Carnavachi partisi sayesinde ünlü Rio Karnavalı'na gitmiş kadar olduk!
Geçtiğimiz günlerde Maçka Parkı'nın içindeki Nahide'de çılgın bir karnavala davetliydik. Mariachi'nin düzenlediği Carnavachi için mekanda her şey düşünülmüş; dekorlar, servisler, müzikler, dağıtılan aksesuarlar ve sahne şovu ünlü Rio Karnavalı'nı aratmayacak şekilde organize edilmişti.
Nahide'den içeri girer girmez kapıda karşılayan görevli kızlardan maskelerimizi aldıktan sonra ortama hemen ısınabilmek ve eğlence alanımızı yaratabilmek için sahnenin hemen yakınındaki stand'lardan birine kurulduk. Ayrıca stand'ımızda bizleri bekleyen buz gibi Mariachi'ler, herkesin rahatça alabilmesi için hizmette sınır tanımayan ve ağzına kadar Mariachi'lerle dolu buzdolapları, elinizi atsanız birbirinden lezzetli ikramları taşıyan garsonlar karşısında daha ne kadar direnebilirdik bilemiyorum. Tahmin ettiğiniz gibi üstümüzü çıkarır çıkarmaz ikram edilenleri sırayla denedik :)
Sahne şovlarının ardından davetlilerden bazılarının ismi okunarak sahneye çağırıldılar. Aralarında Oben Budak'ın da olduğu yarışmacılar (yarışmacılar diyorum çünkü sanırım sahneye çıkana kadar hiçbiri yarışmacı olduğundan haberdar değildi) Shakira'nın Waka Waka şarkısına çektiği klipteki hareketleri yapmaya başladı ve tabii doğal olarak komik görüntüler ortaya çıktı. Her ne kadar gönlümüz Oben Budak'ın kazanmasından yana olsaydı da son ikiye kalan Oben ne yazık ki yarışmanın birincisi seçilmedi.
Dans yarışmasının ardından DJ Discoman'in müzikleri eşliğinde dans edip Mariachi ile hazırlanmış çeşit çeşit içkileri tattıktan sonra sahne tekrar perdelerini açtı ve sahneye çıkan Brezilyalı dansçıların sambaları eşliğinde davetlilerin hepsi kendini dansa verdi. Kısa bir süre sonra sahneden davetliler arasına karışan dansçılar davetli grupları arasına dalarak onlarla birlikte dans etmeye başladı.
Yukarıda DJ'in böyle göründüğüne bakmayın. Gecenin başında peruğundan tutun kostümüne kadar adeta Napolyon iken ilerleyen zamanlarda kostümünü parça parça çıkartıp fotoğraftaki son haline gelene kadar çok yürekler hoplattı. Ne yalan söyleyeyim ben bile bir an için "yoksa soyunuyor mu?" heyecanı yaşamadığım değil :)
Müthiş hızlı başlayan gece tabii ki hızlı ve tabii ki müthiş bitti. Tüm partiden aklımızda ve damağımızda kalanları sıralamaya çalışırsak: dans - Mariachi yudumları- dans - Mariachi yudumları - dans - Mariachi yudumları - şov - Mariachi yudumları- şov - Mariachi yudumları - şov - Mariachi yudumları - keçi peynirli baklava (O nasıl güzel bir şeydi öyle!!!) - Mariachi yudumları - sambacılar - Mariachi yudumları - sambacılar - Mariachi yudumları - sambacılar - Mariachi'den son yudumlar...
Davet eden, eğlendiren, yediren, içiren, yüzleri gülümseten Mariachi'ye teşekkürler! Bir sonraki ne zaman? :)
Bu yıl ilk kez düzenlenen Uluslararası Mizah Festivali, 12–15 Mayıs 2011 tarihleri arasında gerçekleşecek geniş kapsamlı programında; 6 yabancı mizahçıyı konuk ediyor! ABD’li ünlü karikatüristler Fred Harper ve Peter Kuper, Fransız çizgi roman çizeri Christophe Delvallé, İspanyol çizer ve animasyon ustası Pernan Goni’nin yanı sıra; Almanya’dan gelen pandomim ustaları Bodecker&Neander festival kapsamında İstanbul’a konuk olacak.
Dünyanın en önemli illüstrasyon sanatçılarından birisi olarak anılan Fred Harper, son olarak Franz Kafka'nın “Metamorphosis” hikayesini yorumlayan Peter Kuper ve Fransız çizgi romancı Christophe Delvallé; 15 Mayıs Pazar günü saat 17:00’de “Batılı Çizer Gözüyle İstanbul” konulu söyleşi ve özel performansları ile Leman Kültür’de mizah severlerle buluşacak. Üç sanatçının, birbirine benzemeyen çizgileri ise Cezayir Apartmanı’nda ve Wisteria’da 12 Mayıs’ta açılacak sergilerde ziyaret edilebilir.
Wolfram von Bodecker ile Alexander Neander’den oluşan ve 1996’da ilk pandomim oyunlarını sergileyen Bodecker&Neander grubu; dünyadaki sayılı pandomimciler arasında yer alıyor. Her sene yeni bir oyun çıkaran ve büyük hayran kitlesine sahip olan Bodecker&Neander; 13 Mayıs Cuma akşamı saat 20:30’da VAKKO Oditorium’da “Deja Vu” adlı pandomim gösterilerini sergileyecekler.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi’nin destekleriyle, Hayalgücü Organizasyon tarafından düzenlenen Uluslararası Mizah Festivali kapsamında ayrıca; İspanyol çizer ve animasyon ustası Pernan Goni, mizahseverlere bir animasyon atölyesi sunacak. Goni’nin atölyesi, 13 Mayıs Cuma akşamı saat 19:30’da Cervantes Enstitüsü Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.
Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Maroon 5 konserine giden Derya Yöndem'in kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere.
Ayaklı Etkinlik Takvimi'nin yayınladığı Backstage yarışmasının duyurusunu okuduğum ilk anda, yarışmayı çok eğlenceli buldum ve oturup hemen bir şarkı yazdım. Kazanmak değildi beklentim ama çok keyif aldım yazarken yaşadım adeta. Gönderdim sonrasında ve bir daha hiç okumadım sözlerini. Beğenilmiş ve seçilmiş düşünün heyecanımı. Konsere bin kere daha hazırım artık :)
Veeeee muhteşem Maroon 5 sahneye çıkar; Adam Levine maviler içinde adeta gökyüzünden inmiş gibi üstelik büyüleyici ses, muhteşem grup, en sevilen şarkılar... Daha yakına gitmek için adım atıyorum, mümkün mü ilerleyebilmek ne zaman geldi bu kadar teenage :) Hem de 15.000 tane! Olsun keyifler güzel... İşte şimdi 'She Will Be Loved'ı söylüyor. Hayır! İstanbul hep birlikte söylüyor. Adam Levine birden Hz. Musa gibi mucizevî oluyor ve 15.000 kişiyi ortadan ikiye bölüp şarkıyı sevenlerine söyletiyor. Telefonlar kayıtta; kalabalığın üzerinde sanki bir ateş böceği kafilesi dolaşıyor. İşte yaşanmaya değer o anın video'su... Teşekkürler Ayaklı Etkinlik Takvimi!
Coca-Cola sponsorluğunda 15 Nisan'da Turkcell Kuruçeşme Arena'da gerçekleşecek olan Maroon 5 konserinde backstage'e girecek şanslı kişiyi arıyoruz!
22 Mart'ta gerçekleşen 139 ülkede 25.000 üzerinde tweet gönderilen ve 350.000 üzerinde izleyiciye ulaşan Maroon 5 24Hr Coke Session öncesinde 15 Nisan Maroon 5 konseri için Ayaklı Etkinlik Takvimi'nin +1'ini bulmuştuk. Şimdi de sıra Maroon 5 ile buluşturacağımız şanslı kişiyi bulmaya geldi... Önce hep birlikte Maroon 5'ın son albümü olan Hands All Over'dan Never Gonna Leave This Bed'i izleyip dinleyelim.
Yapmanız gereken tek şey biraz Maroon 5'cılık oynayarak, Never Gonna Leave This Bed parçası içinden seçtiğimiz kısım itibariyle sözlerin geri kalanını keyfinize ve gönlünüze göre isterseniz Türkçe, isterseniz İngilizce olarak yazmak. Tek şart şarkı sözlerinin size ait olması, orjinal olması...
"So come here and never leave this place...." / "Buraya gel ve asla burayı terk etme..."
Şarkı sözlerinizi mail subject'inde "Ayaklı Etkinlik Takvimi - (adınız soyadınız)" olacak şekilde24hcokesession@gmail.com 'a mail atarak yarışmamıza katılabilirsiniz.
Yarışma ödülünden biraz daha bahsedecek olursak... Gönderilen şarkı sözleri minik bir jüri oylamasından geçecek ve ardından 1. ile 2. kazananlar belirlenecek. Buna göre şarkı sözü yarışmamızın 1.'si 15 Nisan Maroon 5 konserinde backstage'e girme hakkı, 2.'si ise tek kişilik Maroon 5 konser bileti kazanacak.
Son katılım: 12 Nisan Salı, 00:00 Kazananın ilanı: 13 Nisan Çarşamba
Katılan herkse bol şans! 15 Nisan'da Turkcell Kuruçeşme Arena'da görüşmek üzere...
Maroon 5 24Hr Coke Session dahilinde başlattığımız 15 Nisan'da Turkcell Kuruçeşme Arena'da gerçekleşecek olan Maroon 5 konseri için "+1'im olur musun?" yarışmamızın kazananı rötarlı da olsa belli oldu.
22 Nisan'da 24 saat boyunca süren Maroon 5 24Hr Coke Session başarıyla tamamlandı. 24 saat sonunda dünya üzerindeki tüm Maroon 5 hayranlarının interaktif bir şekilde dahil oldu proje sonunda çıkan track'i dinlemek ve neler olduğunu kısa kısa görmek için sizden 1 dakika 38 saniye ayırmanızı istiyoruz:
"Coca-Cola, Ben ve Maroon5 konserde sizin için bu pozu verdik :)" diyerek mesajını iletmiş olan Volkan Aytan, Turkcell Kuruçeşme Arena'da gerçekleşecek olan Maroon 5 konserinde Blogger's Lounge'da Ayaklı Etkinlik Takvimi'nin +1'i olarak davetli olacak.
Sevgili Volkan, 15 Nisan'a kadar kendine çok iyi bak. 15 Nisan Cuma akşamı çok eğleneceğiz! ;)
Gençlerin Yerçekimine Karşı Mücadelesi 26 Mart’ta Garajistanbul’da Başlıyor!
Dünyanın en büyük break dans aktivitesi Red Bull BC One’ın Türkiye seçmeleri 26 Mart Cumartesi, 18:00’de Garajistanbul’da gerçekleştirilecek. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden 16 B-Boy, eleme usulüyle teke tek mücadele edecek ve kazanan Red Bull BC One Avrupa Elemeleri’nde Türkiye’yi temsil edecek. 2004’ten beri dünyanın sayılı başkentlerinde düzenlenen Red Bull BC One’a bu yıl St.Petersburg ev sahipliği yapıyor. Red Bull BC One Türkiye Seçmeleri ile ilgili detaylı bilgiye http://www.redbull.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Taksim, bugüne kadar binlerce yürüyüşe tanıklık etti; mağdur olduğunu söyleyenlerin hakkını aramak için ilk aklına gelen yer oldu. Gençlerin git gide daha fazla söz sahibi olduğu, kendi seçimlerini daha özgürce yapabildikleri Türkiye’de hala gençliğe ağır gelen bir şeyler var: Yerçekimi!
Yerçekimsiz bir dünyanın çok daha güzel olduğuna inanan, Türkiye’nin farklı illerinden gelen 16 genç break dansçı -ki kendilerine B-Boy deniyor- 26 Mart Cumartesi günü 18:00’de Taksim’de Garajistanbul’da bir araya gelecek ve seslerini dünyaya duyurabilmek için mücadele edecek. Sokakların asiliğini, gençliğin dinamizmini ve yeteneğin kışkırtıcılığını gözler önüne serecek Red Bull BC One Türkiye Seçmeleri’nde yarışacak 16 B-Boy, Türkiye’nin en iyi break dansçısı ünvanını almak ve Türkiye’yi Ekim ayında St.Petersburg’da yapılacak Red Bull BC One Dünya Finali’nde temsil etme şansı için kapışacak.
Break dans camiasının önde gelen isimlerinden Joker’in ev sahipliğinde yapılacak olan Red Bull BC One Türkiye Seçmeleri’nde B-Boy’lar DJ.Borisrock’ın ritimleriyle mücadele edecek. Performansları dünyanın en iyi B-Boy'larından biri kabul edilen ve 2 kez Red Bull BC One Dünya Şampiyonu olan Lilou, Madonna’nın dansçısı olarak tanınan Yamson ve eski BC One finalisti B-Boy Junior’un jüri olacağı organizasyon ücretsiz olarak izlenebilecek.
Lilou Hakkında:
Asıl adı Ali Ramdani olan ve B-Boy’luk camiasında LILOU adıyla tanınan protest dansçı günümüz breakdans camiasında genç yaşına rağmen efsane ilan edildi bile... 1984 doğumlu Cezayir asıllı Fransız dansçının sıradışı başarısının ardında iki temel faktör var: Birincisi bedeni üstündeki kusursuz hâkimiyeti, sarsılmaz kararlılığı ve Kung-Fu'yla break dansı birleştirmesi. İkincisi de protest tavrıyla rahatlıkla her şeyin karşısında durabilmesi...
2003’ten beri break dans müsabakalarında başarılar kazanan Lilou, 2005’te Almanya’da düzenlenen Red Bull BC One Berlin’i kazanarak dikkatleri üstüne çekti. Geleneksel olarak şampiyondan şampiyona geçen Red Bull BC One kemerini -Red Bull BC One’a bir daha katılamama tehlikesine rağmen- selefine vermeyi reddetti ve evinde saklamayı tercih etti. Red Bull BC One Sao Paolo’ya ve 2007’de Red Bull BC One Güney Afrika’ya katılıp yarıştı; 2009’da Red Bull BC One New York’a katılarak şampiyon oldu.
Yenilikçi müzikal karakteri ve eşsiz tarzıyla elektronik müziğin tartışmasız en başarılı ortaklıklarından UNKLE önemli isimlerle donanmış kadrosuyla ilk kez canlı olarak İstanbul’da.
Sanatçı bir ailede doğan ve çocuk yaşta çello ile başladığı müzik kariyerine Oxford’un underground partilerinde Djlik yaparak devam eden James Lavelle’in okul yıllarındaki projesi UNKLE, DJ Shadow prodüktörlüğündeki ilk albüm “Psyence Fiction” ortalığı tam anlamıyla kasıp kavurmuştu. Albümün kadrosunda Jason Newsted’ten-Metallica Thom Yorke’a-Radiohead; Ian Brown’dan-Stone Roses Richard Ashcroft’a-The Verve birçok ünlü müzisyenin ismi yer alıyor ve albümün en önemli hiti “Rabbit in your Headlights” video ve müzik listelerinde UNKLE ismini en üst sıralara taşıyordu. Adeta bir yıldızlar geçidi olan albüm eleştirmenlerden de tam not aldı ve 1998 tarihli bu albümden bir sonraki hamleleri hem dinleyici hem de müzik basını tarafından merakla beklendi. Kişisel projeler, dünyaca ünlü film ve oyun müziklerinin yaratıcılığı ile geçen beş senelik bir aradan sonra çıkan ikinci albüm “Never, Never, Land” de UNKLE daha elektronik bir altyapı ve Jarvis Cocker-Pulp, Brian Eno-Roxy Music, 3D-Massive Attack, Josh Homme-Queens of the Stonehegde gibi isimler içeren iddialı karmasıyla karşımızdaydı. 2007 tarihli “War Stories” ise UNKLE’ın deneysel çizgisinde rock sounduna yaklaşıyor ve James Lavelle farklı müzik tarzlarında kendine güvenini bizlere kanıtlıyordu. Albüm büyük kitlelerce takdir kazandı, Ian Astbury(The Cult) vokaliyle hayat bulan parçalar ‘Burn my Shadow’ ve ‘When things explode’ kısa zamanda birer dönem klasiği oldu; 3D, Pablo Clements ve Gavin Clark UNKLE ailesinin önemli bir parçası haline geldiler. Albümün başarısı “More Stories” ve “End Titles... Stories for Film” kayıtlarının da piyasaya çıkmasıyla pekiştirildi ve “War Stories” ile UNKLE, James Lavelle için artık bir proje olmanın çok ötesine geçmiş oldu.
Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında bu kez dinleyicileri ile arayı çok uzun tutmadan paylaştığı “Where did the night fall” isimli dördüncü albüm UNKLE’ın olgunluk döneminin adeta bir ispatı halinde. Yıllar geçtikçe genişleyen ve kemikleşen kadro 2010 yılı içerisinde UNKLE.LIVE olarak birçok festivalde önemli isimlerin üzerinde headliner olarak sahne aldı ve müziklerindeki elektronik altyapıyı güçlü grup performanslarıyla, şarkılardaki atmosferi sahne şovlarıyla güçlendiren grup izleyicilerden her zaman olduğu gibi tam puan aldı. Tüm dünyadan gelen yoğun istek üzerine UNKLE.LIVE performansları bu yıl da devam ediyor ve topluluk 2011 turnesi kapsamında ilk kez İstanbul’da da sahne almaya hazırlanıyor.
26 Mart akşamı Refresh the Venue’de yerlerini alacak olan dinleyiciler yıllardır bekledikleri konserde UNKLE’ın eşsiz müziğini en canlı haliyle dinleme fırsatını yakalayacaklar. Bu müthiş performansı kaçırmayın!
Geçtiğimiz Pazar Coca-Cola'nın daveti üzerine Maroon 5 24Hr Coke Session projesini dinlemek için Blogger's Base'e gittik. Ayaklı Etkinlik Takvimi haricinde bu projenin bir parçası olan blog'lar da davetliydi: WaxpoeticG, Koray Caner, Avaz Avaz, Bigumigu bunlardan sadece bazıları... Eminiz ki başlık yeterince heyecanlandırmıştır. O sebepten sizi çok fazla tutmayıp hemen proje ve ardından "+1'im olur musun?" yarışmasının detaylarına geçiyoruz.
Maroon 5 24Hr Coke Session nedir?
Maroon 5 24Hr Coke Session 22 Mart’ta Coca-Cola sponsorluğunda Londra’da gerçekleşecek. Maroon 5 daha önce hiçbir grubun yapmadığını yaparak 24 saat boyunca stüdyoda dünya üzerindeki tüm hayranları ile birlikte bir şarkı besteleyecek. Tüm bunlar interaktif bir ortam üzerinden, hayranların katılımıyla gerçekleşecek.
Maroon 5 24Hr Coke Session'ın önemi nedir?
Maroon 5 24Hr Coke Session, Coca-Cola'nın müzik alanında şimdiye kadar üstlendiği en iddialı deney. Olabildiğince çok insanı hem bu deneyimin bir parçası yapmak, hem de onları harika müzik yapmanın aşamaları hakkında bilgi sahibi etmek amacıyla yeni teknolojiler geliştildi.
Maroon 5 24Hr Coke Session, eğlence odaklı olmasının yanı sıra büyük bir sosyal sorumluluk projesi. Etkinlik sonunda yaratılan şarkının tüm geliri, dünyada temiz su, sağlık koruması ve hijyen eğitiminden yoksun insanlara yardım eden Global Water Challenge’a bağışlanacak.
Maroon 5 24Hr Coke Session'a nasıl ve nereden katılınabilir?
22 Mart’ta cokenmusic.com/maroon5 sayfasına giren herkes Maroon 5 24Hr Coke Session’ı canlı olarak izleyebilecek. Bu sayfaya girenler canlı yayını, YouTube’a yüklenen videoları, Twitter’dan gelen soruları görebilecek ve Twitter hesaplarını kullanarak oy verebilecekler.
Katılım ise tamamen Twitter üzerinden olacak. Coca-Cola'nın Twitter hesabına isterseniz soru yöneltin, isterseniz "Şarkının orası öyle olmadı Adam'cım, bence şöyle olmalı" diyerek şarkının bestelenmesine katkıda bulunun, isterseniz Maroon 5'ın akşam yemeğinde ne yiyeceğine oy vererek Maroon 5 24Hr Coke Session'a katılın.
+1'im olur musun?
Gelelim heyecanı 2 katına çıkartan kısma... 22 Mart Maroon 5 24Hr Coke Session'dan kısa bir süre sonra 15 Nisan'da Maroon 5'ı canlı canlı izleyeceğiz. Bu konsere aranızdan şanslı 1 kişi Ayaklı Etkinlik Takvimi'nin +1'i olarak katılıp, Turkcell Kuruçeşme Arena'da oluşturulacak olan Blogger's Lounge'da bizim misafirimiz olacak.
+1 olmak için ne yapmalı?
Yapmanız gereken tek şey “Maroon 5 ve Coca-Cola ürünü/logosu ile beraber aynı fotoğraf karesinde en yaratıcı şekilde yer almak ve ardından bu fotoğrafınızı mail subject'inde "Ayaklı Etkinlik Takvimi - (adınız soyadınız)" olacak şekilde 24hcokesession@gmail.com 'a mail atmak.
Kafaları karıştırmamak için biraz daha açıklayıcı olalım: Maroon 5 ve Coca-Cola ürünü/logosu fotoğraf karesinde herhangi bir şekilde yer alabilir (poster, cd kapağı, bilgisayar monitöründe açık bir fotoğraf, vb.)
Son katılım: 25 Mart Cuma, 00:00 Kazananın ilanı: 26 Mart Cumartesi
Maroon 5 şenliği bununla sınırlı kalacak sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. +1'im olur musun yarışmasından sonra Maroon 5 sürprizlerimize devam edeceğiz.
Maroon 5 24Hr Coke Session ile ilgili gelişmeleri takip etmek için: @Coke24HrMaroon5
Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Jehan Barbur konserine giden Miray Zeybek'in kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere.
Jehan Barbur konseri vardı bu akşam ve konser biter bitmez bu postu hazırlıyorum. Öncelikle gitmeme vesile olan Ayaklı Etkinlik Takvimi'ne teşekkürler!
Sesinin şanını duyduğum Jehan'ın duyguyla yoğurulmuş özgün şarkılarına oldukça samimi tavırları da eklenince Ghetto bambaşka bir ambiyans kapladı. Az kalsın bu meyhaneye kim sokmuş davulu, bas gitarı diyecektim. Bir konserden çok daha farklı bir geceydi.
Jehan'ın en sevilen ve en çok eşlik edilen şarkısı herhalde leylaydı. Biraz size şarkıdan bahsedeyim: Dünya leyla Unutmuş aşk nerde Dönüp durmuş aynı yerde
Dünya hülya Hayaller bitince Hayat bulmuş senle bende
Bak gece gündüz oldu yine Zaman durdu tek kadehte Kime ne Yok bitmez dertler içince Boş bahane Vur dibine
Dünya leyla Unutmuş aşk nerde Dönüp durmuş hep boş yere
Dünya güya Şişenin dibinde Kafam bi dünya oldu senle
Bak gece gündüz oldu yine Zaman durdu tek kadehte Kime ne Yok bitmez dertler içince Boş bahane vur dibine
Dünya leyla olmuş Unutmuş aşk nerde Dönüp durmuş hep boş yere
Dünya hülya olmuş Gerçekleri bitince senle bende soluk bulmuş
Ve şarkıyı burdan dinleyebilirsin hatta bu sözleri gördükten sonra yan sekmede açın. Buyrun!! Eh biraz da geceden fotoğraflar ekleyeyim:
Hahahhaha kimliğini saklayan blogger fotoları gibi oldu ama merak etmeyin kameranın bir ayarı bozulmuş buyrun benden bir güzel kuble;
Beni en çok etkileyen galiba Gidersen şarkısı. Bu arada söylemeden geçmek olmaz Jehan şarkılarını söylerken oldukça duygulanıyor, hele de bizlerden biraz kıpırtı, biraz mırıldanma duyunca duyguları alev alıyor.
Jehan çok farklı, çok ezgili, çok anlamlı, çok sözlü, çok duygulu şarkıların kadını. Gidersen bana da bir dengini yolla Jehan :) Ona ve eşsiz müziğine buradan ulaşabilirsiniz.
PS: O kadar kara çamura rağmen anadoludan avrupaya geçtik ve dinledik. Helal olsun bize!! Bloggerın Kendine Notu: Aaahh ahh kendin kaşınıyorsun Miray, gülünecek yerde gözlerini devirip sen ağlıyorsun, ağlama. Yine de gidersen bana da bir dengini yolla... Bir de Jehan'ın dediği gibi sensiz olur, bensiz olmaz!!
Gittiğim heryerden haberdar ve bana daha yakın olmak için @MirAnitchka.
Son yıllarda özellikle Avrupa’daki sanat meraklılarının yaratıcılıkta sınırları zorladığı dijital graffiti akımı, İstanbul’da adidas vitrinlerinde gençlerle buluşuyor.
Mağaza vitrininde özel ve farklı bir teknoloji ile uygulanacak dijital graffiti, bir ay boyunca İstanbul’daki çeşitli adidas mağazalarında, grafiti sanatçısı ile birlikte yürütülecek. İsteyenler adidas vitrinlerinde kendi graffitilerini tasarlayabilecek ve en beğenilen graffiti tasarımı bir hafta süreyle adidas Originals mağazalarının vitrinine taşınacak. Katılan herkes kendi graffitisine internet ortamında da sahip olabilecek.
Etkinlik sırasında ayrıca, hediye edilecek adidas alışveriş çantalarına farklı görseller ile stencil uygulamalar yapılabilecek. Alışveriş çantalarına sahip olabilmek için herhangi bir adidas ürünü satın almak yeterli olacak.
DJ performansla zenginleşecek bu eğlenceli etkinlik, yaratıcılığına güvenen tüm adidas tutkunlarının katılımını bekliyor.
5 Mart adidas Originals Beyoğlu 13:00-22:00 12 Mart adidas Originals Kanyon 11:00-22:00 13 Mart adidas Cevahir 11:00-22:00 19 Mart adidas Originals Beyoğlu 13:00-22:00 20 Mart adidas Originals Beyoğlu 13:00-22:00 26 Mart adidas Originals Palladium 11:00-22:00
Mira ve Norrda ekiplerinden tanıdığımız Miray Kurtuluş ve Selen Hünerli'nin grubu "Nada" ilk albümü olan "Oda"'yı yayınladı.
Aynı ailede doğup büyüyen Selen Hünerli ve Miray Kurtuluş için müzik, çocukken yetişkinlerin dünyasından kaçmak için sığındıkları bir oyun alanıydı. Oyunun sınırları yoktu.
Bilinmeyen, bilinenin içinde tanınmayan, görünenin içinde görünmeyen ve seslerin içindeki sessizlik onları büyüledi. Sanskritçe'de içsel ses ve evrenin sesi, sırpçada umut, ispanyolcada hiçlik anlamına gelen “Nada”yı kendilerine isim olarak seçtiler. Bir yandan Nada için parçalar yaparken, diğer yandan Mira ve Norrda isimli iki farklı projede yer aldılar.
Selen Hünerli 2007 yılında Norrda ile, Miray Kurtuluş ise 2008 yılında Mira ile, ilk albümünü yayınladı. 2010 yılında Nada'nın “Oda” isimli ilk albümünün kayıtlarına başladılar. Albüm öncesi, albümden bir parça olan “Gece Düştü”, Almanya'da “I Love Istanbul” isimli bir toplama albümde yayınlandı. Deniz Erk tarafından yönetilen, Nymphai Sirena tarafından kostümleri yapılan “Alis” isimli parçaya ilk video kliplerini çektiler.
“Oda” albümü, sözleri ve müziği ikiliye, düzenlemeleri Tunç Çakır'a ait 12 parçadan oluşuyor. Büyük bir özenle kaydedilmiş yaylı enstrümanlar, gitar, glockenspiel, vibrafon ve çeşitli perküsif oyuncaklar ile karanlık elektronik bir ses dünyasının birleşimi olan bu albüm yolculuğunu New York'ta yapılan mix ve mastering ile tamamladı.Bu toprakların bilgeliği ile evrensel bir dünya görüşünü harmanlayan derin ve vurucu sözler, yine Sirena'nın kostümleri ve Deniz Erk'in her şarkı için tek tek tasarladığı kartlarla bütünleşerek, değişik bir albüm formatında dinleyiciye Nada'nın kapılarını açıyor.
Unutmadan, Nada'nın albüm lansmanı 19 Mart'ta Nublu'da!
Nada'nın ilk albümü Oda'dan 3 parça indirmek, dinlemek için tıklayın.
Red Bull Music Academy 2011 Tokyo Başvuruları Başladı!
Başvuru: 2 Şubat – 4 Nisan, 2011
Akademi: 23 Ekim – 25 Kasım, 2011
Tokyo Yo!
1998’den bu yana dünyanın çeşitli başkentlerinde düzenlenen uluslararası müzik akademisi Red Bull Music Academy bu sene Tokyo’da yapılıyor. RBMA’de katılımcılar 2 haftalık atölye çalışmalarında dünya çapındaki müzik ustalarından dersler alıyor ve birlikte projeler yapıyor. RBMA’ye müzikle ilgilenen herkes başvurabiliyor ve uluslararası juri tarafından seçilen 60 kişi ücretsiz olarak katılabiliyor. 2 Şubat itibariyle
başlayan başvurular 4 Nisan’a kadar devam edecek. Katılımcı adayları 5 Mart 2011 Cumartesi, 13:00’te The Hall, İstanbul’da DJ Derrick May’in yöneteceği RBMA atölye çalışmasında daha fazla bilgi sahibi olabilir. Ayrıntılı bilgi için: www.redbull.com.tr
Walkman’in Anavatanına Müzik Çıkarması
Tokyo Yo! Dünya küçük! Müzik dünyası Red Bull Music Academy ile daha da küçük... Her sene dünyanın farklı köşelerinde düzenlenen uluslararası müzik akademisi Red Bull Music Academy aynı zamanda gittiği yerlerde sanat yaşamına kalıcı müzik alanları bırakmasıyla da biliniyor. 30’ar kişilik iki grup, iki haftalık “dönemler” boyunca müziklerini dinleyerek büyüdükleri isimlerle bir araya geliyor. Katılımcılar dünyanın dört bir yanından gelen müzisyenlerle birlikte yeni şeyler keşfetmenin ayrıcalığını yaşıyor. Ritim ve ses peşinde koşan 60 kişi, birlikte yeni projelere adım atabilecek yol arkadaşları ediniyor…
Yeni sound’lar peşinde devr-i alem yapan Red Bull Music Academy 1998’den bu yana Berlin, New York, Dublin, Sao Paulo, Cape Town, Roma, Seattle, Melborn, Toronto, Barselona ve Londra’da düzenlendi. Red Bull Music Academy’nin hem plak düşkünleri, hem de teknoloji delilerinin cenneti Tokyo’da ne zaman yapılacağı yıllardır soruluyordu. Artık zamanı geldi! RBMA 23 Ekim - 25 Kasım 2011 tarihleri arasında dünyanın en çok konuşulan, her tür müziğe hızla kucağını açmasıyla bilinen, trendler doğurmasıyla takdir toplayan şehirlerinden birine, Walkman’in anavatanı Tokyo’ya üs kuruyor.
RBMA’ye katılmak Walkman’in kulaklığını takmak kadar kolay… Yeter ki içinde çalacak bir şeyler olsun. Katılımcılarwww.redbullmusicacademy.com sitesinden indirdikleri başvuru formunu 2 Şubat–4 Nisan arasında bir müzik demosuyla beraber Red Bull Music Academy Merkezi’ne gönderiyor. Müzik şirketi sahipleri, müzik yazarları ve Akademi üyelerinden oluşan bir jüri gelen başvuruları titizlikle inceliyor ve akademiye katılmak üzere davet edilecek 60 katılımcıyı seçiyor. Red Bull Music Academy’ye bestekarlardan şarkıcılara, çoksesli kompozitörlere, synth ustalarına, beatmaster’lara kadar herkes başvurabiliyor. Parayla satın alamayacakları ve insana hayatta bir kez gülecek bu unutulmaz tecrübe için, ilgilenenlerin tek yapması gereken başvuru formunu eksiksiz olarak doldurup zamanında göndermek! Akademiye başvuru da, katılım da ücretsiz.
Red Bull Music Academy Atölyesi @ İstanbul & İzmir
Red Bull Music Academy’de neler olup bittiğini daha önce katılanlardan dinlemek isteyenler; aklından ‘Acaba başvuruya dair bir ipucu elde edebilir miyim?’ diye geçirenler; ‘Derrick May’in anlatacaklarını asla kaçırmam!’ diyenler için 5 Mart 2011 Cumartesi günü 13:00’da İstanbul, The Hall’daDerrick May’in katıldığı bir Red Bull Music Academy Atölyesi yapılacak. Farklı konuşmacıların yer alacağı bir atölye de İzmir’de gerçekleşecek. Katılım için turkey@redbullmusicacademy.com adresine isim-soyisim ve irtibat bilgilerini göndermeleri yeterli.
Derrick May, Red Bull Music Academy Clubnight organizasyonu kapsamında, 4 Mart Cuma gecesi 11:11’de performans sergileyecek. Hayranlarına duyurulur!
Döneminin efsanevi pop-rock şarkıcısı Fatih Erdemci, 4 yıl aradan sonra müziğe ve sahneye geri dönüyor.
Aradan geçen 13 senenin ardından hala gündemden düşmeyen “Ben Ölmeden Önce” parçasının söz-müzik yazarı ve Türk pop-rock müziğinin efsanevi ismi; Fatih Erdemci, sahneye geri dönüyor.
İlk defa 9 Mart Çarşamba günü Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde sahne alacak sanatçı yeni grubun da enerjisiyle dinleyenlerine bambaşka bir müzik ziyafeti sunacak.
Fatih Erdemci, sahnelerden uzak geçen 4 sessiz senin ardından müzikseverlerle bu ilk buluşması için eski albümün soundundan tamamen farklı bir repertuar hazırladı. Yeni grubunun da enerjisiyle eski şarkılarını jazz ve funk tadında yeniden yorumlayan Fatih Erdemci, konserinde, yeni bestelerinin yanı sıra cover parçalara da yer verecek.
Fatih Erdemci’ye sahnede, klavyede Murat Cem Orhan, gitarda Murat Ünal, bas gitarda Sencer Özbay ve davulda Woody eşlik edecek.
Cuma akşamı saat 20:00 itibariyle Taksim'de olanlar neredeyse her yerin maviye boyandığını görmüşlerdir. Her köşe başında ayrı konser ve ayrı etkinlikler vardı. "İlk hedef Odakule - İlham Gencer konseri!" diyerek Galatasaray Lisesi'nin önünden gecemize start verdik. Odakule'ye vardığımızda seyirciler çoktan toplanmış İlham Gencer ve piyanosundan çıkan melodilere keyifle eşlik etmeye başlamışlardır. "Bu gece aşk gecemiz olsun, kadehlerimiz vodka dolsun" sözleriyle İlham Gencer gecenin başından tüm geceyi özetler gibiydi. Ardından hep bir ağızdan Frank Sinatra'nın en güzel şarkılarından biri olan New York New York'u söyledik. Daha gidilecek çok nokta olduğundan İlham Gencer'in yanında istemeyerek de olsa az kalarak ayrıldık. Her ne kadar İpek Dinç'i canlı canlı dinlemeyi çok istemiş olsam da kendisinin İlham Gencer'den sonra sahneye çıktığını bilmediğimden onu göremedik.
Biraz daha ilerlemeye devam edince maviye bürünmüş ekiplerin gerçek anlamda İstiklal Caddesi'nin her yerinde çeşitli müzik performansları sergilediklerini gördük. Her ne kadar hepsinin performansının sonuna kadar kalmak istemiş olsak da hem diğer etkinlikleri sizlere aktarmak hem de ana konserleri kaçırmamak için hepsinden tadımlık aldık.
25-30 adım attıktan sonra yolumuz elbette ki mavi renkli başka bir ekip tarafından kesildi. Ginger olarak da bilinen Segway üzerindeki mavili elemanın herkesi heyecanlandırıp araca heves ettirircesine yaptığı hareketlere diğer mavili elemanların ritmleri eşlik etti.
Bu arada belirtmeliyim ki gece gezmesi olarak İstiklal Caddesi'ni tercih edenlerin büyük bir çoğunluğu İstanbul Blue Night'a gerek mavi şapkalarla gerekse çoğu kişinin nitelendirdiği gibi "hipster gözlükleri"yle katılmışlardı. Kafamızı hangi yöne çevirsek -abartmıyorum- insanların %50'si üzerimde görmüş olduğunuz bu şapka ve gözlükle gezerek İstiklal Caddesi'ne "mavi" renk kattılar :) Tünel Meydanı'na vardığımızda ise gerçek anlamda sokak partisi ile karşılaştık. Zaten biliyorsunuz, son dönemlerde Tünel'in daha gözde, daha hareketli ve daha kalabalık olmasıyla sokak partisi için Tünel Meydan'ı çok çok iyi bir seçim olmuş. DJ Suat Ateşdağlı dj setinin başında, insanlar kıpır kıpırken bizim de tüm bu olanlara kayıtsız kalmamız im-kan-sız-dı!!! İstiklal Caddesi'nin başından beri gözüme takılan helikopterin sebebini ise nihayet Tünel Meydanı'nda öğrendim. Meğer Vodka İstanbul her ayrıntıyı düşünmüş, tüm Beyoğlu'nda gerçekleşen İstanbul Blue Night'ı baştan sona havadan kaydetmiş. Buradan yetkililere seslenmek istiyorum: Havadan çekilmiş o görüntülerden oluşan videoları seyretmek için sabırsızlanıyorum! Karadan bu kadar güzel olan etkinlikler silsilesi havadan kim bilir ne kadar güzel görünüyordur. Bizi bundan mahrum etmeyin! :))
Galata'ya vardığımızda ise enfes bir manzara vardı. Galata Kulesi geceye süper bir şekilde ayak uydurmuş ve mavi ışıklandırmıştı. O an öğrendik ki mavi ışıklandırılan tek yapı Galata Kulesi değilmiş. Kız Kulesi, Çiçek Pasajı, The Marmara Oteli ve The Marmara Pera Oteli de mavi ışıklandırılmış diğer noktalarmış. Fikir ve uygulama için "göz dolduran harika detaylar"dan başka ne denebilir ki? Galata Kulesi'nin önünde soluk almak ve biraz laflamak için durduktan sonra Özlem Tekin konserini izlemek üzere Jolly Joker Balans'ın yolunu tuttuk. Biz vardığımızda içerisi çoktan dolmuş, herkes 00:30'da sahneye çıkacak olan Özlem Tekin'i bekliyordu. Ortama ayak uydurmakta elbette geç kalmadık. Hemen bir standın etrafını sarıp Vodka İstanblue'nun bizlere sunduğu ikramlardan tatmaya başladık.
Derken beklenmedik bir zamanda sahneye çıkan Özlem Tekin'in sesiyle irkiliverdik. 00:30'da sahneye çıkması beklenen Özlem Tekin vaktinden biraz önce konsere başladı. Belki benim eşekliğim bilemiyorum ama uzun zamandır ortalıkta görmediğim Özlem Tekin sapsarı saçları ve fazla kilolarından kurtulmuş fit haliyle harika görünüyordu! Tüm seyirciler en önlere koşa koşa ilerleyip iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık yarattıklarından geri kalan seyirciler bar kısmındaki ekrandan konseri izlemeye başladı. Eski ve yeni albümünden şarkılar söyleyen Özlem Tekin kısa bir ara verdikten sonra kaldığı yerden konserine devam etti. Jolly Joker Balans'tan çıkmadan önce en son hatırladığım kare şarkılara deli gibi eşlik eden, hoplayıp zıplayan insanlardı...
Özlem Tekin konserinin bitmesiyle toparlanıp Mojo'daki konserine çok daha önceden başlamış olan Circus grubuna yetişmek için biraz da soğuk havaya daha fazla maruz kalmamak için koşarcasına gittik. Bu paragrafın en başından peşin peşin söylüyorum: Mojo'da Circus'la deli gibi eğlendik! Galiba İstanbul Blue Night'ın en eğlenceli durağı Mojo oldu bizim için. Öyle ki Circus'ı bırakıp başka hiçbir yere gitmek istemedik. Daha önce Circus'ı izlememiş, dinlememiş olanlarınıza sesleniyorum şimdi de: Çok şey kaçırıyorsunuz! Bu adamlar yerinde durmadıkları gibi ister istemez kendinizi deliler gibi dans ederken buluyorsunuz. Her Çarşamba ve Cumartesi Mojo'da sahnede alıyorlar, benden söylemesi ;)) "Orjinallerinden daha iyi, daha eğlenceli cover yapan kim var?" diye sorarsanız Circus'tan daha iyisini bulana kadar Circus derim.
Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak The Whip konserine giden Emre Akbudak'ın kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere. :)
Biliyorsunuz İstanbul Blue Night'a start verilmeden hemen önce Roxy'de gerçekleşen The Whip konseri için davetiye verdik. Davetiye kazanan şanslılarımızdan Emre Akbudak bizler için konseri görüntüleyip videoya çekmiş :) İstanbul Blue Night'a burada son verirken 41?29!'dan Serhat ve Kutay'a emekleri, güleryüzlülükleri ve misafirperverliklerinden ötürü teşekkürü bir borç bilirim :)
Kaan Tarıman’ın, Emre Irmak prodüktörlüğünde yaptığı “Üç Boyutlu Yalnızlık” adındaki ilk albümü 15 Haziran’da Odeon Müzik etiketiyle yayınlandı.
Yalnızlık duygusunu tüm boyutlarıyla irdeleyen şarkı sözlerinin olduğu albümde yer alan 9 şarkının çoğunun söz ve müziğinde Kaan Tarıman’ın imzası varken, Orhan Veli'nin de bir şiiri kullanıldı. Albümün mix ve mastering’i Serkan Kula tarafından yapıldı.
“Herkes Yalnız” ve “İçinden Söyle” gibi şarkıları Emre Irmak ile beraber üreten Kaan Tarıman, albümün son iki şarkısında bilindik rock kalıplarının dışına çıkıyor. Tamamen senfonik olarak düzenlenen “Dost Bildiğin” ve ölüm konusunu anlatan “Karanlıkta” şarkılarında oldukça epik bir dil kullanılıyor.
Türk rock klişelerinin üzerinde bir sound’a sahip ve aynı zamanda brit-rock etkilenmelerinin hissedildiği kayıtlarda, piyanolar, isyankâr gitarlar ve çok sesli vokaller dikkat çekiyor. Kaan Tarıman, “alternatif müzik” tanımlamasının özellikle Türkiye’de umarsızca tüketildiğini ve bu yüzden amacının "kaliteli ana-akım rock" yapmak olduğunu belirtiyor.
Albüm, yalnızlığı bütün yönleriyle yaşamak teması üzerine kurulu. Genel bakış olarak kötümser bir düşünce gibi görünse de, aslında duruş olarak, dışarıdan insanları ve kendini gözlemleyen, bu duygunun nasıl oluştuğuna dair sebepler bulan ve tespitler yapan bir adamın hikâyesi anlatılıyor. Sanatçının bir süre yurtdışında yaşamış olması ve orada 'kutunun dışından' bakmayı öğrenmesi, basit kelimelerle her şeyin ifade edildiği bir müzik ortaya çıkmasını sağlıyor.
Albümün ilk video klibi, söz ve müziği, Kaan Tarıman ve Emre Irmak'a ait olan “Herkes Yalnız“ şarkısına çekildi. Klipte her şeyin yanlış gittiği bir dünya metaforu yapılırken, zamanın geriye aktığı bir yerde doğruları çekinmeden söyleyen tek adam rolünde sanatçı ön plana çıkıyor. Yönetmenliğini İlker Canikligil’in üstlendiği klibin çekimleri Makina Creative Post stüdyoları ve Beyoğlu'nda yapıldı. Kurgu, renk düzenleme ve dijital efektlerini Emre Aypar ve Merih Öztaylan gerçekleştirirken, styling danışmanlığını da Çağrı Salon yaptı.
Bana ayırılan pikselleri Yora ve 25 Aralık cumartesi akşamı vuku bulan konserleri hakkındaki öznel cümlelerimle işgal etmeden önce davetiye için teşekkür etmek isterim. Teşekkürler. Görünüş itibariyle icaben yapılan bir teşekkür gibi olsa da kültür, sanat ve müzik gibi besleyici etkinliklere kazanılan bir bilet benim için kıyasla yılbaşında çıkan amortiden daha çok sevinilecek bir sürprizdir.
O malum gecenin üzerinden neredeyse 1 ay geçti ve ben muhtemelen ilginizi çekmeyecek çeşitli mazeretlerimden bu satırları yazmaya zaman bulamadım. Şimdi düşününce o gün, yani 25 Aralık 2010 sanki Cumartesi akşamı değilmiş te Cuma akşamıymış gibi geliyor. Girizgahımın uzunluğu içinizi baymasına rağmen daha ne kadar saçmalayabileceğim merak ettiği için sabreden az sayıdaki küp şekerlerden biriyseniz sizi uyandıracak iki sürpriz yumurtam var. İlk olarak yazının geri kalanın da tempo yükselecek. İkinci sürprizimi ilerleyen satırlarda açıklayacağım.
Her şey Ayaklı Etkinlik Takvimi’nın tividini fark etmemle başladı. Bilet kazanma ihtimalim olduğunu öğrenince gariptir kazanmış gibi sevindim. Sadece davetiyeyi kazanmak için Yora’yla ilgili soruya doğru ve hızlı bir cevap vermem gerekiyordu. Yora kimdir onu bile bilmiyordum sanırım bundan kısa bir süre önce radyo dinlerken “ilk arayan üç kişi olun…” anonsunun cazibesine kapılıp I Am Kloot konserine bir davetiye kazandığımdan olacak “bana mı çıkacak” karamsarlığında değildim. Hemen küçük çaplı bir araştırma yapıp soru gelebilecek sayfaları tarayıcımın sekmelerinde açtım ve nihayetinde soru geldiğinde cevabı yapıştırdım. Yora, ellerinde kamera yeni sesler ve yetenekler arayan Take-Away Shows’un İstanbul buluşuydu, her şey çok hızlı olmuştu ama adımı listeye yazdırmayı başarmıştım.
Konsere kimle gidebilirim diye düşününce aklıma birkaç isim geldi fakat muhtemelen onlar da Yora’yı benim tanımadığım kadar tanımıyorlardı. Davet etmek için biraz daha araştırma yaptım, birkaç parçalarını daha dinledim. Müziklerinin enerjik, coşkulu ve genç bir ruhu olduğunu görünce yalnız gitmeyeceğimi düşündüm. Üç harfli arkadaşlarla görüşmek hep beni heyecanlandırmıştır. Stop. Kestik. Roman gibi anlatmaktan canım sıkıldı üslup değiştiriyorum.
Bronx’a bu ikinci gidişim, ilkinde I Am Kloot’a davetliydim – eğer olurda bir gün işletme batarsa benimde kokteylde zeytinim var - . Velhasıl mekân tanıdık, yeri de güzel Oda Kule ile Tünel arasında kalıyor İstiklal Caddesi’nin insan trafiğinin yer yer akıcılaştığı bölümünde olması iyi. Dumanlı açık hava sahası, girerken vestiyerde dökünüp girebilmeniz ve nemi dışarıya göndermeleri Bronx’un güzel özelliklerinden. Konser alanına sahne önünden girilmesiyse seyircilerin(ve müzisyenlerin) dikkatini dağıtan, geçişi güçleştiren mimari bir hata. Ses sistemi vasat ve ışıklandırma da rahatsız edici derecede yoğun. Coğrafyamızda ki cep amfisi satın aldığında eline geçen master ses tuşu ile müzik yayabilme yetisi kazandığını düşünen organizmalarda gördüğümüz desibel cömertliğinin örneğini Bronx’ta da(m) hissediyoruz. Artılar eksiler birbirini götürdüğünde benim için Bronx averaj bir konser mekânı.
Cep telefonumun saatine bakıyorum 10:30’a geliyor, Bronx’a girdik. Konser henüz yeni başlamış, barmen ilk şarkı olduğunu söylüyor ve alandayız. Sahne önü her zamanki gibi kalabalık. I Am Kloot’tan sonra Yora’yı ışıkların altında görünce sahnenin o kadar da büyük olmadığını ya da Yora’nın o kadar kalabalık olduğunu düşündüm. Gelenler eğleniyor gibiydi ve şarkı aralarında grupla tanışıklığı olanlar kendilerini belli ettiler. Yora elemanlarının parçalarını çalarken ki mutluluklarını yüzlerinden okuyabilirdiniz.
Cep telefonumun saatine bakıyorum 10.30’a geliyor, Bronx’a girdik. Konser henüz yeni başlamış, barmen ilk şarkı olduğunu söylüyor ve alandayız. Sahne önü her zamanki gibi kalabalık. I Am Kloot’tan sonra Yora’yı ışıkların altında görünce sahnenin o kadar da büyük olmadığını ya da Yora’nın o kadar kalabalık olduğunu düşündüm. Gelenler eğleniyor gibiydi ve şarkı aralarında grupla tanışıklığı olanlar kendilerini belli ettiler. Yora elemanlarının parçalarını çalarken ki mutluluklarını yüzlerinden okuyabilirdiniz.
Bu kadar kalabalık bir grubun aralarında mükemmel uyum olması çok nadir rastlanan bir şeydir Yora’nınsa o tür bir alışverişe yaklaşması için zamana ihtiyacı olduğu açık. Her üniversite grubunda olduğu gibi Yora’nın da yatıya kalan ve geçerken uğrayan misafirleri olmuş. Bugünse 8 yaşından gün almış 7 kişilik bir gösteri. Gerçekten de biraz gösteri grubu havasındalar ama sürekli aynı gösteriyi yapıp, eğlenmeyen ‘Paramıza bakalım abi’ kafasında insanlar değiller.
Daha çok eğlenip, eğlendiren ve daha iyisini kovalayan bir gösteri grubundan bahsediyorum. Enstrümantal parçaları kulağa daha olgun geliyor. Bazı parçalarda Akif’in(vokal/gitar) vokalinin melodiyle iktidar mücadelesine girmesi beni rahatsız etti. Kayıtlarda da bu var, bazen Akif’e ‘biraz az bağır olum’ diyesim geliyor. Fundagül’ün(ön/arka vokal) vokalinin grubun melodik yapısına daha uygun olduğunu düşünüyorum. Mesela Adada parçası bunun güzel bir örneği. Bir süre sonra törkiş kebap musiki severinin, sevmeyin ulan dedirten gevezeliği sahneyle iletişimimizde araya kaynana gibi girerek tahammül sınırlarını zorluyor. Saatlerimiz 11.30’a yaklaşırken birkaç fotoğraf çekip yavaş yavaş mekanı terk etmeye koyuluyoruz. Zihnimizin duvarlarında gelecek vadeden genç Yora’nın enerjik ve karakteristik sesi yankılanırken yağmurun düştüğü sokaklarda yolumuza devam ediyoruz.
Dipnot: 1 - İkinci süprizi bulmaya davetlisiniz. 2 - Çektiklerimiz pek iyi olmadığından Yora’nın blog'undaki fotoğrafları kullandım umarım bir mahsuru yoktur.
Şehirlerin hızlı akan hayatına tesadüfi olarak renk katmak ve insanları şaşırtmak amacıyla hayata geçirilen "Art By Chance" Ultra Kısa Film Festivali için başvurular başladı. Bu sene katılımcılar "Değişim" için yarışacaklar. Son katılım tarihi Nisan’ın 2.Cuma’sı!
Dünya senin kısa filmini bekliyor Şehir hayatında insanları sanatla buluşturmayı hedefleyen “ART BY CHANCE” Ultra Kısa Film Festivali Mayıs 2011’de 3.kez insanlarla buluşacak. 20 ülkede 200’ü aşkın şehirde yüz milyonlara ulaşmayı hedefleyen Ultra Kısa Film Festivali’ne, başvurular Ocak 2011 itibariyle turkey.artbychance.org sitesi üzerinden başladı. Dünyanın birçok ülkesinden sanatçıların ürettiği 30 saniyelik filmlerden yapılacak seçki, Mayıs ayı boyunca dünyadaki halka açık alanlarda bulunan yaklaşık 20.000 adet dijital ekranda gösterime girecek.
Değişime direnen veya diren(e)meyen filmler ART BY CHANCE 2011’de bu senenin teması ‘Değişim’. Metropollerde sayısız insana ulaşacak filmler ‘Değişim’ fikrini anlatacak. Farklı gözlerden değişim hikayeleri dinlenecek. Kurmaca, belgesel, animasyon ve video art‘ın her örneğine açık olan festivalde katılımcılardan ‘Değişim’ kavramını 30 sn’de işlemeleri bekleniyor.
Metroda, alışveriş merkezinde, sokakta tesadüfi sanat buluşmaları ART BY CHANCE 2011’de ‘Değişim’ temalı filmler, izleyicisiyle alışılagelmişin dışına çıkarak sinema salonlarında değil gündelik hayatın içinde buluşacak. Şehrin dört bir yanına yayılmış dijital ekranlarda 1 ay boyunca hayat bulan festival, insanların günlük yolculuklarında karşılarına ansızın çıkarak ve zengin içeriğiyle monotonluğu kırarak dikkatleri üzerine toplayacak. ART BY CHANCE, katılımcılara festivalin internet sitesi turkey.artbychance.org üzerinden filmlerini yükleyerek online olarak da katılabilme kolaylığı sunuyor. Milyonlara ulaşmak için son gün Nisan’ın 2.Cuma’sı! (8 Nisan 2011)
ART BY CHANCE 2011 Uluslararası jürisini gururla sunar Walt Disney’in yapımcısı Don Hahn; Fransız Sinema kanalı ARTE’nin yönetim kurulu üyesi Michel Reilac; BIFA’nın kurucusu ve yöneticisi Johanna Von Fischer ve Film Eleştirmeni Nick Roddick ART BY CHANCE 2011’in jürisinin belli olan isimleri. Önümüzdeki günlerde jüriye kimlerin dahil olacağını hep birlikte göreceğiz.
Festival için son katılım: 8 Nisan 2011 Katılım ve ayrıntılı bilgi için lütfen turkey.artbychance.org adresini ziyaret edin. Daha fazla bilgi ve sorular için: showhow – Proje Yöneticisi Gözde Sivişoğlu – gozde@showhow.com.tr
21 Ocak Cuma akşamı Ghetto'da gerçekleşecek olan Mor ve Ötesi konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!
Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:
"Mor ve Ötesi'nin 360 derece küresel görüntü kaydedilerek çekilen bir klibi geçtiğimiz aylarda interaktif bir müzik etkinliğinde yayınlanmıştı. Bu etkinlikte yayınlanan, Mor ve Ötesi'ne ait şarkının adı nedir?"
Sosyal medya üzerine, dünyanın en önemli buluşmalarından birisi olan Social Media Week, daha önce Dünya'da 11 şehirde gerçekleştirilip , 475 etkinlik aracılığıyla 18,000 katılımcı ve 200,000 ziyaretçiye ulaşmış, dijital dünyada ise 5 milyondan fazla izlenim almış bir organizasyon.
7-11 Şubat 2011 haftasında; New York, San Francisco, Roma, Paris, Toronto, Sao Paulo, Londra ve Hong Kong gibi dünyanın en önemli merkezleriyle eş zamanlı olarak, sosyal medya uzmanları ve meraklıları Social Media Week İstanbul’da buluşacak.
Moda, müzik, spor, psikoloji, popüler kültür, teknoloji ve reklam gibi konuların konuşulacağı Social Media Week İstanbul’da yer alacaklar arasında Ayaklı Etkinlik Takvimi de var! 10 Şubat’ta Bilgi Üniversitesi - Santral İstanbul - E1- 301’de saat 10:00 – 11:00 arasında gerçekleşecek olan Eargasm isimli panelimizin bir de konuğu var: Hayko Cepkin!
Hayko Cepkin ile dijital dünyanın ona getirdikleri, (varsa) ondan götürdükleri, bir müzisyenin sosyal medya ile imtihanı konularını konuşacağız. Elbette sizin sorularınıza da yer vereceğiz. (Tabii "Burcunuz nedir? Bir adaya düşsen yanına alacağın 3 şey nedir? Karşı cinste ilk neye dikkat edersin?" tadındaki soruları kastetmiyoruz :)) Ayrıca Ayaklı Etkinlik Takvimi'nin bunun dışında da sizin için güzel sürprizlerimiz olacak diyerek fazla detayına girmeden ufaktan çıtlatmış olalım.
Global pazarlama iletişimi ajansı McCann Erickson İstanbul tarafından organize edilen Social Media Week’e katılmak tamamen ücrestsiz! Yapmanız gereken tek şey, başkalarının sizin yerinizi kapmadan, “Acaba yer kaldı mı? Son dakikada yer açılır mı?” paniğine kapılmadan önce Eargasm etkinliğimize buradan, sonra da seçtiğiniz etkinliklere buradan kayıt olmak.
Konser, festival ve diğer çeşitli etkinliklerin peşinde olan, onları takip edip duyuran ve gidemeyenleri gitmiş kadar yapmayı kendine görev edinmiş bir blog bu blog... İletişim için: plnekmekci@gmail.com
Biri Bizi Gözetliyor!
Ne Var Ne Yok?
Babazula @ Bronx Pi Sahne, 24.12.2010
Wedding Present @ Bronx Pi Sahne, 18.12.2010
Sakin @ Bronx Pi Sahne, 11.12.2010
Beatles Tribute @ Bronx Pi Sahne, 08.12.2010
Ali Şota @ Hayal Kahvesi Bistro, 01.12.2010
You Say Party! @ Bronx Pi Sahne, 27.11.2010
Alphawezen @ Bronx Pi Sahne, 20.11.2010
Dutch Bands @ Bronx Pi Sahne, 06.11.2010
Belinda Carlisle @ Maslak Refresh The Venue, 06.11.2010
Ali Şota @ Mask Live Music Club, 06.11.2010
Vega @ Bronx Pi Sahne, 05.11.2010
Gren @ Bronx Pi Sahne, 03.11.2010
Çilekeş @ Bronx Pi Sahne, 30.10.2010
Yüksek Sadakat - Kolpa @ Jolly Joker Balans, 30.10.2010
Sakin @ Bronx Pi Sahne, 29.10.2010
Gripin @ Jolly Joker Balans, 29.10.2010
Emre Aydın @ Jolly Joker Balans, 28.10.2010
Viva Flamenco @ Jolly Joker Balans, 27.10.2010
Karmate @ Jolly Joker Balans, 26.10.2010
Stereo Total @ Bronx Pi Sahne, 23.10.2010
Yeni Türkü - Kolpa @ Jolly Joker Balans, 23.10.2010
The Radio Dept. @ Bronx Pi Sahne, 22.10.2010
Athena @ Jolly Joker Balans, 22.10.2010
Cingi @ Jolly Joker Balans, 21.10.2010
7 Pink Floyd 2 Prenses @ Bronx Pi Sahne, 20.10.2010
Lady Gaga Tribute @ Jolly Joker Balans, 20.10.2010
Roll @ Jolly Joker Balans, 19.10.2010
Bant Partisi Sunar: We Have Band @ Bronx Pi Sahne, 16.10.2010