21 Şubat 2011

İstanbul Blue Night

Vodka İstanblue'nun sponsorluğunda Ayaklı Etkinlik Takvimi'nin davetli olduğu İstanbul Blue Night'ı baştan sona aktarıyoruz sizlere :)

Cuma akşamı saat 20:00 itibariyle Taksim'de olanlar neredeyse her yerin maviye boyandığını görmüşlerdir. Her köşe başında ayrı konser ve ayrı etkinlikler vardı. "İlk hedef Odakule - İlham Gencer konseri!" diyerek Galatasaray Lisesi'nin önünden gecemize start verdik. Odakule'ye vardığımızda seyirciler çoktan toplanmış İlham Gencer ve piyanosundan çıkan melodilere keyifle eşlik etmeye başlamışlardır. "Bu gece aşk gecemiz olsun, kadehlerimiz vodka dolsun" sözleriyle İlham Gencer gecenin başından tüm geceyi özetler gibiydi. Ardından hep bir ağızdan Frank Sinatra'nın en güzel şarkılarından biri olan New York New York'u söyledik. Daha gidilecek çok nokta olduğundan İlham Gencer'in yanında istemeyerek de olsa az kalarak ayrıldık. Her ne kadar İpek Dinç'i canlı canlı dinlemeyi çok istemiş olsam da kendisinin İlham Gencer'den sonra sahneye çıktığını bilmediğimden onu göremedik.

Biraz daha ilerlemeye devam edince maviye bürünmüş ekiplerin gerçek anlamda İstiklal Caddesi'nin her yerinde çeşitli müzik performansları sergilediklerini gördük. Her ne kadar hepsinin performansının sonuna kadar kalmak istemiş olsak da hem diğer etkinlikleri sizlere aktarmak hem de ana konserleri kaçırmamak için hepsinden tadımlık aldık.

25-30 adım attıktan sonra yolumuz elbette ki mavi renkli başka bir ekip tarafından kesildi. Ginger olarak da bilinen Segway üzerindeki mavili elemanın herkesi heyecanlandırıp araca heves ettirircesine yaptığı hareketlere diğer mavili elemanların ritmleri eşlik etti.

Bu arada belirtmeliyim ki gece gezmesi olarak İstiklal Caddesi'ni tercih edenlerin büyük bir çoğunluğu İstanbul Blue Night'a gerek mavi şapkalarla gerekse çoğu kişinin nitelendirdiği gibi "hipster gözlükleri"yle katılmışlardı. Kafamızı hangi yöne çevirsek -abartmıyorum- insanların %50'si üzerimde görmüş olduğunuz bu şapka ve gözlükle gezerek İstiklal Caddesi'ne "mavi" renk kattılar :)
Tünel Meydanı'na vardığımızda ise gerçek anlamda sokak partisi ile karşılaştık. Zaten biliyorsunuz, son dönemlerde Tünel'in daha gözde, daha hareketli ve daha kalabalık olmasıyla sokak partisi için Tünel Meydan'ı çok çok iyi bir seçim olmuş. DJ Suat Ateşdağlı dj setinin başında, insanlar kıpır kıpırken bizim de tüm bu olanlara kayıtsız kalmamız im-kan-sız-dı!!! İstiklal Caddesi'nin başından beri gözüme takılan helikopterin sebebini ise nihayet Tünel Meydanı'nda öğrendim. Meğer Vodka İstanbul her ayrıntıyı düşünmüş, tüm Beyoğlu'nda gerçekleşen İstanbul Blue Night'ı baştan sona havadan kaydetmiş. Buradan yetkililere seslenmek istiyorum: Havadan çekilmiş o görüntülerden oluşan videoları seyretmek için sabırsızlanıyorum! Karadan bu kadar güzel olan etkinlikler silsilesi havadan kim bilir ne kadar güzel görünüyordur. Bizi bundan mahrum etmeyin! :))

Galata'ya vardığımızda ise enfes bir manzara vardı. Galata Kulesi geceye süper bir şekilde ayak uydurmuş ve mavi ışıklandırmıştı. O an öğrendik ki mavi ışıklandırılan tek yapı Galata Kulesi değilmiş. Kız Kulesi, Çiçek Pasajı, The Marmara Oteli ve The Marmara Pera Oteli de mavi ışıklandırılmış diğer noktalarmış. Fikir ve uygulama için "göz dolduran harika detaylar"dan başka ne denebilir ki?
Galata Kulesi'nin önünde soluk almak ve biraz laflamak için durduktan sonra Özlem Tekin konserini izlemek üzere Jolly Joker Balans'ın yolunu tuttuk. Biz vardığımızda içerisi çoktan dolmuş, herkes 00:30'da sahneye çıkacak olan Özlem Tekin'i bekliyordu. Ortama ayak uydurmakta elbette geç kalmadık. Hemen bir standın etrafını sarıp Vodka İstanblue'nun bizlere sunduğu ikramlardan tatmaya başladık.

Derken beklenmedik bir zamanda sahneye çıkan Özlem Tekin'in sesiyle irkiliverdik. 00:30'da sahneye çıkması beklenen Özlem Tekin vaktinden biraz önce konsere başladı. Belki benim eşekliğim bilemiyorum ama uzun zamandır ortalıkta görmediğim Özlem Tekin sapsarı saçları ve fazla kilolarından kurtulmuş fit haliyle harika görünüyordu! Tüm seyirciler en önlere koşa koşa ilerleyip iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık yarattıklarından geri kalan seyirciler bar kısmındaki ekrandan konseri izlemeye başladı. Eski ve yeni albümünden şarkılar söyleyen Özlem Tekin kısa bir ara verdikten sonra kaldığı yerden konserine devam etti. Jolly Joker Balans'tan çıkmadan önce en son hatırladığım kare şarkılara deli gibi eşlik eden, hoplayıp zıplayan insanlardı...

Özlem Tekin konserinin bitmesiyle toparlanıp Mojo'daki konserine çok daha önceden başlamış olan Circus grubuna yetişmek için biraz da soğuk havaya daha fazla maruz kalmamak için koşarcasına gittik. Bu paragrafın en başından peşin peşin söylüyorum: Mojo'da Circus'la deli gibi eğlendik! Galiba İstanbul Blue Night'ın en eğlenceli durağı Mojo oldu bizim için. Öyle ki Circus'ı bırakıp başka hiçbir yere gitmek istemedik. Daha önce Circus'ı izlememiş, dinlememiş olanlarınıza sesleniyorum şimdi de: Çok şey kaçırıyorsunuz! Bu adamlar yerinde durmadıkları gibi ister istemez kendinizi deliler gibi dans ederken buluyorsunuz. Her Çarşamba ve Cumartesi Mojo'da sahnede alıyorlar, benden söylemesi ;)) "Orjinallerinden daha iyi, daha eğlenceli cover yapan kim var?" diye sorarsanız Circus'tan daha iyisini bulana kadar Circus derim.

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak The Whip konserine giden Emre Akbudak'ın kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere. :)

Biliyorsunuz İstanbul Blue Night'a start verilmeden hemen önce Roxy'de gerçekleşen The Whip konseri için davetiye verdik. Davetiye kazanan şanslılarımızdan Emre Akbudak bizler için konseri görüntüleyip videoya çekmiş :) İstanbul Blue Night'a burada son verirken 41?29!'dan Serhat ve Kutay'a emekleri, güleryüzlülükleri ve misafirperverliklerinden ötürü teşekkürü bir borç bilirim :)




18 Şubat 2011

İstanbul Blue Night - The Whip Konseri Davetiye Sorusu!!!

Vodka İstanblue sponsorluğunda İstanbul Blue Night dahilinde 18 Şubat Cuma akşamı Roxy Club'da gerçekleşecek olan The Whip konseri için 2 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Sorulan soruya mail atarak doğru cevap veren ilk 2 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"The Whip grubunun FIFA 09 oyununun soundtrack'i olan şarkısı hangisidir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com'a gönderebilirsiniz...

28 Ocak 2011

Redd Konseri Davetiye Sorusu!!!

28 Ocak Cuma akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Redd konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Sorulan soruya mail atarak doğru cevap veren ilk 3 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Redd'e bu akşamki konseride davulda kim eşlik edecek?"
Cevaplarınızı mailto:plnekmekci@gmail.com gönderebilirsiniz...

Kaan Tarıman Konseri Davetiye Sorusu!!!

28 Ocak Cuma akşamı Mask Live Music Club'da gerçekleşecek olan Kaan Tarıman konseri için 5 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk 5 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Kaan Tarıman'ın ilk klibi hangi şarkısına çekilmiştir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com gönderebilirsiniz...

Kaan Tarıman - Üç Boyutlu Yalnızlık

Kaan Tarıman’ın, Emre Irmak prodüktörlüğünde yaptığı “Üç Boyutlu Yalnızlık” adındaki ilk albümü 15 Haziran’da Odeon Müzik etiketiyle yayınlandı.

Yalnızlık duygusunu tüm boyutlarıyla irdeleyen şarkı sözlerinin olduğu albümde yer alan 9 şarkının çoğunun söz ve müziğinde Kaan Tarıman’ın imzası varken, Orhan Veli'nin de bir şiiri kullanıldı. Albümün mix ve mastering’i Serkan Kula tarafından yapıldı.

“Herkes Yalnız” ve “İçinden Söyle” gibi şarkıları Emre Irmak ile beraber üreten Kaan Tarıman, albümün son iki şarkısında bilindik rock kalıplarının dışına çıkıyor. Tamamen senfonik olarak düzenlenen “Dost Bildiğin” ve ölüm konusunu anlatan “Karanlıkta” şarkılarında oldukça epik bir dil kullanılıyor.

Türk rock klişelerinin üzerinde bir sound’a sahip ve aynı zamanda brit-rock etkilenmelerinin hissedildiği kayıtlarda, piyanolar, isyankâr gitarlar ve çok sesli vokaller dikkat çekiyor. Kaan Tarıman, “alternatif müzik” tanımlamasının özellikle Türkiye’de umarsızca tüketildiğini ve bu yüzden amacının "kaliteli ana-akım rock" yapmak olduğunu belirtiyor.

Albüm, yalnızlığı bütün yönleriyle yaşamak teması üzerine kurulu. Genel bakış olarak kötümser bir düşünce gibi görünse de, aslında duruş olarak, dışarıdan insanları ve kendini gözlemleyen, bu duygunun nasıl oluştuğuna dair sebepler bulan ve tespitler yapan bir adamın hikâyesi anlatılıyor. Sanatçının bir süre yurtdışında yaşamış olması ve orada 'kutunun dışından' bakmayı öğrenmesi, basit kelimelerle her şeyin ifade edildiği bir müzik ortaya çıkmasını sağlıyor.

Albümün ilk video klibi, söz ve müziği, Kaan Tarıman ve Emre Irmak'a ait olan “Herkes Yalnız“ şarkısına çekildi. Klipte her şeyin yanlış gittiği bir dünya metaforu yapılırken, zamanın geriye aktığı bir yerde doğruları çekinmeden söyleyen tek adam rolünde sanatçı ön plana çıkıyor. Yönetmenliğini İlker Canikligil’in üstlendiği klibin çekimleri Makina Creative Post stüdyoları ve Beyoğlu'nda yapıldı. Kurgu, renk düzenleme ve dijital efektlerini Emre Aypar ve Merih Öztaylan gerçekleştirirken, styling danışmanlığını da Çağrı Salon yaptı.

26 Ocak 2011

Cem Adrian Konseri Davetiye Sorusu!!!

Burn sponsorluğunda 26 Ocak Çarşamba akşamı Ghetto'da gerçekleşecek olan Cem Adrian konseri için 2 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk 2 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Cem Adrian'ın "Ses değil, bir his performansı albümü" dediği Kayıp Çocuk Masalları'nın konukları kimlerdir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

24 Ocak 2011

Yora Konseri - Baran Karabulut

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Yora konserine giden Baran Karabulut'un kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere. :)


Merhaba sevgili Ayaklı Etkinlik Takvimi takipçileri,

Bana ayırılan pikselleri Yora ve 25 Aralık cumartesi akşamı vuku bulan konserleri hakkındaki öznel cümlelerimle işgal etmeden önce davetiye için teşekkür etmek isterim. Teşekkürler. Görünüş itibariyle icaben yapılan bir teşekkür gibi olsa da kültür, sanat ve müzik gibi besleyici etkinliklere kazanılan bir bilet benim için kıyasla yılbaşında çıkan amortiden daha çok sevinilecek bir sürprizdir.

O malum gecenin üzerinden neredeyse 1 ay geçti ve ben muhtemelen ilginizi çekmeyecek çeşitli mazeretlerimden bu satırları yazmaya zaman bulamadım. Şimdi düşününce o gün, yani 25 Aralık 2010 sanki Cumartesi akşamı değilmiş te Cuma akşamıymış gibi geliyor. Girizgahımın uzunluğu içinizi baymasına rağmen daha ne kadar saçmalayabileceğim merak ettiği için sabreden az sayıdaki küp şekerlerden biriyseniz sizi uyandıracak iki sürpriz yumurtam var. İlk olarak yazının geri kalanın da tempo yükselecek. İkinci sürprizimi ilerleyen satırlarda açıklayacağım.

Her şey Ayaklı Etkinlik Takvimi’nın tividini fark etmemle başladı. Bilet kazanma ihtimalim olduğunu öğrenince gariptir kazanmış gibi sevindim. Sadece davetiyeyi kazanmak için Yora’yla ilgili soruya doğru ve hızlı bir cevap vermem gerekiyordu. Yora kimdir onu bile bilmiyordum sanırım bundan kısa bir süre önce radyo dinlerken “ilk arayan üç kişi olun…” anonsunun cazibesine kapılıp I Am Kloot konserine bir davetiye kazandığımdan olacak “bana mı çıkacak” karamsarlığında değildim. Hemen küçük çaplı bir araştırma yapıp soru gelebilecek sayfaları tarayıcımın sekmelerinde açtım ve nihayetinde soru geldiğinde cevabı yapıştırdım. Yora, ellerinde kamera yeni sesler ve yetenekler arayan Take-Away Shows’un İstanbul buluşuydu, her şey çok hızlı olmuştu ama adımı listeye yazdırmayı başarmıştım.

Konsere kimle gidebilirim diye düşününce aklıma birkaç isim geldi fakat muhtemelen onlar da Yora’yı benim tanımadığım kadar tanımıyorlardı. Davet etmek için biraz daha araştırma yaptım, birkaç parçalarını daha dinledim. Müziklerinin enerjik, coşkulu ve genç bir ruhu olduğunu görünce yalnız gitmeyeceğimi düşündüm. Üç harfli arkadaşlarla görüşmek hep beni heyecanlandırmıştır. Stop. Kestik. Roman gibi anlatmaktan canım sıkıldı üslup değiştiriyorum.

Bronx’a bu ikinci gidişim, ilkinde I Am Kloot’a davetliydim – eğer olurda bir gün işletme batarsa benimde kokteylde zeytinim var - . Velhasıl mekân tanıdık, yeri de güzel Oda Kule ile Tünel arasında kalıyor İstiklal Caddesi’nin insan trafiğinin yer yer akıcılaştığı bölümünde olması iyi. Dumanlı açık hava sahası, girerken vestiyerde dökünüp girebilmeniz ve nemi dışarıya göndermeleri Bronx’un güzel özelliklerinden. Konser alanına sahne önünden girilmesiyse seyircilerin(ve müzisyenlerin) dikkatini dağıtan, geçişi güçleştiren mimari bir hata. Ses sistemi vasat ve ışıklandırma da rahatsız edici derecede yoğun. Coğrafyamızda ki cep amfisi satın aldığında eline geçen master ses tuşu ile müzik yayabilme yetisi kazandığını düşünen organizmalarda gördüğümüz desibel cömertliğinin örneğini Bronx’ta da(m) hissediyoruz. Artılar eksiler birbirini götürdüğünde benim için Bronx averaj bir konser mekânı.

Cep telefonumun saatine bakıyorum 10:30’a geliyor, Bronx’a girdik. Konser henüz yeni başlamış, barmen ilk şarkı olduğunu söylüyor ve alandayız. Sahne önü her zamanki gibi kalabalık. I Am Kloot’tan sonra Yora’yı ışıkların altında görünce sahnenin o kadar da büyük olmadığını ya da Yora’nın o kadar kalabalık olduğunu düşündüm. Gelenler eğleniyor gibiydi ve şarkı aralarında grupla tanışıklığı olanlar kendilerini belli ettiler. Yora elemanlarının parçalarını çalarken ki mutluluklarını yüzlerinden okuyabilirdiniz.

Cep telefonumun saatine bakıyorum 10.30’a geliyor, Bronx’a girdik. Konser henüz yeni başlamış, barmen ilk şarkı olduğunu söylüyor ve alandayız. Sahne önü her zamanki gibi kalabalık. I Am Kloot’tan sonra Yora’yı ışıkların altında görünce sahnenin o kadar da büyük olmadığını ya da Yora’nın o kadar kalabalık olduğunu düşündüm. Gelenler eğleniyor gibiydi ve şarkı aralarında grupla tanışıklığı olanlar kendilerini belli ettiler. Yora elemanlarının parçalarını çalarken ki mutluluklarını yüzlerinden okuyabilirdiniz.

Bu kadar kalabalık bir grubun aralarında mükemmel uyum olması çok nadir rastlanan bir şeydir Yora’nınsa o tür bir alışverişe yaklaşması için zamana ihtiyacı olduğu açık. Her üniversite grubunda olduğu gibi Yora’nın da yatıya kalan ve geçerken uğrayan misafirleri olmuş. Bugünse 8 yaşından gün almış 7 kişilik bir gösteri. Gerçekten de biraz gösteri grubu havasındalar ama sürekli aynı gösteriyi yapıp, eğlenmeyen ‘Paramıza bakalım abi’ kafasında insanlar değiller.

Daha çok eğlenip, eğlendiren ve daha iyisini kovalayan bir gösteri grubundan bahsediyorum. Enstrümantal parçaları kulağa daha olgun geliyor. Bazı parçalarda Akif’in(vokal/gitar) vokalinin melodiyle iktidar mücadelesine girmesi beni rahatsız etti. Kayıtlarda da bu var, bazen Akif’e ‘biraz az bağır olum’ diyesim geliyor. Fundagül’ün(ön/arka vokal) vokalinin grubun melodik yapısına daha uygun olduğunu düşünüyorum. Mesela Adada parçası bunun güzel bir örneği. Bir süre sonra törkiş kebap musiki severinin, sevmeyin ulan dedirten gevezeliği sahneyle iletişimimizde araya kaynana gibi girerek tahammül sınırlarını zorluyor. Saatlerimiz 11.30’a yaklaşırken birkaç fotoğraf çekip yavaş yavaş mekanı terk etmeye koyuluyoruz. Zihnimizin duvarlarında gelecek vadeden genç Yora’nın enerjik ve karakteristik sesi yankılanırken yağmurun düştüğü sokaklarda yolumuza devam ediyoruz.

Dipnot:
1 - İkinci süprizi bulmaya davetlisiniz.
2 - Çektiklerimiz pek iyi olmadığından Yora’nın blog'undaki fotoğrafları kullandım umarım bir mahsuru yoktur.

23 Ocak 2011

Dünya'nın En Çok Kişiye Ulaşan Festivali: Art By Chance

Şehirlerin hızlı akan hayatına tesadüfi olarak renk katmak ve insanları şaşırtmak amacıyla hayata geçirilen "Art By Chance" Ultra Kısa Film Festivali için başvurular başladı. Bu sene katılımcılar "Değişim" için yarışacaklar. Son katılım tarihi Nisan’ın 2.Cuma’sı!

Dünya senin kısa filmini bekliyor
Şehir hayatında insanları sanatla buluşturmayı hedefleyen “ART BY CHANCE” Ultra Kısa Film Festivali Mayıs 2011’de 3.kez insanlarla buluşacak. 20 ülkede 200’ü aşkın şehirde yüz milyonlara ulaşmayı hedefleyen Ultra Kısa Film Festivali’ne, başvurular Ocak 2011 itibariyle turkey.artbychance.org sitesi üzerinden başladı. Dünyanın birçok ülkesinden sanatçıların ürettiği 30 saniyelik filmlerden yapılacak seçki, Mayıs ayı boyunca dünyadaki halka açık alanlarda bulunan yaklaşık 20.000 adet dijital ekranda gösterime girecek.

Değişime direnen veya diren(e)meyen filmler
ART BY CHANCE 2011’de bu senenin teması ‘Değişim’. Metropollerde sayısız insana ulaşacak filmler ‘Değişim’ fikrini anlatacak. Farklı gözlerden değişim hikayeleri dinlenecek. Kurmaca, belgesel, animasyon ve video art‘ın her örneğine açık olan festivalde katılımcılardan ‘Değişim’ kavramını 30 sn’de işlemeleri bekleniyor.

Metroda, alışveriş merkezinde, sokakta tesadüfi sanat buluşmaları
ART BY CHANCE 2011’de ‘Değişim’ temalı filmler, izleyicisiyle alışılagelmişin dışına çıkarak sinema salonlarında değil gündelik hayatın içinde buluşacak. Şehrin dört bir yanına yayılmış dijital ekranlarda 1 ay boyunca hayat bulan festival, insanların günlük yolculuklarında karşılarına ansızın çıkarak ve zengin içeriğiyle monotonluğu kırarak dikkatleri üzerine toplayacak.
ART BY CHANCE, katılımcılara festivalin internet sitesi turkey.artbychance.org üzerinden filmlerini yükleyerek online olarak da katılabilme kolaylığı sunuyor. Milyonlara ulaşmak için son gün Nisan’ın 2.Cuma’sı! (8 Nisan 2011)

ART BY CHANCE 2011 Uluslararası jürisini gururla sunar
Walt Disney’in yapımcısı Don Hahn; Fransız Sinema kanalı ARTE’nin yönetim kurulu üyesi Michel Reilac; BIFA’nın kurucusu ve yöneticisi Johanna Von Fischer ve Film Eleştirmeni Nick Roddick ART BY CHANCE 2011’in jürisinin belli olan isimleri. Önümüzdeki günlerde jüriye kimlerin dahil olacağını hep birlikte göreceğiz.

Festival için son katılım: 8 Nisan 2011
Katılım ve ayrıntılı bilgi için lütfen turkey.artbychance.org adresini ziyaret edin.
Daha fazla bilgi ve sorular için:
showhow – Proje Yöneticisi Gözde Sivişoğlu – gozde@showhow.com.tr

Art By Chance -
Facebook
Art By Chance - Twitter

22 Ocak 2011

Pijama Konseri Davetiye Sorusu!!!

22 Ocak Cumartesi akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Pijama konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!



Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk 3 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Pijama grubunun 4. klibi hangi parçalarına çekilmiştir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com gönderebilirsiniz...

21 Ocak 2011

Babazula @ Bronx Pi Sahne Davetiye Sorusu

21 Ocak Cuma akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Babazula konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!



Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk 3 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Babazula'nın 2010 yılında yayınladığı albümünün ismi nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Mor ve Ötesi @ Ghetto Davetiye Sorusu

21 Ocak Cuma akşamı Ghetto'da gerçekleşecek olan Mor ve Ötesi konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!



Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Mor ve Ötesi'nin 360 derece küresel görüntü kaydedilerek çekilen bir klibi geçtiğimiz aylarda interaktif bir müzik etkinliğinde yayınlanmıştı. Bu etkinlikte yayınlanan, Mor ve Ötesi'ne ait şarkının adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

18 Ocak 2011

Ayaklı Etkinlik Takvimi, Social Media Week İstanbul'da!

Sosyal medya üzerine, dünyanın en önemli buluşmalarından birisi olan Social Media Week, daha önce Dünya'da 11 şehirde gerçekleştirilip , 475 etkinlik aracılığıyla 18,000 katılımcı ve 200,000 ziyaretçiye ulaşmış, dijital dünyada ise 5 milyondan fazla izlenim almış bir organizasyon.

7-11 Şubat 2011 haftasında; New York, San Francisco, Roma, Paris, Toronto, Sao Paulo, Londra ve Hong Kong gibi dünyanın en önemli merkezleriyle eş zamanlı olarak, sosyal medya uzmanları ve meraklıları Social Media Week İstanbul’da buluşacak.

Moda, müzik, spor, psikoloji, popüler kültür, teknoloji ve reklam gibi konuların konuşulacağı Social Media Week İstanbul’da yer alacaklar arasında Ayaklı Etkinlik Takvimi de var! 10 Şubat’ta Bilgi Üniversitesi - Santral İstanbul - E1- 301’de saat 10:00 – 11:00 arasında gerçekleşecek olan Eargasm isimli panelimizin bir de konuğu var: Hayko Cepkin!

Hayko Cepkin ile dijital dünyanın ona getirdikleri, (varsa) ondan götürdükleri, bir müzisyenin sosyal medya ile imtihanı konularını konuşacağız. Elbette sizin sorularınıza da yer vereceğiz. (Tabii "Burcunuz nedir? Bir adaya düşsen yanına alacağın 3 şey nedir? Karşı cinste ilk neye dikkat edersin?" tadındaki soruları kastetmiyoruz :)) Ayrıca Ayaklı Etkinlik Takvimi'nin bunun dışında da sizin için güzel sürprizlerimiz olacak diyerek fazla detayına girmeden ufaktan çıtlatmış olalım.

Global pazarlama iletişimi ajansı McCann Erickson İstanbul tarafından organize edilen Social Media Week’e katılmak tamamen ücrestsiz! Yapmanız gereken tek şey, başkalarının sizin yerinizi kapmadan, “Acaba yer kaldı mı? Son dakikada yer açılır mı?” paniğine kapılmadan önce Eargasm etkinliğimize buradan, sonra da seçtiğiniz etkinliklere buradan kayıt olmak.

10 Şubat'ta Eargasm etkinliğimizde görüşmek üzere!


Social Media Week İstanbul ile ilgili tüm gelişme ve detayları takip etmek için:
SMW İstanbul - Facebook
SMW İstanbul - Twitter
SMW İstanbul - Blog

17 Ocak 2011

Gren Green Greeen @ Bronx Pi Sahne - Davut Gökhan Şirin

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Gren konserine giden Davut Gökhan Şirin'in kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere. :)



Bir konsere hasta gidip sağlam çıkmak nasıl bir şey mi ?
- Nasıl bir şey Gööökhaaaan?
- Anlatayım canım!

Cuma akşamı kendimi o kadar özgür hissediyordum ki hem işten ayrılmıştır hem de akşam süper geçeceğini düşündüm bir konsere davetiye kazandım. Hasta hasta Bronx Pi Sahne’nin yolunu tuttum.

Mekana geldiğimizde güzel ve etkileyici bir kitle vardı. Gren’in sahneye cıkmasını beklerken 1 bira, 2 bira veeee Gren sahnede! Size o geceyle ilgili "açılış şarkısı bu, kapanış şarkısı şu, parça çok güzeldi" falan tarzında bir şey söyleyemem, Gren’i ilk defa canlı dinlememe rağmen beni şarkılara eşlik ederken görmeniz gerekirdi.

Adamlar bildiğiniz içimdeki hasta adamı çıkartıp, işten ayrıldığı için çok mutlu olan adamı harika bir müzikle kutlayan biri yaptılar.

"Gece şöyleydi Gren böyleydi" demek gerçekten kötü olur, çünkü konserde her şey bir bütündü! Sadece “SEN” eksiktin (Favori parçam :) bkz : SEN)

Ki gelgelelim, yarın Kırklareli yolunda dinlemek için albümü D&R’ da bulamadım, bu da beni üzdü.

Sonucunda bize bu harika ziyafeti sunan GREN’e, onları karşımıza çıkaran Bronx Pi Sahne’ye ve bizi oraya gönderen Ayaklı Etkinlik Takvimi’ne çok teşekkürler.

*Fotoğraf için Ümit Coşan'a teşekkürler!

15 Ocak 2011

Malt Konseri Davetiye Sorusu!!!

15 Ocak Cumartesi akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Malt konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!



Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk 3 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Malt grubunun 2. stüdyo albümleri olan Arıza'da yer alan tüm şarkıların sözleri kime aittir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com gönderebilirsiniz...

14 Ocak 2011

Hayko Cepkin Konseri Davetiye Sorusu!!!

14 Ocak Cuma akşamı Ghetto'da gerçekleşecek olan Hayko Cepkin konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Sorulan soruya mail atarak cevap veren 7. kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Hayko Cepkin'in düet yaptığı Hollandalı sanatçı kimdir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com gönderebilirsiniz...

Badem Konseri Davetiye Sorusu!!!

14 Ocak Cuma akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Badem konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!



Sorulan soruya mail atarak cevap veren 1.-5. ve 9. kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Badem kimin şiiirlerini besteleyip yorumlamıştır?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com gönderebilirsiniz...

7 Ocak 2011

Gren Davetiye Sorusu!

7 Ocak Cuma akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Gren konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!


Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk 3 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Gren'in kendi ismini taşıdığı albümünün prodüktörü kimdir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com'a gönderebilirsiniz...

6 Ocak 2011

Hayal Bandosu Davetiye Sorusu!

6 Ocak Perşembe akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Hayal Bandosu konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk 3 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Hayal bandosu müzikal yolculuğuna hangi yılda başlamıştır?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com'a gönderebilirsiniz...

4 Ocak 2011

Sonus @ Dogzstar, 05.01.2011

Sonus, "Denize girmeden önceki o istekli ama ürkek ilk adim gibi" diye nitelendirdikleri ilk konserleri için herkesi 5 Ocak'ta Dogzstar'a bekliyor.



Elektronik beatler üzerine klasik piano ve yaylı aranjmanlarinin hakim olduğu şarkılarının genel hatlariyla trip-hop çemberinin icine sokulmasından çok da gocunmayan Sonus, vokalde Özlem Akpınar,bas gitarda Murat Esmer ve klavyelerde Nuri Özlü den olusan kadrosuyla İstanbul menşeli bir grup.

Şarkılarında zaman zaman senfonik düzenlemelere zaman zaman tempolu dans ritimlerine yer veren trio, müziklerini kendi deyimleriyle "manik-depresif elektribal pop" olarak adlandırıyorlar.

25 Aralık 2010

Yora Konseri Davetiye Sorusu!!!

25 Aralık Cumartesi akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Yora konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!



Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk 3kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Yora grubu dünyaca ünlü hangi müzik sitesinin İstanbul'da yaptığı şovlara dahil olmuştur?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

23 Aralık 2010

Redd Softcore Unplugged Davetiye Sorusu!!!

Renault sponsorluğunda 25 Aralık Cumartesi akşamı Babylon'da gerçekleşecek olan Redd konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Sorulan soruya mail atarak doğru cevabı veren 1.-5. ve 8. kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Redd grubunun hangi şarkısı Norveç, Belçika, Fransa, İzlanda, İrlanda'da müzik listelerine girmeyi başarmıştır?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

22 Aralık 2010

Archive DJ Set Davetiye Sorusu!!!

22 Aralık Çarşamba akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Archive DJ Set için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!

Sorulan soruya mail atarak cevap veren 1.-4. ve 5. kişiler davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Archive grubu hangi tarihte (gg/aa/yy) İstanbul'a gelerek konser verdi?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

21 Aralık 2010

Archive DJ Set @ Bronx Pi Sahne, 22.12.2010

Geçtiğimiz aylarda verdikleri muhteşem konser ile Türkiye'deki fanlarıyla ilk kez bir araya gelen dev kolektif Archive'ın kurucularından grubun isim babası Rosko John, özel bir DJ set ile İstanbul'da


Grubun müzikal geçmişindeki belirleyici yapısı ve nitelikli vokalleriyle Archive kolektifinin en karakteristik üyelerinden olan Rosko bir çok ülkede yıllardır Basterdized Inc. adı altında gerçekleştirdiği solo performanslarıyla da tanınıyor.

'96 cikisli Londinium'dan son albüm Controlling Crowds'a uzanan Archive tarihinin önemli hitleri ve kendi mixleriyle karşımızda olacak olan Basterdized Inc. 22 Aralik gecesi ilk kez Bronx Pi Sahne'de!

Archive DJ Set'in 22 Aralık'ta Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek performansı için 3 adet çift kişilik davetiye yarın Ayaklı Etkinlik Takvimi'nde...

20 Aralık 2010

Sakin Konseri @ Bronx Pi Sahne - Kaan Temizkan

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Sakin konserine giden Kaan Temizkan'ın kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere. :)

Bronx Pi Sahne'ye gitmeden önce bir şeyler içelim dedik ama demez olaydık. Cuma akşamı kalabalığını unutmuşuz. Kalabalıklar yarıldı, Küçük Beyoğlu'nda konsere gidilecek arkadaşlarla buluşuldu, boş masalar ayarlandı, biralar tokuşturuldu, alelacele içildi ve Sakin'e doğru yol alındı. 5-10 dakika gecikmeyle mekana girildi.

Vestiyer ücretinin olmadığını öğrenmemizle, mekana girerken ki enerjimiz daha da katlandı. Nedense vestiyer ücreti beni hep rahatsız etmiştir. Üstelik pek güven de duymam, bunu da belirtmeden edemeyeceğim efenim.

Bronx Pi Sahne'nin doluluk oranı gayet iyiydi, fakat geç kalmış olmamız bize doğru düzgün bir yer bulma konusunda sıkıntı yarattı. Sahneye yakındık, ama yol ağzında bulunmamız, insanların ve bira pazarlayan arkadaşlarımızın müdahalelerine sık sık maruz kalmamıza sebebiyet verdi.
Sahneye doğru gözlerimizi diker dikmez pembe ışığın abartılığından rahatsız olduğumu farkettim. Peki ya sahnenin önünde duran güvenlik görevlisine ne demeliydi? Ne denilebilirdi ki?
Sakin'i daha önce birçok kez canlı izlemiş ve dinlemiş biri olarak söyleyebilirim ki, dinleyici kitlesinde gözle görülür bir biçimde değişim var. Popülerliğin Sakin'e yaramadığını düşünenlerdenim, antiparantez ifade etmek isterim.

Konserin geneli itibariyle ses sistemiyle ilgili sorunlar yaşandığı barizdi. (Babylon dışında, ses sisteminde sorun yaşanmadan bitirilmiş bir konser daha izleyemedik İstanbul'da efenim.)
Ortada ya Sakin'den ya da mekandan kaynaklı bir problem vardı. Özellikle Özdemir Dereli'nin gitarının tonu konser boyunca kulakları tırmaladı. Ben daha önce bir Telecaster'dan böyle bir ses çıkdığını duymamıştım. (Fazla tizdi, kusura bakmasın.)


Konserin ilerleyen kısımlarında basın sesinin yükseldiğini ve bütün sorunları telafi etmeye çalıştığı hissine kapılmadım değil. Davulda Soner Özışık'ın tekniğini başarılı bulan biriyim ama açıkcası onun da çok tok gelen tonları yer yer beni rahatsız etmedi desem yalan olur. Yeni albümden çaldıkları bir şarkıda kullandığı ilginç tekniği her ne kadar arkadaşlarla çözemesek de (Güvenlik görevlisinden dolayı Soner'i göremediğimizden olabilir), kulak kabartmayı ihmal etmedik. Davuldan adeta elektronik bir ritim geliyordu, şarkıya çok yakışmıştı.

Vokal performansı yine mükemmele yakın olan Onur'a da teşekkürleri bir borç biliyorum. Sahne duruşu, enerjisi ve güler yüzüyle tek başına bile, sakin için olumlu şeyler söylememizi gerektiren performanslarından birine imza attı. Eski şarkılardan eski tadı alamadık ama yeni şarkılardan güzel yeni tadlar aldık. Son birkaç yıldır konserlerinde çalmayı ihmal etmedikleri "Amazing" cover'ı elbetteki gecenin en eğlenceli anlarını yaşattı.

Daha iyi tonlarla, daha iyi ses sistemleriyle ve daha profesyonel ışıklarla başka konserlerde görüşmek üzere...

18 Aralık 2010

Are You LOUD Enough Yarışması Sonuçlandı!

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden LOUD kazanan 5 talihli belli oldu!


Günlerdir yorum üstüne yorum aldığımız LOUD yarışması nihayet sonuçlandı. Random.org ile yaptığımız çekilişe göre aşağıda ismi geçen arkadaşlar Tommy Hilfiger'ın yeni parfümü LOUD'u kazandı. Kendilerini tebrik ediyor, yorum yazarken ekledikleri e-mail adreslerini sık sık kontrol etmelerini öneriyoruz:

Osman Seven
Cem Demir
Barış Evren Erdoğan
Gülcan Cantürk
Ozan Turgut

Çekilişe katılıp kazanamayanlar, hatta çekilişe hiç katılmamış olanlar üzülmesin çünkü çok daha büyük bir hediye kazanma şansına sahipler. LOUD'un Facebook sayfasında yapılan yarışmaya göndereceğiniz LOUD temalı çığlık fotoğrafları arasından en çok oyu alan, Tommy Hilfiger imzalı Gibson gitar sahibi olacak! Bunun yanı sıra yüzlerce LOUD parfüm, deodorant, makyaj ve traş çantası, ve t-shirt de sahiplerini arıyor olacak!

Facebook'taki yarışma da mı kesmedi? Olsun, bu kez de 97.2 Metro FM yanında! 24 Aralık'a kadar Mehmet Akif ve Arzu Kaya’nın 09:00-10:00 ve 17:00-18:00 saatlerinde yapacakları LOUD kazandıran programı dinleyebilirsin.

17 Aralık 2010

Sakin @ Bronx Pi Sahne, 17.12.2010 Davetiye Sorusu

17 Aralık Cuma akşamı Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Sakin konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!


Sakin'in şarkılarından birinde geçen "birden susarsa bütün yenilgiler..." cümlesinden sonra gelen ilk cümleyi plnekmekci@gmail.com 'a gönderen ilk 3 kişi davetiyenin sahibi olacak.

Maillerinizi bekliyorum!

Melissa Auf der Maur @ Salon İKSV, 17.12.2010 Davetiye Sorusu

17 Aralık Cuma akşamı Salon İKSV'de gerçekleşecek olan Melissa Auf der Maur konseri için 1 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!


Sorulan soruya mail atarak doğru cevabı veren ilk kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruya:

"Melissa Auf der Maur daha önce hangi gruplarda bas gitarist olarak yer almıştır?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

Beady Belle @ Ghetto, 17.12.2010 Davetiye Sorusu

Carlsberg sponsorluğunda 17 Aralık Cuma akşamı Ghetto'da gerçekleşecek olan Beady Belle konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!


Sorulan soruya mail atarak doğru cevabı veren ilk 3 kişi davetiyenin sahibi olacak. O halde geçiyorum soruya:

"Beady Belle'nin bu Eylül ayında çıkarttığı stüdyo albümünün adı nedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

16 Aralık 2010

Handsome Furs Konseri Davetiye Sorusu!!!

16 Aralık Perşembe günü Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Handsome Furs konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!


Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk 3 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"Handsome Furs grubunun ismi nereden gelmektedir?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

15 Aralık 2010

6. İstanbul Animasyon Festivali

Bu sene altıncısı düzenlenen İstanbul Animasyon Festivali, 16-19 Aralık tarihlerinde Pera Müzesi'nde.


Her sene olduğu gibi son 2 senenin en iyi animasyon filmlerini programına dahil eden İstanbul Animasyon Festivali, seyirciye animasyon dolu 4 gün yaşatacak. Yarışma dahilinde katılan filmler arasında ünlüler de yeni cevherler de var. 2010 Oscar ödüllerinde en iyi kısa animasyon filmi ödülünü alan Logorama festivalin öne çıkan filmlerinden biri. Alternatif bir Hansel ve Gratel hikayesi olan Hansel and Gretel: The True Story, dünyaca ünlü yönetmen Tomek Baginski'nin son filmi The Kinematograph ve bu seneki festivallerin gözdesi The Cat Piano yarışma dahilinde gösterilecek 140 filmden sadece bir kaçı. Yarışmaya Türkiye'den de katılan 33 film en iyi Türk kısa animasyon filmi olmak için yarışacak.

2010 senesinde dünyanın en önemli festivallerinde ödül alan filmler de İstanbul'da seyirciyle buluşacak. Annecy, Ottawa, Hollanda ve Melbourne Animasyon Festivallerine gidememiş meraklılar festivallerin en iyilerini izleme şansı bulacak.

Festivalde ayrıca atölye çalışmaları da olacak. Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Berat İlk pixelation atölyesi gerçekleştirecek. Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Burak Şahin karakter tasarımı üzerine bir atölye çalışması yapacak. Bu çalışmalara katılmak isteyenler festivalin internet sitesini takip ederek kayıt yaptırabilecek.

Festival programına buradan ulaşabilirsiniz.

Sophie Ellis Bextor @ Babylon - Onursal Külahlıoğlu

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Binboa sponsorluğunda gerçekleşen Sophie Ellis Bextor konserine giden Onursal Külahlıoğlu'nun kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere.


[özür dilerim, affedersin, özür, arkadaşlar ileride de. (yalan!)]
Nihayet kalabalığı yararak önden 4. ya da 5. sıradayız.

Babylon tıklım tıklım, beklendiği gibi, her şey çok güzel. 23:30'da bir pırıltı, Sophie sahnede. Ama hayır, kıyafetini sevemedim ilk önce, o ne öyle yahu? etek-şort mu? Ya da her ne deniyorsa işte ondan. Elbisenin siyah olması güzel fakat yaka ve manşetler yaldızlı, sarı. Hatırlıyorum çok eskiden önemli günlere giderken galiba annem giyerdi böyle kıyafetleri.

Tekrar bakıyorum, ama Sophie işte, yakışmış, hem de çok güzel olmuş işte. (Tabii ki Efes One Love'daki elbiseyle görmeyi tercih ederdim.)

"Dial My Number" geliyor, kalabalık dünden hoplamaya zıplamaya hazır, tabii ki biz de kafamızın güzelliğiyle beraber katılıyoruz onlara.

"Bittersweet", hız kesmeden devam, "Take Me Home", bir şey dikkatimi çekiyor, Sophie iyi dans edemiyor gibi, yeri dar diye mi acaba, tamam istekli ama bir şeyler var, iyi dans çıkmıyor. Böyle düşünürken "Me and My Imagination" geliyor, vokal çok temiz, çok iyi, zaten babylon ses düzeni gayet kaliteli olduğu için hiç bir pürüz yok şu ana kadar.

"What Have We Started" ile tempoyu düşürüyor, kalabalık sahneye çıkacak yoksa :) Arada cep telefonları kameralarına gülücükleri de eksik etmiyor. (Bir ara, bilen bilir Serpil Çakmaklı pozu bile çıkardı.) Hayranlar sürekli fotoğraf çekme telaşında.

İşte ne de güzel "Starlight" diyor, herkes hayran bakakalıyor. Bütün kalabalığın gözlerinin içine bakmayı da ihmal etmiyor. Starlight etkisiyle "Rebellion" geçiyor.

"Can't Fight This Feeling" sırada, arada bize söyletiyor, evet Sophie bence de "we should be lovers!" Suratıma bir tokat, yüzüğü, adeta gözüme giriyor, Evli ve iki çocukluydu, di mi? :)

Klasikler üst üste, "Get Over You", "Lady" ve "Groovejet" bağlantısı sonra "Sing It Back", bu kısım da, bağıra çağıra, bam-güm geçiyor, ön taraflar çok çılgın, arkalar ise daha çok hayranlıkla izlemekte. Performansta şu an parabolün üst noktasındayız, fakat galiba o üst noktanın aşağıya inme niyeti yok.

Şimdi burası çok özel, "Heartbreak"e geliyoruz, bambaşka, yüz ifadesi bile değişti, ciddileşti, çok önemli onun için bu parça.
Sahnede kalsın, 100 defa söylesin, ben yemeyeyim, içmeyeyim, dinleyeyim, o durumdayım, ne derse desin yapayım o anı tekrar yaşamak için, Sophie galiba bütün performansıyla yüklendi bu parçaya. Büyülendim, beraber bağırıyoruz.

Heartbreak makes me a dancer, dancer
DJ give me the answer, answer
Love, stop getting me down, down, down

Ve gidiyor, ben hala Heartbreak etkisi altındayım, sözleri, tılsımı beynimde yankılanıyor hala. Geri gelmiş -bis- (kalabalık ısrarlı)
Geri gelmese de olur, ben büyülenmişim, çoğu kişi büyülenmiş, etki "Murder On the Dance Floor" da azıcık geçiyor. (bu arada 3 parça ekledi)

Bir ara "sizi UK'ya götüreyim mi, benimle gelir misiniz?" diye sormuştu, evet Sophie, o sıra Babylon'da bulunan çoğu kimse gibi ben de seninle gelirim.

Her şeyi başka güzel bu kadının, sesi başka, gülüşü bir başka...

14 Aralık 2010

Meat The Beetles Konseri Davetiye Sorusu!!!

14 Aralık Salı günü Bronx Pi Sahne'de gerçekleşecek olan Meat the Beetles konseri için 3 adet çift kişilik davetiye sahibini arıyor!


Sorulan soruya mail atarak cevap veren ilk 3 kişi davetiyelerin sahibi olacak. O halde geçiyoruz soruya:

"The Beatles'ın en sevdiğiniz ve bu akşam Meat The Beetles grubu tarafından çalınsın istediğiniz parça hangisi?"

Cevaplarınızı plnekmekci@gmail.com 'a gönderebilirsiniz...

123 @ Salon, 14.12.2010

Aralık ayında piyasaya sunmaya hazırlandıkları yeni albümlerinin tanıtım konseri için 123, 14 Aralık'ta Salon'da sahne alıyor.


Berke Can Özcan, Burak Irmak, Dilara Sakpınar ve Feryin Kaya'dan oluşan dört kişilik ekip 123 (bir, iki, üç) üçüncü çalışması olan "arve"yi Aralık ayında piyasaya sunmaya hazırlanıyor.

2009 yılında ilk albümleri "aksel"i kendi plak şirketleri olan "aisha records" üzerinden yayınlayan 123, bu albümle birlikte 230 sayfalık bir illüstrasyon kitabı çıkarmıştı. Bu kitap "aksel" hikayesini oluşturan bir üçlemenin başlangıcıydı. İlk albüm çalışmasının ardından Mayıs ayında "stereo love" adındaki EP'sini yayınlayan grup aynı ay içerisinde Eskişehir Senfoni orkestrasıyla sahne alarak sevenlerini şaşırtmıştı. Grup şimdi ise "arve" adlı üçüncü çalışmasıyla aksel hikayesine kaldığı yerden devam ediyor.

Bir yıla aşkın süredir çalışmaları süren ve 14 şarkıdan oluşan "arve" yine aisha records üzerinden piyasaya sürülecek. "arve"nin altyapıları grubun İstanbul'daki kendi stüdyosunda, vokal kayıtları Stockholm'de, miks'i ise New York'ta yapıldı.

123, albüme adını veren parça "arve" için dünyaca ünlü trompetçi Arve Henriksen ile çalıştı. Grup müzikseverleri merakla beklenen hikayesinin devamına davet ediyor. 123'ün yeni albümü "arve" 15 Aralık'ta hem kitap ve CD versiyonu hem de sadece CD versiyonu ile CD marketlerde satışta olacak.

13 Aralık 2010

Are You LOUD Enough?

Grammy müzik ödüllerine aday gösterilen başarılı İngiliz Ting Tings grubu dünya çapında LOUD’un sesi ve ruhu olurken Ayaklı Etkinlik Takvimi 5 kişiye LOUD armağan ediyor.

Grup solistleri Katie White ve Jules DeMartino LOUD’a özel olarak “We’re Not the Same” parçasını bestelediler. LOUD’u fikirleriyle şekillendirdiler, aynı zamanda pazarlama kampanyasının sesi ve yüzü oldular. LOUD birçok fikrin birleşiminden, müzik, film ve parfüm konusundaki en yetenekli kişilerin yaratıcı katkılarından doğmuş bir parfüm.

Ayaklı Etkinlik Takvimi olarak "Are You LOUD Enough?" sorusunu başka bir açıdan ele alarak sizlere soruyoruz. Bu post'un altına yorum olarak sorumuzun cevabını verenler arasından yapılacak çekilişle belirlenen 5 kişiye Tommy Hilfiger'ın yeni kokusu LOUD'u armağan ediyoruz.

"Hangi konserde, hangi şarkıyı avazınız çıktığı kadar bağırarak söylediniz?"

Unutmadan kulağımıza gelen dedikoduları da hemen paylaşalım. LOUD'un resmi Facebook sayfasında da hakeretlenmeler başlayacakmış. Takipçilerini çeşitli ses getirecek sürprizlerle sevindirecekmiş.

Ufak hatırlatmalar:
* 16 Aralık Perşembe gece yarısına kadar gönderilen cevaplar çekilişe katılacaktır.
* Kazanmanız durumunda size ulaşabilmemiz için yorumlarınıza ad, soyad ve e-mail adresinizi eklemeyi unutmayın.

Chromatics: Diskonun Karanlık Işığı - Evren Aşık

Ayaklı Etkinlik Takvimi'nden davetiye kazanarak Chromatics konserine giden Evren Aşık'ın kaleminden konseri aktarıyoruz sizlere. :)

Amerikalı elektro-pop grubu Chromatics, 9 Aralık gecesi Bant dergisinin davetlisi olarak Salon İKSV’de, tıpkı kendilerinden 2 gece önce aynı salonda çalan These New Puritans gibi 55 dakikalık oldukça kısa, ama etkisi hayli yüksek bir konser verdi. Chromatics’in müziği de tıpkı These New Puritans’ın müziği gibi karanlığıyla baş döndüren, melankolisiyle içinize işleyen bir derinliğe sahip. Bu nedenle 55 dakikalık bir süre, söz konusu böyle bir müzik olduğunda yoğun bir etki bırakıyor üzerinizde.

Chromatics’in karanlığı püritenlerinki gibi varoluşçu bir karanlık değil. Daha melodramatik, naifliği ve minimalizmiyle daha melodik, dans pistleriyle daha barışık, zamane bir karanlık onlarınki. Kate Bush’un “Running Up That Hill”ine yaptıkları nefis cover da bunun en açık kanıtı. Bile isteye detone söylenmiş, karanlık synthsizer’larıyla orijinal halinden çok daha dramatik bir atmosfere sahip bu cover, diğer “Running Up That Hill” cover’ları arasından hızla sıyrılacak güçte. Nip Tuck’ta duyulduğundan beri hatrı sayılır bir üne kavuşan “In The City”de grubun en önemli medar-ı iftiharlarından. Grubun 2007 tarihli “Night Drive” ve 2010 tarihli altı şarkılık “In the City” albümleri de keşfedilmesi gereken çok önemli Chromatics şarkılarıyla dolu.

Eğer diskonun karanlık bir köşesinde gözyaşları içinde dansetmek size iyi gelecekse Chromatics de iyi gelecektir. Aşağıdaki şarkıları dinlerken dans pabuçlarınızı ve mendilinizi eksik etmeyin.



11 Aralık 2010

Buradan Taaa Oraya: Gönlünden Ne Uçarsa

Kafe Pi Ailesi yine bir sosyal sorumluluk projesinin içinde yer alıyor: BURADAN TAAA ORAYA: Gönlünden Ne Uçarsa

KafePi Ailesi, 200'ü aşkın çalışanı ve müşterilerinin de desteğiyle 10 okula mont, ayakkabı, kitap, defter, kırtasiye malzemeleri, oyuncaklar ve daha nice gönlünüzden uçan hediyeyi götürüyor.

Aşağıda adı geçen KafePi işletmelerine, gönlünüzden uçan eşyalarınızı bırakın, onlar sizin için yerlerine ulaştırsın:

* Hakkari Şemdinli Anadağ Bölek - KafePi Beşiktaş Bistro
* Bitlis Hizan Beğendik - KafePi Asmalımescit Lounge
* Bitlis Hizan Kalkanlı - KafePi Suadiye Lounge
* Bitlis Hizan Doğrular - KafePi Taksim Rock Bar
* Mardin Derik Çeviker - KafePi Taksim Rock Bar
* Adıyaman Palanlı Köyü İ.Ö.O - Küçük Beyoğlu Fabrika
* Diyarbakır Silvan Köprülübağ - Küçük Beyoğlu Blow
* Balıkesir Pamukçu MHK İ.Ö.O - Küçük Beyoğlu Seven
* Tokat Erbaa Dokuzçan İ.Ö.O - Küçük Beyoğlu Spark
* Erzurum Aziziye Kabaktepe - KafePi Kordon Lounge

 
.fc-sectitle { color:#FFFFFF!important; }