktım bu yazıyı. Er olamadı pek ama geç yazıyorum işte :)
Over The Rainbow, Vinnie Moore, Hail!, Marillion, Caspian gibi grupların ilk Türkiye konserlerini gerçekleştiren MOOD PRO’dan bir ilk daha!
Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanmamın heyecanınının yerine benimle gelecek hiçkimseyi bulamamış olmamın burukluğu ile konsere gittim. Saat 11.00 gibi sahneye çıkan I Am Kloot konsere yavaş başladı. John Bramwell'in seyirciyle iletişimi çok güzeldi. Sürekli sohbet etti, samimiydi. Ancak her şarkı için "This is the song about drinking & disaster" demesi bir yerden sonra gülünç olmaya başladı : )
Grup konserin ortalarında From Your Favorite Sky ve ardından gelen John Bramwell'in solo performansından sonra tempoyu bayağı arttırdı. Twist, Cuckoo, Proof ard arda geldi, seyirci de bu kısımlarda temposunu arttırdı, dans etmeye ve şarkılara eşlik etmeye başladı. Konserden beklediğimi alabildim mi? Kısmen evet. Beklediğimden daha boştu, seyirci beklediğimden daha ruhsuzdu. Şarkılara eşlik eden kişi sayısı oldukça azdı, en önde dans eden insanlar kotardı diyebilirim. İşe I Am Kloot açısından bakacak olursak, iyi bir performans sergilediler, söylediğim gibi seyirciyle iletişimleri çok güzeldi. Ortalama 1.5 saat kadar kaldılar sahnede. Tatmin etti diyebilirim. En azından samimi bir ortamda canlı canlı, rahat rahat dinledik kendilerini :) Ayaklı Etkinlik Takvimi'ne teşekkürler. :)
Setlist ise şöyleydi:
Nortern Skies
Morning Rain
To the Brink
Sunlight Hits the Snow
Hey Little Bird
To You
Someone Like You
From Your Favorite Sky
Storm Warning
Over My Shoulder
86 T.V.s
Darkstar
I Still Do
Solo
Fingerprints
Moon is a Blind Eye
Same Deep Water
Because
Cuckoo
Twist
Proof
One Mean Brave
Life in a Day
Cuma gecesi ile ilgili bi'şeyler karalayacağım şimdi söz verdiğim gibi :] Evet, başlıyorum.
TNK'yi daha önce hiç dinlememiştim, solistin sesini duyduğum ilk an söylediğim şey 'ne kadar tok sesi var, iyiymiş' oldu. Ben her zamanki gibi makinamı alıp önlere doğru ilerlemeye başlamıştım. Önde bi kaç kişi daha fotoğraf çektiğinden çok fazla uğraşmadım. Kendi şarkıları dışında bi kaç cover parça söylediler, ancak onlara eşlik edebildim. Konser zaten çok uzun sürmedi, bu nedenle pek anlatacak bi'şeyim yok. Çoğunluk da benim gibi yabancıydı sanki, şarkılara pek eşlik eden olmadı. Grubun en büyük eksiği dinleyenler ile iletişim kurmamasıydı. Sadece şarkı söylediler, haliyle insanlar da pek eğlenemedi. Geceyle ilgili anlatacaklarım bu kadar... Ayrıca Ayaklı Etkinlik Takvimi'ne tekrar teşekkür etmeyi bi borç bilirim...

Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.-3. ve 5. kişi davetiyenin sahibi olacak.
O halde geçiyorum soruma:
"TNK'nin Söyle Ruhum albümündeki çalışmaları tamamlanmış olan 2. klip şarkılarının adı nedir?"
Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...
Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1., 3. ve 7. kişiler davetiyelerin sahibi olacak.
Sorum da şu:
"Ricochet grubunun, 2007 Ekim ayında yayımlanan Türkiye'den Alternatif Rock Vol.1 Voltaj (Doublemoon) toplamasında yer alan şarkısının adı nedir?"
Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com'a gönderebilirsiniz...


Konserin başlamasından 20 dakika kadar sonra arkadaşımla birlikte Küçükçitflik Park’a girdik. İlk dikkatimi çeken şey ortamın daha önce gördüğüm hallerinden daha karanlık bir ışıklandırmaya sahip olmasıydı. Bunun yanında girişten itibaren sağ taraf parmaklık bariyerlerle ayrılmıştı ve bunun da sebebini anlayamadım.
Kalabalığa baktığımda ise çok şaşırdım; dinleyicilere ayrılan kısımda olsa olsa 400 kişi vardı. En kötü organizasyonunda bile 1000’in üzerinde katılımcıya ulaşan mekanda, hele ki Archive çalıyorken bu kadar az kişi olmasına bir anlam veremedim. İlerlerken gördüğüm pek çok tanıdık ile ayaküstü sohbetler, selamlaşmalar sonrasında dikkatimi konsere vermeye çalıştım.
Bir Archive takipçisi, fanı değilim, hatta 1 ya da 2 şarkılarını bilirim en fazla. O yüzden beklentim oradaki kitleden biraz daha farklıydı. Biraz hareket, en azından olduğu yerde sallanan bir kitle bekliyordum fakat insanlar ne şarkılara eşlik ediyor ne de kıpırdıyorlardı. Archive, izleyicilerden çok daha coşkun bir şekilde parçalarını çalarken insanlar post modern bir sanat eseri karşısında saatlerce duran sergi ziyaretçileri gibi hareketsizlerdi.
Bu duruma yanımdaki arkadaşımla yaklaşık yarım saat kadar katlanabildik ve olay mahallinden uzaklaşmaya karar verdik. Çıkışa doğru ilerlerken denk geldiğimiz bir arkadaş ve kız arkadaşı ile aramızda geçen diyalogu aktarmak istiyorum:
ARKADAŞ: Nereye?
BEN: Çok sıkıldık biz. Archive hariç hiç kimse hareket etmiyor. Herkes ruh gibi, bize burada az da olsa eğlence yok.
ARKADAŞIN KIZ ARKADAŞI: E Archive’a eğlenmeye mi geldiniz?
BEN: Az biraz eğlenebilmek için geldim tabii. Ya sen ne için geldin, acı çekmek için mi?
AKA: Evet?
BEN: Size iyi acı çekmeler, iyi akşamlar.
İşte böyle... Kişisel tarihimin acılı ve acıklı bir konserdi kendisi…
addresistanbul'da bulunan tasarım ve mobilya dükkanlarına yayılacak olan sergi, yaratımın iki farklı alanındaki ortak zevkleri araştıran keyifli bir tahmin oyunu.
1 Ekim Cuma günü 23:30'da Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek Redd konseri için 2 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Grubun, geriye gururla bakarak, yarattıklarını hatırlamak, hatırlatmak ve paylaşmak amacıyla çıkacağı bu turnenin ülkemizi kapsayan kısmı, Ghetto’da 1 Ekim’de gerçekleşecek. “51stState”, “Get Me Out”, “Green And Grey”, “Here Comes The War”, “Modern Times”ve “Vengeance” gibi sayısız klasiğin yaratıcısı bu müthiş grup, takipçilerine dopdolu bir konser tecrübesi vadederken grubu tanımayanlar için ise kalıcı müritlere dönüşme ihtimali sunuyor.
New Model Army konseri için 1 adet çift kişilik davetiye yarın Ayaklı Etkinlik Takvimi'nde...
New Model Army - Resmi web sitesi
New Model Army - Myspace
Oldukça sıkıcı geçen bir haftanın acısını çıkarmak üzere cumartesi akşamı yiğenim ve ben Multitap'ı izlemek üzere Bronx Pi'de yerimizi almıştık. Tüm yaz boyunca adete dilimizde marş olan ''Battaniyem''i ve ''Çıbık''ı canlı dinlemek oldukça keyifliydi. Her ne kadar 45 dakikalık gecikmeyle sahneye çıksalar da, Selim'in ve diğer grup elemanlarının enerjisi sayesinde bunu çok önemsemedik.
28 Eylül Cumartesi günü 21:00'da Küçükçiftlik Park'ta gerçekleşecek ve ön grubun Post Dial olduğu Archive konseri için 2 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Modern müzik anlayışındaki tarz, köken ve kadro kalıplarından etkilenmeden kendilerine has olanı yaratan müzisyenler kolektifi Archive’ın temelleri Danny Griffiths ve Darius Keeler tarafından Güney Londra’da atıldı.
Rampa 18 Eylül -23 Ekim tarihleri arasında Güçlü Öztekin’in ‘kAPLANKADİLAk -Pis bir adamdı ama ellerini iyi yıkardı’ adlı 4. kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Bu sergi aynı zamanda İstanbul sanat dünyasının yeni mekanı Rampa’nın da ikinci sergisi olma özelliğini taşıyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından sinemanın destekçisi LG sponsorluğunda düzenlenen Filmekimi, dokuzuncu yılında yine dünyanın belli başlı festivallerinde gösterilen ve çok ses getiren ödüllü yapıtlarla usta yönetmenlerin son filmlerini izleyicilerle buluşturacak.
Sekiz yıl boyunca Beyoğlu Emek Sineması’nda gerçekleştirilen Filmekimi, bu yıl Emek’in yokluğunda Atlas ve Beyoğlu sinemalarının yanı sıra, Cinebonus Maçka G-mall Sineması’nın 2 ayrı salonunda olmak üzere 4 ayrı salonda izleyicilerle buluşacak. Bu yıl 31 filmden oluşan zengin programıyla 7 gün boyunca 4 ayrı salonda izleyiciyle buluşacak Filmekimi’nde akşam 21.30 seanslarında bir filmin galası yapılacak.
İlk kez düzenlendiği 2002 yılından başlayarak İstanbullu sinemaseverlerden büyük ilgi gören Filmekimi geçen yıl 43.000 kişiyle izleyici rekoru kırmıştı.
Filmekimi’nin programı, 21 Eylül Pazartesi günü İKSV binasında yer alan Salon’da yapılan bir basın toplantısıyla duyuruldu. Basın toplantısında yaptığı konuşmasında LG’nin yalnızca teknoloji geliştiren bir şirket kimliğiyle değil, kitlelerin yaşamlarına değer katan, duyarlılık sahibi bir kuruluş olduğunu belirten LG Marka Pazarlama Müdürü Aysun Şabanlı; “Sinemanın kitleleri bir araya getiren gücüne inanıyor ve sinemaya olan desteğimizi sürdürüyoruz. Bu kapsamda, geçtiğimiz yıl sponsorluk desteği bulamayan en önemli sinema festivallerinden olan Filmekimi’nin, bu yıl sponsorluğunu üstlenmenin heyecanını yaşıyoruz. Sinemaseverler bu yıl, çok ses getiren ödüllü yapıtlarla usta yönetmenlerinson filmlerine LG’nin sinemaya olan desteği sayesinde buluşacaklar.” dedi.
Basın toplantısında daha sonra konuşan Uluslararası İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan ise şöyle dedi: “Filmekimi’yle özdeşleşmiş olan, görkemiyle, eşsiz atmosferiyle konuk ettiği izleyicilerini büyüleyen Emek Sineması hâlâ kapalı. Filmekimi, Emek’in yokluğunda dört sinemaya bölünüyor. Salonsuzluk yalnızca Filmekimi’nin sorunu değil elbette; Beyoğlu bölgesinde zaten sayılı olan salonlar gün geçtikçe azalıyor. Bunun yanında güzel gelişmeler de oluyor kuşkusuz. İlk kez düzenlendiği 2002 yılından bu yana izleyicilerin büyük ilgi gösterdiği, benimsediği, geçen yıl 43.000 kişiyle rekorkıran Filmekimi, geçen yıl, ekonomik krizin de etkisiyle sponsorluk desteği almadı. Bu yıl Filmekimi, sinemaya verdiği değeri çeşitli atılımlarla kanıtlayan LG ile işbirliği yapıyor ilk kez. Nisan ayında Festival’de Geceyarısı Sineması bölümüne destek veren LG, dokuzuncu yılında Filmekimi’ne verdiği sponsorluk desteği ile bizim de heyecanımızıartırıyor.” dedi.
Filmekimi’nin Facebook Sayfası
Filmekimi’nin Twitter Sayfası
Filmekimi’nin Facebook Etkinlik Sayfası


Salon’da yeni sezon, ünlü caz triosu Medeski, Martin & Wood’un vereceği iki konserle başlıyor. Chivas Jazz Knights serisi kapsamında, 25 Eylül Cumartesi saat 22.30 ve 26 Eylül Pazar saat21.30’da sahne alacak Medeski, Martin & Wood, iki gece üst üste cazseverleri cazdan rock vefusion’a uzanan müzikal bir yolculuğa çıkaracak.
Tuşlu çalgılarda John Medeski, vurmalılarda Billy Martin ve basta Chris Wood’dan oluşan MMW, 1991 yılında Brooklyn’de kurulduğundan bu yana esin kaynağını grup üyelerinin farklı arka planlarından alarak, zengin harmoniler ve güçlü melodilerle bezeli eşsiz bir tarzla çalışmalarına devam ediyor. Önce küçük ve bağımsız plak şirketleriyle, sonra da Blue Note gibi büyük bir isimle çalışan Medeski Martin & Wood bugüne dek aralarında çocuk müziklerinden oluşan “Let’s GoEverywhere” albümünün de bulunan 12’yi aşkın albüme imza attı. 1998 yılında 5. Uluslararasıİstanbul Caz Festivali kapsamında bir konser veren Medeski Martin & Wood, uzun bir aradan 25 ve 26 Eylül tarihlerinde Salon’da İstanbullu hayranlarıyla yeniden buluşacak.
Medeski, Martin & Wood konserleri, Salon’un hareketli yeni sezon programının da habercisiniteliğinde… Açıldığı günden itibaren İstanbullu sanatseverlerden büyük ilgi gören performans mekanı Salon, yenilenen tasarımıyla, sanatseverlere renkli bir program sunmaya devam edecek. Salon, yeni sezonda da klasik, caz, rock ve alternatif müzik konserleri, tiyatro gösterileri, edebiyat etkinlikleri veatölye çalışmalarına ev sahipliği yapacak.
Chivas Jazz Knights, Medeski, Martin & Wood’un ardından, 26 Ekim Salı ve 27 Ekim Çarşamba akşamları Marcus Miller, 24 Kasım Çarşamba akşamı ise Stacey Kent’i ağırlayacak.
Medeski, Martin & Wood konserlerinin bilet fiyatları 40 TL ve 25 TL (öğrenci). Konserin biletleri, Biletix satış kanalları ve İKSV binasından (Sadi Konuralp Caddesi No:5 Şişhane, pazar günleri hariç, 12.00–20.00 saatleri arasında) ve etkinlik günlerinde Salon gişesinden temin edilebilir. Tüm bilet alımlarında kredi kartı geçerli.
İstanbul Festivalleri’ni indirimli ve ayrıcalıklı olarak izleyen Lale üyeleri için avantajlar, Lale KartArtı’yla Salon’da da devam ediyor. Lale Kart Artı sahipleri bilet alımlarında %25’e varan özelindirimlerden yararlanabilecek.

17 Eylül Cuma günü 21:00'da Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan AntiPop aka Telepopmusik DJ Set konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor! Soracağım soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.-5. ve 9. kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruma:
2009-2010 sezonunda Kafepi Group dokunuşuyla yeniden hayat bulan Bronx Pi Sahne, Parov Stelar, Louie Austen, Jojo Mayer and Nerve, The Subways, the Cinematics, Infected Mushroom gibi önemli isimleri ağırlayarak hareketli ve renkli bir sezon geçirdi ve kendine canlı müzik mekanları arasında hatırı sayılır bir yer edindi.